İngilizce A1 Kelimeler: 1.060 Kelime (Başlangıç)
Toplam 1.060 İngilizce A1 kelimesinin tamamı, anlamı ve örnek cümlesiyle birlikte: her yeni başlayanın önce öğrenmesi gereken günlük hayatta kalma kelimeleri. Kalıcı olmaları için yapay zeka eğitmeninle sesli olarak çalış.
1.060 kelime
Öğretmenler için yazdırılabilir A1 kelime kartları
Sınıfta kullanmak için kesilebilir kartlar: ön yüzde kelime, arka yüzde anlamı ve örnek cümle.
Her gün size bir kelime gönderiyoruz.
Kelime listelerini tek başınıza ezberlemek zorunda değilsiniz. Telegram kanalımızda her gün bir kelimeyi birlikte çalışıyoruz.
- Üç şıklı test, cevabı bilmeden geçemezsiniz
- Örnek cümle ve kelimenin sesli okunuşu
- Ücretsiz, üyelik yok, istediğiniz an çıkarsınız
A
- abir (belirsiz artikel)
- a.m.öğleden önce (saat)
- aboutyaklaşık, aşağı yukarı
- aboveyukarıda
- actioneylem, hareket
- activityetkinlik, faaliyet
- actoraktör, oyuncu
- addeklemek
- addressadres
- afraidkorkmuş
- aftersonra, ardından
- afternoonöğleden sonra
- againtekrar, yine
- ageyaş
- agoönce (zaman)
- agreeaynı fikirde olmak, kabul etmek
- airplaneuçak
- airporthavaalanı
- albumalbüm
- allhepsi, tüm
- all rightiyi, sorun yok
- almostneredeyse
- aloneyalnız, tek başına
- alongbirlikte, yanında
- alreadyzaten, önceden
- alsoayrıca, de/da
- alwaysher zaman
- am-im, -yim (ben için)
- anbir (ünlüden önce)
- andve
- angrykızgın, öfkeli
- animalhayvan
- anotherbaşka bir, bir diğer
- answercevap, yanıt
- anyhiç, herhangi bir
- anybodyherhangi biri, kimse
- anyoneherhangi biri, kimse
- anythingherhangi bir şey
- appleelma
- AprilNisan
- apronönlük
- are-siniz, -sunuz (be fiili)
- armkol
- aroundetrafında, çevresinde
- arrivevarmak, ulaşmak
- artsanat
- articlemakale, yazı
- asolarak
- asksormak
- at-de, -da (yer/zaman)
- AugustAğustos
- auntteyze, hala
- autumnsonbahar
- awakeuyanık
- awayuzakta
B
- babybebek
- backgeri
- badkötü
- bagçanta
- balltop
- bananamuz
- bandmüzik grubu
- bankbanka
- barbar
- baseballbeyzbol
- basketballbasketbol
- batsopa (spor)
- bathbanyo (yıkanma)
- bathroombanyo, tuvalet
- beolmak
- beachplaj, sahil
- beanfasulye
- bearayı
- beautifulgüzel
- becauseçünkü
- becomeolmak, haline gelmek
- bedyatak
- bedroomyatak odası
- beearı
- beefsığır eti
- beforedaha önce
- beginbaşlamak
- behindarkada, geride
- believeinanmak
- bellzil, çan
- belowaşağıda
- besideyanında
- besten iyi
- betterdaha iyi
- betweenarasında
- bicyclebisiklet
- bigbüyük
- bikebisiklet
- birdkuş
- birthdoğum
- birthdaydoğum günü
- biscuitbisküvi
- blacksiyah
- blankboş (yazısız)
- blockblok, mahalle bloğu
- blowüflemek, esmek
- bluemavi
- boardtahta, pano
- boattekne, kayık
- bodyvücut
- bonekemik
- bookkitap
- bookstorekitapçı
- boringsıkıcı
- borrowödünç almak
- bothher ikisi de
- bottleşişe
- bottomalt kısım, dip
- bowlkase
- boxkutu
- boyerkek çocuk
- boyfrienderkek arkadaş
- brainbeyin
- breadekmek
- breakkırmak
- breakfastkahvaltı
- breathenefes almak
- bridgeköprü
- brightparlak
- bringgetirmek
- brokenkırık, bozuk
- brothererkek kardeş
- brownkahverengi
- brushfırça
- bucketkova
- buildinşa etmek
- buildingbina
- burgerhamburger
- busotobüs
- businessiş, ticaret
- busymeşgul
- butama, fakat
- buttertereyağı
- butterflykelebek
- buttondüğme
- buysatın almak
- bytarafından
- byehoşça kal
C
- cafekafe
- cakepasta, kek
- callarama, telefon görüşmesi
- camerafotoğraf makinesi
- campkamp
- can-abilmek (yetenek/izin)
- candyşeker, tatlı
- capkasket, şapka
- cararaba
- cardkart
- carebakım, özen
- carefuldikkatli
- carefullydikkatlice
- carrytaşımak
- cartoonçizgi film
- casedurum
- catkedi
- catchyakalama
- CDCD, kompakt disk
- CD playerCD çalar
- celebratekutlamak
- celebrationkutlama
- chairsandalye
- changedeğişim, değişiklik
- characterkarakter
- checkhesap
- cheesepeynir
- chickentavuk
- childçocuk
- chocolateçikolata
- chooseseçmek
- churchkilise
- cinemasinema
- circledaire, çember
- cityşehir
- classsınıf, ders
- classmatesınıf arkadaşı
- classroomsınıf (oda)
- cleantemiz
- cleverzeki, akıllı
- climbtırmanış
- clocksaat (duvar/masa)
- closeyakın
- closedkapalı
- clothkumaş, bez
- clotheskıyafetler, giysiler
- cloudbulut
- cloudybulutlu
- clubkulüp
- coachantrenör, koç
- coatpalto, ceket
- codekod, şifre
- coffeekahve
- cokekola
- coldsoğuk
- collecttoplamak, biriktirmek
- collectionkoleksiyon
- collegeüniversite, kolej
- colorrenk
- comegelmek
- computerbilgisayar
- concertkonser
- contestyarışma
- conversationsohbet, konuşma
- cookaşçı
- cookiekurabiye
- coolserin
- coppolis (argo)
- copykopya
- cornmısır
- cornerköşe
- correctdoğru
- couchkanepe
- could-ebilirdi (geçmiş yetenek/rica)
- coursekurs
- cousinkuzen
- coverkapak, örtü
- cowinek
- creamkrema
- credit cardkredi kartı
- cryçığlık, ağlama
- culturekültür
- cupfincan, bardak
- cutkesmek
- cutesevimli
D
- dadbaba
- daddybabacığım, baba
- dancedans
- dancingdans etme
- darkkaranlık
- datetarih
- daughterkız evlat
- daygün
- dearsevgili
- DecemberAralık
- deliciouslezzetli
- describetanımlamak, betimlemek
- designtasarım
- deskmasa, çalışma masası
- dictionarysözlük
- didyaptı (do fiilinin geçmişi)
- differencefark
- differentfarklı
- difficultzor
- digkazı
- dining roomyemek odası
- dinnerakşam yemeği
- dirtykirli
- discusstartışmak, görüşmek
- dishtabak, yemek
- doyapmak
- doctordoktor
- doesyapar
- dogköpek
- doingyapıyor
- dolloyuncak bebek
- dollardolar
- doorkapı
- downaşağı
- dramadram, drama dizisi
- drawçizmek
- dreamrüya, hayal
- dresselbise
- drinkiçecek
- drivearaba yolculuğu, sürüş
- driversürücü, şoför
- dropdüşürmek
- drumdavul
- drykuru
- duevadesi gelmiş, beklenen
- DVDDVD, disk
E
- eachher bir
- each otherbirbiri
- earkulak
- earlyerken
- easykolay
- eatyemek
- eggyumurta
- eightsekiz
- eighteenon sekiz
- eightyseksen
- eitherde, da
- elementarytemel, ilkokul düzeyinde
- elevenon bir
- elsebaşka
- emaile-posta
- endson
- engineermühendis
- enjoykeyif almak, hoşlanmak
- eveningakşam
- eventetkinlik, olay
- everyher
- everybodyherkes
- everydaygünlük, sıradan
- everyoneherkes
- everythingher şey
- everywhereher yerde
- exampleörnek
- excellentmükemmel
- excitedheyecanlı
- excitingheyecan verici
- excusebahane, mazeret
- exerciseegzersiz yapmak
- expensivepahalı
- eyegöz
F
- faceyüz
- factoryfabrika
- fairadil
- fairyperi
- falseyanlış, sahte
- familyaile
- famousünlü
- fanhayran, fan
- farmçiftlik
- farmerçiftçi
- fasthızlı
- fatşişman, yağlı
- fatherbaba
- favoriteen sevilen, favori
- FebruaryŞubat
- feedhayvan yemi
- feelhissetmek
- feelinghis, duygu
- festivalfestival
- feverateş
- fieldtarla, alan
- fifteenon beş
- fiftyelli
- fightkavga
- filedosya
- filldoldurmak
- findbulmak
- fineiyi, güzel
- finishbitiş, son
- fireateş, yangın
- firstilk, birinci
- fishbalık
- fishingbalıkçılık, balık tutma
- fivebeş
- flagbayrak
- flatdaire
- floorzemin, kat
- flowerçiçek
- flysinek
- focusodaklanmak
- foggysisli
- followingsonraki, izleyen
- foodyiyecek, yemek
- footballfutbol
- foriçin
- foreignyabancı
- foreigneryabancı
- forgetunutmak
- formform
- fortykırk
- fourdört
- fourteenon dört
- freeücretsiz, bedava
- FridayCuma
- friendarkadaş
- frogkurbağa
- from-den, -dan
- frontön
- fruitmeyve
- fulldolu
- funeğlenceli
- funnykomik
- futuregelecek
G
- gameoyun
- garbageçöp
- gardenbahçe
- getalmak, elde etmek
- ghosthayalet
- gifthediye
- girlkız
- girlfriendkız arkadaş
- givevermek
- gladmemnun, mutlu
- glassbardak
- glassesgözlük
- gogitmek
- goalgol
- goldaltın rengi, altından
- goodiyi
- good afternooniyi günler
- good morninggünaydın
- good nightiyi geceler
- gradenot
- grammardilbilgisi, gramer
- grandfatherbüyükbaba
- grandmabüyükanne, anneanne
- grandmotherbüyükanne
- grandpabüyükbaba, dede
- grandparentbüyükanne veya büyükbaba
- grapeüzüm
- grassçim, ot
- graygri
- greatharika, muhteşem
- greenyeşil
- greetselamlamak
- groundyer, zemin
- groupgrup
- growbüyümek
- guesstahmin etmek
- guestmisafir, konuk
- guitargitar
- guyadam, herif
H
- habitalışkanlık
- hadsahipti, vardı
- hairsaç
- haircutsaç kesimi
- halfyarım, yarı
- hallkoridor, salon
- hamburgerhamburger
- handel
- handsomeyakışıklı
- happenolmak, gerçekleşmek
- happymutlu
- hardzor
- hassahip, var
- hatşapka
- havesahip olmak
- have tozorunda olmak, gerekmek
- heo
- headkafa, baş
- headachebaş ağrısı
- healthsağlık
- healthysağlıklı
- hearduymak
- heartkalp
- heavyağır
- hellomerhaba
- helpyardım etmek
- heronun
- hereburada
- hersonunki
- hiselam
- hidesaklamak, gizlenmek
- highyüksek
- hilltepe
- himonu
- hisonun
- historytarih
- hobbyhobi
- holdtutuş, kavrama
- holedelik
- holidaytatil
- homeev
- hometownmemleket, doğduğu şehir
- homeworkev ödevi
- hopeumut
- horseat
- hospitalhastane
- hotsıcak
- hotelotel
- hoursaat
- houseev
- hownasıl
- hungryaç
- hurryacele
- hurtincitmek, acıtmak
- husbandkoca, eş
I
- Iben
- icebuz
- ice creamdondurma
- ideafikir
- idealideal, mükemmel
- ifeğer
- imaginehayal etmek
- importantönemli
- iniçinde
- informationbilgi
- insideiçinde, içeride
- interestedilgili, meraklı
- interestingilginç
- Internetinternet
- interviewmülakat, röportaj
- interviewermülakat yapan kişi
- intoiçine
- introducetanıtmak
- isdir, dır
- islandada
- ito
- itemmadde, öğe
- itsonun
J
K
L
- ladyhanım, bayan
- languagedil
- largebüyük
- last namesoyadı
- lategeç
- latersonra, daha sonra
- laughgülmek
- lazytembel
- leaderlider
- leafyaprak
- learnöğrenmek
- leaveayrılmak, terk etmek
- leftsol
- legbacak
- lessonders
- letizin vermek, bırakmak
- lettermektup
- librarykütüphane
- lifehayat, yaşam
- lighthafif
- likegibi
- lilyzambak
- linesıra, kuyruk
- lionaslan
- listliste
- listendinlemek
- littleküçük, az
- liveyaşamak
- livingcanlı, yaşayan
- living roomoturma odası
- lonelyyalnız
- longuzun
- lookbakış, görünüş
- lotçok
- loveaşk, sevgi
- lovelygüzel, hoş
- luckşans
- luckyşanslı
- lunchöğle yemeği
M
- machinemakine
- magazinedergi
- mailposta
- makeyapmak
- manadam, erkek
- manybirçok, çok sayıda
- mapharita
- MarchMart
- matchmaç
- mathmatematik
- mattermesele, konu
- may-ebilir, izin
- maybebelki
- mebeni, bana
- mealyemek, öğün
- meananlamına gelmek
- meatet
- medicineilaç
- meetbuluşmak, tanışmak
- meetingtoplantı
- memoryanı, hafıza
- merryneşeli, mutlu
- messagemesaj
- middleorta
- milksüt
- mindzihin, akıl
- minebenimki
- minutedakika
- MissBayan
- mobilecep telefonu
- mobile phonecep telefonu
- momanne
- momentan, anlık
- mommyanneciğim
- MondayPazartesi
- moneypara
- monkeymaymun
- monthay
- moonay (gökyüzü)
- moredaha fazla
- morningsabah
- mostçoğu, en fazla
- motheranne
- mountaindağ
- mousefare
- mouthağız
- movehamle, hareket
- moviefilm
- Mr.Bay
- Mrs.Bayan
- muchçok
- mumanne
- musicmüzik
- musicianmüzisyen
- must-meli, zorunlu
- mybenim
N
- nameisim, ad
- nationalitymilliyet, uyruk
- nearyakın
- neckboyun
- needgerekmek
- neighborkomşu
- neverasla, hiçbir zaman
- newyeni
- newshaber
- newspapergazete
- nicehoş, güzel
- nightgece
- ninedokuz
- nineteenon dokuz
- ninetydoksan
- nohayır
- noisegürültü
- noseburun
- notdeğil
- notenot
- notebookdefter
- nothinghiçbir şey
- NovemberKasım
- nowşimdi
- numbernumara, sayı
- nursehemşire
O
- o'clocksaat (tam)
- OctoberEkim
- of-in, -ait
- offkapalı
- officeofis, büro
- officerpolis memuru
- oftensık sık
- OKtamam, iyi
- oldyaşlı
- OlympicsOlimpiyatlar
- onüzerinde, üstünde
- oncebir kez
- onebir
- onlytek, yalnız
- openaçık
- operaopera
- orveya, ya da
- orangeturuncu
- ordersipariş
- otherdiğer, başka
- ourbizim
- oursbizimki
- outdışarı, dışarıda
- outsidedışarıda
- overüzerinden, üstünde
- ownkendi
- ownersahip
P
- p.m.öğleden sonra
- pagesayfa
- paintboya
- paintingtablo, resim
- pairçift
- palacesaray
- pantspantolon
- paperkağıt
- paragraphparagraf
- pardonaffedersiniz, pardon
- parentebeveyn
- parkpark
- partnereş, ortak
- partyparti
- pastgeçerek
- payücret, maaş
- peacebarış
- penkalem
- pencilkurşun kalem
- peopleinsanlar
- perioddönem, süre
- personkişi, insan
- personalkişisel
- petevcil hayvan
- phonetelefon
- photofotoğraf
- pianopiyano
- pickseçmek
- picnicpiknik
- pictureresim, fotoğraf
- pieceparça
- pigdomuz
- pinkpembe
- pizzapizza
- placeyer, mekan
- planplan
- planeuçak
- playoyun, tiyatro oyunu
- playeroyuncu
- pleaselütfen
- pleasurezevk, memnuniyet
- pocketcep
- poemşiir
- pointgörüş, fikir
- pollutionkirlilik
- poolhavuz
- poorfakir, yoksul
- poppop müzik
- postposta
- posterposter, afiş
- potatopatates
- practicepratik, alıştırma
- praydua etmek
- presenthediye
- prettygüzel, hoş
- pricefiyat
- princeprens
- princessprenses
- problemsorun, problem
- programprogram
- purplemor
- pushitmek
- putkoymak
Q
R
- rabbittavşan
- radioradyo
- rainyağmur
- rainyyağmurlu
- ratsıçan
- readokumak
- readerokuyucu
- readingokuma
- readyhazır
- realgerçek
- reallygerçekten
- reasonsebep, neden
- redkırmızı
- rememberhatırlamak
- repeattekrarlamak
- reportermuhabir
- restaurantrestoran
- resultsonuç
- reviewinceleme, eleştiri
- ribbonkurdele
- ricepirinç
- richzengin
- rideyolculuk, biniş
- rightsağ
- ringçalmak (zil gibi)
- rivernehir
- rolerol, görev
- roomoda
- rosegül
- rowsıra
- rudekaba
- rulekural
- rulercetvel
- runkoşu
S
- sadüzgün
- sailordenizci
- saladsalata
- saleindirim
- sameaynı
- sandwichsandviç
- Saturdaycumartesi
- savebiriktirmek
- sawtestere
- saysöylemek
- schoolokul
- sciencebilim, fen
- scientistbilim insanı
- seadeniz
- seatkoltuk, oturak
- secondikinci
- sectionbölüm, kısım
- seegörmek
- selfkendilik, benlik
- sellsatmak
- sentencecümle
- Septembereylül
- setkoymak, ayarlamak
- sevenyedi
- seventeenon yedi
- seventyyetmiş
- shakemilkshake
- sharepaylaşmak
- sheo (kadın için)
- sheepkoyun
- shelfraf
- shipgemi
- shirtgömlek
- shoeayakkabı
- shopdükkân
- shoppingalışveriş
- shortkısa
- shouldtavsiye bildiren yardımcı fiil
- shoulderomuz
- showgöstermek
- showerduş
- shyutangaç
- sickhasta
- sidekenar, taraf
- sightmanzara, görüntü
- signişaret, tabela
- singşarkı söylemek
- singerşarkıcı
- sirbayım, efendim
- sisterkız kardeş
- sitoturmak
- sitealan, site
- sixaltı
- sixteenon altı
- sixtyaltmış
- sizeboyut, beden
- skillbeceri
- skirtetek
- skygökyüzü
- sleepuyumak
- slowyavaş
- smallküçük
- smartzeki, akıllı
- smellkoku
- smilegülümseme
- smithdemirci
- smokeduman
- smokingsigara içme
- snakeyılan
- snowkar
- snowykarlı
- sobu yüzden, o yüzden
- soccerfutbol
- socialsosyal, toplumsal
- sofakanepe
- solveçözmek
- somebiraz, bazı
- someonebiri, birisi
- somethingbir şey
- sonoğul
- songşarkı
- soonyakında
- sorryüzgün, pardon
- soupçorba
- speakkonuşmak
- specialözel
- speechkonuşma, nutuk
- spellbüyü
- spendharcamak
- sportspor
- spotyer, nokta
- springilkbahar
- spycasus
- stagesahne
- standtezgâh, stant
- staryıldız (gökyüzünde)
- startbaşlangıç
- stationistasyon
- staykalmak
- stepadım atmak
- stillhareketsiz, durgun
- stonetaş
- stopdurak
- storemağaza
- storyhikâye
- straightdoğru, düz bir şekilde
- strangegarip
- streetsokak
- strictkatı, sıkı
- stronggüçlü
- studentöğrenci
- studyçalışmak, ders çalışmak
- subjectkonu, ders
- subwaymetro
- successfulbaşarılı
- sugarşeker
- suggestionöneri
- sumtoplam
- summeryaz
- sungüneş
- Sundaypazar
- sunnygüneşli
- sunshinegüneş ışığı
- superharika, süper
- supermarketsüpermarket
- sureemin
- surfdalga köpüğü, sörf
- surprisesürpriz
- surveyanket
- sweettatlı
- swimyüzme (eylemi)
- swimmingyüzme
- swimming poolyüzme havuzu
T
- T-shirttişört
- tablemasa
- takealmak, götürmek
- talkkonuşmak
- talluzun (boy)
- taxitaksi
- teaçay
- teachöğretmek
- teacheröğretmen
- teamtakım
- technologyteknoloji
- telephonetelefon
- televisiontelevizyon
- tellanlatmak, söylemek
- templetapınak
- tenon
- tennistenis
- terribleberbat, korkunç
- testsınav, test
- thankarşılaştırma bildiren bağlaç
- thankteşekkür etmek
- thanksteşekkürler
- thatki (bağlaç)
- thebelirli tanımlık (the)
- theatertiyatro
- theironların
- themonları, onlara
- theno zaman, sonra
- thereorada
- thesebunlar
- theyonlar
- thickkalın
- thinince, zayıf
- thingşey
- thinkdüşünmek
- thirteenon üç
- thirtyotuz
- thisbu
- thoseşunlar, onlar
- threeüç
- throughiçinden, boyunca
- throwatış
- Thursdayperşembe
- ticketbilet
- tigerkaplan
- tightsıkı, dar
- timezaman, saat
- tiredyorgun
- tomastar işareti (to)
- todaybugün
- togetherbirlikte
- toilettuvalet
- tomatodomates
- tomorrowyarın
- tonightbu gece
- toofazla, gereğinden fazla
- toolalet
- toothdiş
- toptepe, üst
- topickonu
- touchdokunma
- towelhavlu
- towerkule
- townkasaba, şehir
- toyoyuncak
- traintren
- travelseyahat etmek
- treeağaç
- tripgezi
- trouserspantolon
- truckkamyon
- truedoğru, gerçek
- trydeneme
- tubetüp, boru
- Tuesdaysalı
- turkeyhindi
- turnsıra
- TVtelevizyon
- twelveon iki
- twentyyirmi
- twoiki
- typetür, çeşit
U
V
W
- waitbeklemek
- waitergarson (erkek)
- waitressgarson (kadın)
- wakegeminin arkasındaki iz
- walkyürüyüş
- wallduvar
- wantistemek
- warsavaş
- warmılık, sıcak
- wasidi
- washyıkama
- watchkol saati
- watersu
- wayyol, yöntem
- webiz
- weargiymek
- weatherhava durumu
- Wednesdayçarşamba
- weekhafta
- weekendhafta sonu
- welcomehoş geldin
- welliyi, sağlıklı
- wereidik, idiniz, idiler
- whatne, hangi
- wheeltekerlek
- whenne zaman
- wherenerede, nereye
- whichhangi
- whitebeyaz
- whokim
- whosekimin
- whyneden, niçin
- wifeeş, karı
- will-ecek (gelecek zaman)
- winkazanmak
- windrüzgâr
- windowpencere
- winterkış
- wishdilek
- withile
- womankadın
- wonderfulharika
- wordkelime
- workiş, çalışma
- workerişçi, çalışan
- worlddünya
- worryendişe, kaygı
- would-erdi, kibar istek kalıbı
- writeyazmak
- writeryazar
- wrongyanlış
Y
Z
- zoohayvanat bahçesi
Sınav karşılığı: A1, kabaca Cambridge A1 veya TOEIC 220 altına denk gelir. Değerler yaklaşıktır, sınav dönemine göre değişir.
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Vocaflare'deki kelime videoları Vocaflare Clips API ile geliyor. Dil uygulaması geliştiriyorsanız aynı indeksi siz de kullanabilirsiniz.
Listeyi okumak ilk adım. Hedef konuşmak.
VocaFlare'ı indirin ve bu kelimeleri yapay zeka ile İngilizce sohbetin içinde kullanın; sesli kullandığınız kelime kalıcı olur.
Seviye seviye İngilizce kelimeler hakkında sık sorulanlar
CEFR seviyeli kelime listeleri hakkında merak edilenler.