İngilizce B2 Kelimeler: 2.415 Kelime (Orta Üstü)
Toplam 2.415 İngilizce B2 kelimesinin tamamı, anlamı ve örnek cümlesiyle birlikte: iş hayatı, tartışma ve incelik gerektiren sohbetler için kelimeler. Kalıcı olmaları için yapay zeka eğitmeninle sesli olarak çalış.
2.415 kelime
Sınava mı hazırlanıyorsunuz?TOEIC kelimeleriYDS ve YÖKDİL
Öğretmenler için yazdırılabilir B2 kelime kartları
Sınıfta kullanmak için kesilebilir kartlar: ön yüzde kelime, arka yüzde anlamı ve örnek cümle.
Her gün size bir kelime gönderiyoruz.
Kelime listelerini tek başınıza ezberlemek zorunda değilsiniz. Telegram kanalımızda her gün bir kelimeyi birlikte çalışıyoruz.
- Üç şıklı test, cevabı bilmeden geçemezsiniz
- Örnek cümle ve kelimenin sesli okunuşu
- Ücretsiz, üyelik yok, istediğiniz an çıkarsınız
A
- abandonedterk edilmiş
- abnormallyanormal bir şekilde
- abolishkaldırmak, feshetmek
- aboriginalyerli, aborijin
- abruptlyaniden
- absenteedevamsız kişi, gaip
- absurdsaçma, gülünç
- abuseistismar, kötüye kullanma
- accessibilityerişilebilirlik
- accommodationkonaklama
- accordinglybuna göre, uygun şekilde
- accumulatebiriktirmek
- accusationsuçlama
- achievablebaşarılabilir, ulaşılabilir
- acidasit
- acquisitionedinme, satın alma
- activelyaktif olarak
- actualgerçek, asıl
- acutekeskin, şiddetli
- adaptableuyum sağlayabilen
- addictbağımlı
- addictedbağımlı
- addictionbağımlılık
- additionallyayrıca, ek olarak
- adequateyeterli
- adequatelyyeterince
- adjustmentayarlama, uyum
- administrativeidari, yönetimsel
- admirabletakdire değer
- admiringlyhayranlıkla
- admittedlykabul etmek gerekirse
- adoptedevlat edinilmiş, benimsenmiş
- adoptionevlat edinme
- adoretapmak, çok sevmek
- adornsüslemek
- advancementilerleme, yükselme
- adventbaşlangıç, ortaya çıkış
- adventurousmaceracı
- adverseolumsuz, ters
- adverselyolumsuz şekilde
- adversitysıkıntı, zorluk
- affectionatesevecen, şefkatli
- affectionatelysevgiyle
- affordableuygun fiyatlı
- agelesszamansız, yaşlanmayan
- aggressivelysaldırgan bir şekilde
- agonizekıvranmak, çok kaygılanmak
- agonyacı, ıstırap
- aircraftuçak
- aircrewuçak mürettebatı
- alcoholismalkolizm
- alertuyarmak
- allegationiddia
- allianceittifak
- allymüttefik
- alongsideyanında, birlikte
- alphabeticalalfabetik
- altarsunak, mihrap
- alterdeğiştirmek
- alternatesırayla yapmak, değişmek
- alternativelyalternatif olarak
- altitudeirtifa, yükseklik
- aluminumalüminyum
- amazehayrete düşürmek
- amazementhayret, şaşkınlık
- amazinglyşaşırtıcı bir şekilde
- ambassadorbüyükelçi
- ambiguitybelirsizlik
- ambiguousbelirsiz, muğlak
- ammoniaamonyak
- amongstarasında
- amplebol, yeterli
- amplifieramplifikatör
- amplifygüçlendirmek, yükseltmek
- amuseeğlendirmek
- analogybenzetme, analoji
- analystanalist
- anchorçapa, demir
- anchoragedemir yeri, liman
- anchormanerkek spiker
- anchorpersonspiker
- anguishelem, ıstırap
- animatecanlandırmak
- anonymousanonim, isimsiz
- antiaircraftuçaksavar
- antibacterialantibakteriyel
- anticancerkansere karşı ilaç
- anticipatebeklemek, öngörmek
- anticipationbeklenti, heyecan
- antipollutionkirliliğe karşı önlem
- antistaticstatik önleyici
- antivirusantivirüs
- apostrophekesme işareti
- applicantbaşvuru sahibi
- appreciativeminnettar
- appropriatelyuygun şekilde
- approximateyaklaşık
- archkemer
- archaeologistarkeolog
- arctickuzey kutbuyla ilgili
- arenaarena
- aristocracyaristokrasi
- armfulkucak dolusu
- arouseuyandırmak, harekete geçirmek
- arrogantkibirli
- arteryatardamar
- articulateaçıkça ifade etmek
- artificiallyyapay olarak
- artistrysanatkarlık
- ashkül
- aspirationözlem, hedef
- aspireözlemini duymak, hedeflemek
- assaultsaldırı
- assembletoplamak, monte etmek
- assemblytoplantı, tören
- assertiddia etmek, ileri sürmek
- assessdeğerlendirmek
- assessmentdeğerlendirme
- assumptionvarsayım
- assurancegüvence
- assuretemin etmek, güvence vermek
- astonishhayrete düşürmek
- astonishedhayrete düşmüş
- astonishingşaşırtıcı
- astonishmenthayret
- astronomyastronomi
- athleticsatletizm
- attachedekli, iliştirilmiş
- attainableulaşılabilir
- attainmentbaşarı, ulaşma
- attendancekatılım, devam
- attentivedikkatli
- attentivelydikkatle
- attractivenessçekicilik
- attributenitelik, özellik
- atypicalalışılmadık
- auberginepatlıcan
- auditdenetim
- auditionseçme sınavı
- authoritativeotoriter, yetkili
- authorizeyetki vermek, izin vermek
- availabilitymüsaitlik, mevcudiyet
- awaitbeklemek
- awehayranlık, huşu
- axbalta
- axiseksen
B
- backupyedek
- backwardgeriye doğru
- backyardarka bahçe
- bad-temperedhuysuz, aksi
- badgerozet
- balanceddengeli
- balkyinatçı, dik kafalı
- balladbalad
- balletbale
- ballotoy pusulası
- banyasak
- bankerbankacı
- bankruptiflas ettirmek
- bankruptcyiflas
- barbershopberber dükkanı
- barleyarpa
- barnahır, ambar
- barometerbarometre
- barrenkısır, çorak
- barrierengel, bariyer
- bartenderbarmen
- bathhousehamam
- battlefieldsavaş alanı
- beaglebeagle köpeği
- beakgaga
- beamışın, ışık huzmesi
- bearingilgi, duruş
- beautifygüzelleştirmek
- bellowbağırmak, kükremek
- belongingseşyalar
- beneficialfaydalı
- benevolenceiyilikseverlik
- benevolentiyiliksever
- berrymeyve, çilek türü
- bestowbahşetmek, vermek
- bestsellerçok satan
- betrayihanet etmek
- bewilderşaşırtmak, kafasını karıştırmak
- bewildermentşaşkınlık
- bidteklif vermek
- biddingihale, teklif verme
- bikinibikini
- billionmilyar
- bindbağlamak
- biokısa biyografi
- biologicalbiyolojik
- biotechnologybiyoteknoloji
- birdcagekuş kafesi
- birthplacedoğum yeri
- bitterlyacı bir şekilde
- bizarretuhaf, garip
- bladebıçak ağzı
- blastpatlama
- blazealev, yangın
- blindlykörü körüne
- blindnesskörlük
- blinkgöz kırpmak
- bloodstreamkan dolaşımı
- bloodykanlı
- bloomingçiçek açan
- blossomçiçek
- blurbulanıklaştırmak
- blurtağızdan kaçan söz
- boilingkaynayan, çok sıcak
- boltcıvata
- bombardeski tip top
- bomberbombardıman uçağı
- bombingbombalama
- bonykemikli, sıska
- bookishkitap kurdu, akademik
- bookletkitapçık, broşür
- bookmarkyer imi
- boostartış, destek
- boothkabin, stant
- bossyotoriter, buyurgan
- botanybotanik
- botheredrahatsız olmuş
- bothersomecan sıkıcı
- bourbonburbon viskisi
- boxerboksör
- bracketdestek, dirsek
- bragövünme
- braverycesaret
- breakablekırılabilir
- breakdownarıza, bozulma
- breakupayrılık
- breathtakingnefes kesici
- breezyesintili, rüzgarlı
- brewerybira fabrikası
- brilliantlyparlak bir şekilde
- broadbandgeniş bant internet
- broadcasteryayıncı
- broadengenişletmek
- broadlygeniş anlamda, genel olarak
- brochurebroşür
- brother-in-lawkayınbirader, enişte
- browsegöz atmak, gezinmek
- browsertarayıcı
- bruiseçürük, morluk
- budtomurcuk
- bulimiabulimia
- bullyzorbalık yapmak
- bumavare, serseri
- bumpertampon
- buntopuz
- burdensomeyük getiren, ağır
- bureaucracybürokrasi
- burglaryhırsızlık, ev soygunu
- burglesoymak, hırsızlık yapmak
- burialgömme, defin
- bustletelaşla koşuşturmak
- bustlinghareketli, kalabalık
- buzzheyecan, hareketlilik
C
- cabinetdolap
- cablekablo
- calmlysakince
- campaignkampanya
- candidateaday
- canebaston
- cannonballtop güllesi
- canonklasikler bütünü, kanon
- capabilityyetenek, kapasite
- captionalt yazı, resim başlığı
- captiveesir, tutsak
- caravankaravan, kervan
- carbonkarbon
- carbon dioxidekarbondioksit
- carbon footprintkarbon ayak izi
- carbon monoxidekarbon monoksit
- cardboardkarton
- cardiganhırka
- carefreekaygısız, tasasız
- caringşefkatli, ilgili
- carnivalkarnaval
- carpoolaraç paylaşımı
- carveoymak
- cascadeçağlayan, ardışık akış
- castoyuncu kadrosu
- casuallygelişigüzel, rahat bir şekilde
- catalogkatalog
- catalystkatalizör, tetikleyici
- catastrophefelaket, afet
- catastrophicyıkıcı, felaket getiren
- catchyakılda kalıcı
- categorizationsınıflandırma
- cateringyemek hizmeti, catering
- cathedralkatedral
- ceasedurmak, sona ermek
- ceilingtavan
- cellarbodrum, mahzen
- cellistçellist
- celloçello
- cemeterymezarlık
- centigradesantigrat
- certificatesertifika, belge
- certificationbelgelendirme, sertifikasyon
- certifyonaylamak, belgelendirmek
- chancellorşansölye
- chaotickaotik, karmaşık
- charmingçekici, sevimli
- cheathile yapmak, aldatmak
- checkpointkontrol noktası
- cheekyküstah, arsız
- cheerfullyneşeyle
- cheerfulnessneşe, keyif
- chemotherapykemoterapi
- cherisheddeğer verilen, aziz tutulan
- cherrykiraz
- chewçiğnemek
- childishçocukça
- chimneybaca
- chipkırık, çentik
- chopdoğramak, kesmek
- chunkparça, iri lokma
- circuitdevre
- circuitrydevre sistemi
- circumstancedurum, koşul
- citywideşehir genelinde
- clammidye türü, deniz tarağı
- clapalkışlamak
- clarifyaçıklığa kavuşturmak
- classificationsınıflandırma
- clausemadde, hüküm
- clearnessberraklık, netlik
- clericalbüro işleriyle ilgili
- clientmüşteri, müvekkil
- climate changeiklim değişikliği
- clogtıkamak
- closurekapanış, kapatma
- clothinggiysi, kıyafet
- clumsysakar, beceriksiz
- coachingkoçluk, antrenörlük
- coalitionkoalisyon
- coarsekaba dokulu, pürüzlü
- coastlinekıyı şeridi
- cocktailkokteyl
- cocoakakao
- coconuthindistan cevizi
- coherencetutarlılık
- coherenttutarlı, anlaşılır
- coincideçakışmak, aynı zamana denk gelmek
- coincidencerastlantı, tesadüf
- colleaguemeslektaş, iş arkadaşı
- collectorkoleksiyoncu
- collocationeş dizimlilik, kelime öbeği
- coloniki nokta üst üste
- colonialsömürgeci, koloniyal
- comakoma
- comfortablyrahatça
- commanderkomutan
- commemorateanmak, hatırasını yaşatmak
- commerceticaret
- commissionkomisyon
- commonwealthmilletler topluluğu
- communicativeiletişime açık, konuşkan
- communitytopluluk
- commuteişe gidip gelmek
- compassionmerhamet, şefkat
- compassionatemerhametli, şefkatli
- compatibleuyumlu
- compensatetazmin etmek
- compensationtazminat
- competenceyeterlilik, beceri
- competentyetkin, becerikli
- compilederlemek
- completiontamamlanma
- complexioncilt rengi, ten
- complexitykarmaşıklık
- componentbileşen, parça
- comprehensionkavrama, anlama
- comprehensivekapsamlı
- compresskompres
- compressionsıkıştırma
- compulsoryzorunlu
- computehesaplamak
- concealgizlemek
- concedeisteksizce kabul etmek, teslim olmak
- conceitkendini beğenmişlik
- conceivableakla yatkın, düşünülebilir
- conceivetasarlamak, aklına getirmek
- conceptionkavrayış, anlayış
- concerninghakkında, ile ilgili
- concessiontaviz
- concretesomut
- condemnkınamak
- conductororkestra şefi
- conekoni
- conferencekonferans
- conferencingkonferans sistemiyle görüşme
- confessitiraf etmek
- confessionitiraf
- confidentlykendinden emin bir şekilde
- confinesınırlamak, kısıtlamak
- confrontyüzleşmek
- conjunctionbağlaç
- conquestfetih
- consciencevicdan
- consciousnessbilinç
- consensusfikir birliği, konsensüs
- consentonay, rıza
- considerablyönemli ölçüde
- consideringgöz önüne alındığında
- consistenttutarlı, istikrarlı
- consolationteselli
- consoleteselli etmek
- constantsürekli, sabit
- consultdanışmak
- consultantdanışman
- contaminatekirletmek, bulaştırmak
- contemporaryçağdaş, modern
- contempthor görme, aşağılama
- contractsözleşme
- contradictçelişmek, ters düşmek
- contradictionçelişki
- contradictoryçelişkili
- controversytartışma, ihtilaf
- convenientlyuygun bir şekilde
- conventiongelenek, teamül
- conventionalgeleneksel, alışılmış
- conversetam tersi, karşıt önerme
- converselytam tersine
- conversiondönüşüm
- convertdönüştürmek
- convincedikna olmuş, emin
- cooperateiş birliği yapmak
- cooperationiş birliği
- cooperativeiş birlikçi, uyumlu
- copebaş etmek
- copperbakır
- coralmercan
- coreçekirdek, öz
- cornerstonetemel taş
- cornetkornet
- coronakorona, güneş halkası
- corporalbedensel, fiziksel
- corporatekurumsal, şirketle ilgili
- corporationşirket, kurum
- correctnessdoğruluk
- correspondkarşılık gelmek, örtüşmek
- correspondenceyazışma
- correspondentmuhabir
- correspondingkarşılık gelen, ilgili
- corridorkoridor
- corruptyozlaşmış, yolsuzluğa bulaşmış
- corruptionyolsuzluk
- costlypahalı, maliyetli
- costumekostüm
- cottageküçük ev, kulübe
- countrymanyurttaş, vatandaş
- countrywideülke çapında
- courtesynezaket
- cowardkorkak
- cowardlykorkakça
- cozinessrahatlık, sıcaklık
- cozyrahat, sıcacık
- crabyengeç
- crackçatlak
- craftsmanusta, zanaatkâr
- craterkrater
- crawlemeklemek, sürünmek
- creasekırışıklık, kat izi
- creationyaratım, eser
- creativelyyaratıcı bir şekilde
- creekdere
- creepyürkütücü, tekinsiz
- crewmürettebat, ekip
- cripplesakat, eski aşağılayıcı terim
- criticallyeleştirel biçimde
- criticismeleştiri
- crocodiletimsah
- crosslysinirli bir şekilde
- crucialçok önemli, kritik
- cruellyacımasızca
- crueltyzulüm, acımasızlık
- crystallizenetleşmek, billurlaşmak
- cubeküp
- cubismkübizm
- cuffkol ağzı, manşet
- culminationdoruk noktası, sonuç
- culturallykültürel olarak
- curlbukle, kıvrım
- cursorimleç
- cyberaddictinternet bağımlısı
- cybercafeinternet kafe
- cybercrimesiber suç
- cyberpetsanal evcil hayvan
- cyberschoolsanal okul, çevrimiçi okul
- cyberspacesiber uzay
- cyclistbisikletçi
D
- daftaptalca, saçma
- damnlanet olası
- dandelionkarahindiba
- darlingsevgili, canım
- dashbir tutam, azıcık
- dataveri
- databaseveritabanı
- datedeski moda, güncelliğini yitirmiş
- daughter-in-lawgelin (oğlun eşi)
- dawnşafak
- daytimegündüz
- de factofiili, uygulamada var olan
- dearlyderin sevgiyle, çok
- debitborç kaydı, hesaptan çekilen para
- debit cardbanka kartı
- decadeon yıl
- decayçürümek, bozulmak
- deceivealdatmak, kandırmak
- decentiyi, düzgün, saygın
- deceptivealdatıcı, yanıltıcı
- decisivekararlı, kesin
- deckteras, ahşap veranda
- decompositionçürüme, ayrışma
- decoratesüslemek, dekore etmek
- decorationsüs, dekorasyon
- decorativedekoratif, süsleyici
- dedicationadanmışlık, özveri
- deduceçıkarım yapmak, sonuç çıkarmak
- deductionçıkarım, sonuç
- deemsaymak, addetmek
- deergeyik
- deficitaçık, bütçe açığı
- deforestationormansızlaşma
- defykarşı gelmek, meydan okumak
- dehumanizeinsanlıktan çıkarmak
- delegatetemsilci, delege
- deliberatekasıtlı, bilinçli
- deliberatelykasten, bilerek
- delicacylezzetli yiyecek, nadide yemek
- delicatelynazikçe, hassasiyetle
- demandingzorlu, talepkar
- demolishyıkmak
- denimkot kumaşı, denim
- denseyoğun, sık
- denselyyoğun bir şekilde
- dentaldişle ilgili, diş
- dependablegüvenilir
- deputyyardımcı, vekil
- descendinmek
- descriptivebetimleyici, tanımlayıcı
- desirablearzu edilir, çekici
- desktopmasaüstü
- desolationıssızlık, perişanlık
- desperatelyumutsuzca, çaresizce
- desperationçaresizlik, umutsuzluk
- despisenefret etmek, hor görmek
- destinykader
- detachayırmak, sökmek
- detachmentkayıtsızlık, mesafe
- detailedayrıntılı, detaylı
- detecttespit etmek, algılamak
- determinedkararlı, azimli
- determinerbelirteç, belirleyici (dilbilgisi)
- developinggelişmekte olan
- devilşeytan
- devoteadamak, ayırmak
- devotedsadık, bağlı
- diarrheaishal
- dictatordiktatör
- digestözet, derleme
- dignifyonurlandırmak, yüceltmek
- dignityonur, haysiyet
- dilemmaikilem
- dimloş, sönük
- dimeon sent (ABD parası)
- dimensionboyut
- dipbatırmak, hafifçe düşmek
- diphtheriadifteri
- diplomadiploma
- diplomatdiplomat
- disappearancekayboluş, ortadan kaybolma
- disapprovalonaylamama, hoşnutsuzluk
- disapproveonaylamamak
- dischargetaburcu, terhis
- disciplemürit, öğrenci (dini/felsefi)
- disciplinedisiplin
- disconnectbağlantıyı kesmek
- discredititibarını zedelemek
- discriminateayrımcılık yapmak
- disgracerezalet, utanç
- disguisekılık değiştirme, maske
- dishonestysahtekarlık, dürüstsüzlük
- disillusionhayal kırıklığına uğratmak
- dismissreddetmek, önemsememek
- disorderbozukluk, rahatsızlık
- disorderlykontrolsüz, taşkın
- disorganizeddağınık, düzensiz
- dispensablevazgeçilebilir, gereksiz
- displaceyerinden etmek
- displeasurehoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik
- disposalimha, elden çıkarma
- dispositionmizaç, huy
- disputeanlaşmazlık, tartışma
- disqualifydiskalifiye etmek
- disregardumursamazlık, hiçe sayma
- disruptaksatmak, bozmak
- dissatisfactionmemnuniyetsizlik
- dissatisfiedmemnun olmayan
- dissidentmuhalif
- distinguishedseçkin, saygın
- distortionçarpıtma, bozulma
- distractdikkatini dağıtmak
- distractiondikkat dağıtıcı şey
- distressingsıkıntı verici, üzücü
- distributordağıtıcı, distribütör
- diversionalternatif yol, sapma
- divertyönlendirmek, saptırmak
- dividedbölünmüş, ayrılmış
- divisionbölüm, departman
- divorceboşanma
- DNADNA
- dockrıhtım, iskele
- domesticiç, yurt içi
- dominatehakim olmak, egemen olmak
- donatebağışlamak
- donationbağış
- donkeyeşek
- doomkıyamet, felaket
- doorkeeperkapıcı
- doorwaykapı girişi
- dormöğrenci yurdu
- dormitoryyurt, pansiyon
- dosedoz
- doublyiki kat, çifte
- doubtfulşüpheli, kuşkulu
- dovegüvercin
- downfallçöküş, yıkılış
- downsizeküçültmek, personel azaltmak
- dowryçeyiz, drahoma
- drafttaslak
- draingider, kanalizasyon
- dramaticallyçarpıcı biçimde, dramatik olarak
- draperyperde kumaşı, drape
- dreadkorkmak, ürkmek
- dreadfulkorkunç, berbat
- dreamyhayalperest, dalgın
- drinkableiçilebilir
- droopsarkma, düşüklük
- dropoutokulu bırakan kişi
- droughtkuraklık
- dueldüello
- dumbaptal, salak
- duplicatekopya, suret
- duplicationçoğaltma, kopyalama
- dwarfcüce
- dyeboya (kumaş/saç boyası)
- dynamicdinamik, canlı
E
- eagerlyhevesle, istekle
- eaglekartal
- earningskazanç, gelir
- easekolaylık, rahatlık
- eastwarddoğuya doğru
- ecologicallyekolojik olarak
- ecologistekolog
- economicalekonomik, tutumlu
- economistekonomist
- ecstaticcoşkulu, kendinden geçmiş
- editdüzenleme, değişiklik
- editorialbaşyazı, editör yazısı
- educatedeğitimli
- educatoreğitimci
- effectivelyetkili bir şekilde
- effectivenessetkinlik, verimlilik
- electseçmek (oylama ile)
- electiveseçmeli
- electricianelektrikçi
- electronicallyelektronik olarak
- electronicselektronik (cihazlar)
- elegancezarafet
- elegantzarif, şık
- elegantlyzarif bir şekilde
- elementaltemel, ilkel
- eligibleuygun, hak sahibi
- eliteseçkinler, elit
- eloquencehitabet, belagat
- eloquenthitabeti güçlü, belagatlı
- embassyelçilik
- embracekucaklaşma, sarılma
- emergenceortaya çıkış, belirme
- emphaticallykesin bir şekilde, vurgulayarak
- employistihdam etmek, çalıştırmak
- employeeçalışan, işçi
- employerişveren
- endeavorgirişim, çaba
- endlesslysonsuza dek, durmadan
- endorsedesteklemek, onaylamak
- endurancedayanıklılık
- enduringkalıcı, süregelen
- energyenerji
- enforceuygulamak, yürürlüğe koymak
- engagementnişan
- engulfsarmak, yutmak
- enhancegeliştirmek, iyileştirmek
- enrollkaydolmak
- enterprisegirişim, teşebbüs
- entertainingeğlenceli
- enthusiasticallycoşkuyla, hevesle
- entitlehak tanımak, yetki vermek
- entrepreneurgirişimci
- environmentçevre, ortam
- environmentallyçevresel olarak
- environmentally friendlyçevre dostu
- equationdenklem
- equipdonatmak, teçhiz etmek
- equityhisse, öz sermaye
- erectdik, dimdik
- eruptpatlamak, püskürmek
- eruptionpatlama, püskürme
- essayistdeneme yazarı
- essentiallytemelde, esasen
- estatemalikane, arazi
- estimatedtahmini
- eternallysonsuza dek, ebediyen
- ethicahlak ilkesi, etik
- ethnicetnik
- evacuatetahliye etmek
- evacuationtahliye
- evaluatedeğerlendirmek
- evaluationdeğerlendirme
- everlastingsonsuz, ebedi
- evidentlyaçıkça, belli ki
- evilkötü, şeytani
- evolutionevrim
- evolveevrimleşmek, gelişmek
- exactnesskesinlik, tam doğruluk
- exaggerateabartmak
- exaggerationabartı
- exaltyüceltmek, övmek
- examineesınava giren kişi
- exceedaşmak, geçmek
- excelüstün olmak, sivrilmek
- exceptionistisna
- exceptionalolağanüstü, istisnai
- exceptionallyson derece, olağanüstü şekilde
- excessiveaşırı, fazla
- exclaimhaykırmak, ünlem çıkarmak
- exclamation markünlem işareti
- excludehariç tutmak, dışlamak
- exclusiondışlama, hariç tutma
- exclusivelysadece, münhasıran
- excursiongezi, kısa tur
- executeuygulamak, gerçekleştirmek
- executionuygulama, yürütme
- executiveyönetici düzeyinde, icra ile ilgili
- exhaustegzoz
- exhaustingçok yorucu
- exhaustionbitkinlik, tükenme
- exhibitsergilemek, göstermek
- exilesürgün
- existingmevcut, var olan
- exoticegzotik
- expansiongenişleme, büyüme
- expectationbeklenti
- expectedbeklenen
- expeditionkeşif gezisi, sefer
- explodepatlamak
- exploitsömürmek, istismar etmek
- explorerkaşif
- explosivepatlayıcı
- exportihracat, ihraç malı
- expressiveanlamlı, ifade dolu
- exquisitemuhteşem, zarif
- extensionuzatma, ek
- extensivekapsamlı, geniş
- externaldış, harici
- extractalıntı, özet parça
- extraordinarilyolağanüstü derecede
- exultantcoşkun, sevinçten uçan
- eyebrowkaş
- eyelashkirpik
- eyelidgöz kapağı
F
- fabrickumaş
- fabulousmuhteşem, harika
- facilitatekolaylaştırmak
- facilitiestesisler, olanaklar
- factoretken, faktör
- facultyfakülte
- faithinanç, iman
- faltersendelemek, duraksamak
- fameşöhret, ün
- familiarizealıştırmak, tanıştırmak
- fantasticallyfevkalade, olağanüstü şekilde
- fascinatedbüyülenmiş, hayran kalmış
- fascinationbüyülenme, hayranlık
- fatalölümcül
- fatekader, kısmet
- father-in-lawkayınpeder
- faultyarızalı, kusurlu
- fearsomekorkunç, ürkütücü
- featbaşarı, marifet
- fed upbıkmış, bezmiş
- federalfederal
- feedbackgeri bildirim
- ferryboatferibot
- fiberlif, posa
- fictionalkurgusal, hayali
- fierceşiddetli, vahşi
- fightingçatışma, kavga
- figurativemecazi
- filialevlada ait, ailevi görev
- financiallymali açıdan, parasal olarak
- finelyince ince, küçük küçük
- fingernailparmak tırnağı
- fire brigadeitfaiye
- firearmateşli silah
- fireplaceşömine
- firmnesssağlamlık, kararlılık
- first languageana dil
- first personbirinci tekil şahıs
- firstlybirincisi, ilk olarak
- fiscalmali, bütçesel
- fixedsabit
- flamealev
- flapçırpmak
- flawkusur, hata
- flawlesskusursuz
- flaxketen bitkisi
- fleekaçmak
- fleetfilo
- fleshet, vücut dokusu
- flexibilityesneklik
- flexibleesnek
- flexiblyesnek bir şekilde
- flipçevirmek, ters çevirmek
- fluencyakıcılık
- fluidakışkan, değişken
- flutterheyecan, kıpırtı
- followertakipçi
- follyaptallık, ahmaklık
- fondlysevgiyle, hasretle
- foolishlyaptalca
- footnotedipnot
- forcefullykuvvetle, sertçe
- foremanustabaşı, formen
- foreseeöngörmek
- forestryormancılık
- formationoluşum, düzen
- formerlyeskiden, önceden
- formidablekorkutucu derecede güçlü, zorlu
- forthcomingyaklaşan, önümüzdeki
- fouliğrenç, pis
- foundkurmak
- foxtilki
- fragrancekoku, güzel koku
- franklyaçıkçası, dürüstçe
- franticallyçılgınca, telaşla
- frauddolandırıcılık
- freakçıldırmak, panik yapmak
- friendlyarkadaşça, dostça
- frigatefirkateyn
- frontiersınır
- frugaltutumlu, idareli
- fulfillyerine getirmek, gerçekleştirmek
- fumeduman, zehirli gaz
- functionalişlevsel
- functionalityişlevsellik
- fundamentaltemel
- funkkeyifsizlik, moral bozukluğu
- funkyhavalı, sıra dışı
- furiousçok öfkeli
- furiouslyöfkeyle
- furorkızgın tepki, hiddet
G
- gaietyneşe, canlılık
- gamblingkumar
- gangçete
- gangstergangster
- gardenerbahçıvan
- gaspnefes tutma, ah çekme
- gatewaygeçit, kapı
- gaudycafcaflı, gösterişli
- gazebakış, dik bakış
- gearekipman, donanım
- generalizationgenelleme
- generalizegenellemek
- generositycömertlik
- generouslycömertçe
- geniusdeha
- genretür (edebiyat, film vb.)
- gentlynazikçe, yumuşakça
- genuinegerçek, hakiki
- genuinelygerçekten, samimi olarak
- geographiccoğrafi
- germmikrop
- getawaykısa tatil, kaçamak
- ghettogetto, yoksul mahalle
- giveawayhediye, çekiliş
- glacistabya eğimi, siper yamacı
- glamorousgöz alıcı, gösterişli
- glareöfkeli bakış
- gleamparıltı
- gleesevinç, coşku
- global warmingküresel ısınma
- globallyküresel olarak, dünya çapında
- glocalküyerel, glokal
- gloomykasvetli, karamsar
- glorifyyüceltmek
- glowparıltı, hafif ışık
- goatkeçi
- godtanrı
- godlydindar, kutsal
- goodwilliyi niyet
- gorgekanyon, dar vadi
- governmentalhükümete ait, resmi
- gracefulnesszariflik, incelik
- gradualaşamalı, kademeli
- graintahıl, tane
- grandmuhteşem, görkemli
- graphicallygrafik olarak, canlı bir şekilde
- graspkavrayış, anlayış
- gravestonemezar taşı
- gravitationyerçekimi, çekim kuvveti
- greatnessbüyüklük, ulaşılan üstünlük
- griefkeder, yas
- grieveyas tutmak, üzülmek
- grimkasvetli, sert
- grinsırıtma, geniş gülümseme
- griptutuş, kavrama
- grossbrüt, toplam
- growingbüyüyen, artan
- grown-upyetişkin, olgun
- guerrillagerilla
- guidelineyönerge, kılavuz
- gulpyudum, yutma
- gumsakız
- gunshotsilah sesi, ateş
- gutscesaret, yürek
- gymnasticjimnastikle ilgili
H
- habitantsakin, oturan kişi
- hailövmek, göklere çıkarmak
- hairykıllı, tüylü
- handicapdezavantaj, engel
- handicraftel sanatı
- handoutdağıtılan kağıt, broşür
- handrailkorkuluk, tutamak
- hard drivesabit disk
- hardwaredonanım
- harmlesszararsız
- harrowtırmık (tarım aleti)
- hasteacele, telaş
- hastilyaceleyle
- hatchingyumurtadan çıkma
- hauntingunutulmaz, ürpertici
- haysaman, kuru ot
- hazardoustehlikeli
- headquartersgenel merkez
- health caresağlık hizmeti
- heapyığın
- heartbreakingyürek parçalayan
- heartwarmingiçi ısıtan, duygulandırıcı
- hedgeçit (bitki)
- helicopterhelikopter
- hellcehennem
- helperyardımcı
- hempkenevir
- herbot, şifalı bitki
- heritagemiras, kültürel geçmiş
- hesitationtereddüt
- high-techyüksek teknolojili
- hijackkaçırma (uçak vb.)
- hilariousçok komik
- hintipucu
- holdersahip, tutucu
- hollowiçi boş
- holocaustbüyük yıkım, katliam
- homewardeve doğru olan
- honebileme taşı
- honorableonurlu, şerefli
- hoodkapüşon, başlık
- hookkanca, çengel
- hospicebakımevi (terminal hastalar için)
- hospitablekonuksever
- hospitalitykonukseverlik
- hospitalizehastaneye yatırmak
- hourlysaatlik
- housekeeperhizmetçi, ev bakıcısı
- housemasteryatakhane sorumlusu öğretmen
- housewifeev hanımı
- hoverhavada asılı durmak
- hugelyson derece, büyük ölçüde
- human rightsinsan hakları
- humaneinsancıl, merhametli
- humanisthümanist
- humanizeinsancıllaştırmak
- humblealçakgönüllü
- humbugsaçmalık, hile
- humiliateaşağılamak
- humiliatingaşağılayıcı, utandırıcı
- humiliationaşağılanma, rezil olma
- huntingavlanma
- hushsusturmak
- hybridhibrit, melez
- hygienehijyen
- hyperboleabartı
- hyphenkısa çizgi, tire
I
- icemanbuzcu
- iconsimge, ikon
- icybuzlu, buz gibi
- ideallyideal olarak, tercihen
- identicalaynı, özdeş
- identificationkimlik, kimlik tespiti
- identifytanımlamak, teşhis etmek
- ideologyideoloji
- idiotaptal, salak
- idleaylak, boşta
- idolizeputlaştırmak, tapmak
- ignorancecehalet, bilgisizlik
- ignorantcahil, bilgisiz
- illustrateörneklendirmek, resimlemek
- illustrationresim, örnek
- imageryimgelem, betimleme
- imitationtaklit
- immersedaldırmak, kendini vermek
- immigrantgöçmen
- immoralahlaksız
- immortalölümsüz
- immortalityölümsüzlük
- impartialtarafsız
- impatientlysabırsızca
- imperativezorunluluk, gereklilik
- impermanentgeçici, kalıcı olmayan
- implementaraç, alet
- implicationsonuç, etki
- implyima etmek, ipucu vermek
- impolitekaba, nezaketsiz
- impolitelykabaca
- importithal etmek
- imposedayatmak, uygulamak
- impossibilityimkansızlık
- impracticalpratik olmayan
- impressedetkilenmiş, hayran kalmış
- impressionismizlenimcilik
- impressionistizlenimci ressam
- imprisonhapsetmek
- imprisonmenthapis, hapsedilme
- improbableolası olmayan
- improperlyuygunsuz biçimde
- improvedgeliştirilmiş, iyileştirilmiş
- impulsedürtü, ani istek
- impulsivedürtüsel, düşünmeden hareket eden
- inaccurateyanlış, hatalı
- inadequateyetersiz
- inanimatecansız
- inborndoğuştan
- incensetütsü
- incentiveteşvik
- incurmaruz kalmak, üstlenmek
- incurabletedavi edilemez, iyileşmez
- indebtedborçlu, minnettar
- indentgirinti yapmak
- independentlybağımsız olarak
- indescribabletarif edilemez
- indexdizin
- indifferentkayıtsız, ilgisiz
- indignityaşağılanma, onur kırıcı davranış
- indispensablevazgeçilmez
- indulgekendini şımartmak, düşkün olmak
- indulgenthoşgörülü, şımartan
- industrializesanayileştirmek
- ineffectiveetkisiz
- inerthareketsiz, inert
- inexperienceddeneyimsiz
- infantbebek
- infectenfekte etmek, bulaştırmak
- infectedenfekte, iltihaplı
- infectiousbulaşıcı
- inferçıkarım yapmak, anlamak
- inferenceçıkarım
- inflammationiltihap, yangı
- inflammatoryiltihaplandırıcı, kışkırtıcı
- inflateşişirmek
- inflationenflasyon
- influentialetkili, nüfuzlu
- influenzagrip
- informalresmi olmayan, gündelik
- infringeihlal etmek
- infringementihlal
- inhabityaşamak, oturmak (bir yerde)
- inheritmiras almak
- initiativegirişim, proje
- injectionenjeksiyon, iğne
- injuredyaralı
- innatedoğuştan gelen
- innocentlymasumca
- innovationyenilik
- innovativeyenilikçi
- inputgirdi, katkı
- inquiresormak, sorup öğrenmek
- inseparableayrılmaz
- inspectdenetlemek, incelemek
- inspectormüfettiş
- inspirationalilham verici
- instantlyanında
- instillaşılamak, yerleştirmek
- instinctiçgüdü
- institutionkurum
- instructtalimat vermek, öğretmek
- insufficientyetersiz
- insulthakaret
- integrateentegre etmek, bütünleştirmek
- intellectualentelektüel, zihinsel
- intentkararlı, odaklanmış
- interactiveetkileşimli
- interferemüdahale etmek
- interioriç kısım, iç mekan
- interpersonalkişilerarası
- interpretyorumlamak
- interpretationyorum
- interpretertercüman
- interruptionkesinti, araya girme
- intersectionkavşak
- intimatesamimi, mahrem
- intransitivegeçişsiz (fiil)
- intravenousdamar içi, intravenöz
- intrudeizinsiz girmek, rahatsız etmek
- intruderdavetsiz misafir, izinsiz giren
- intrusionizinsiz girme, müdahale
- invariabledeğişmez
- invariablydeğişmez biçimde, her zaman
- inventormucit
- inverted commastırnak işareti
- investigatesoruşturmak, araştırmak
- investigatoraraştırmacı, dedektif
- investmentyatırım
- investoryatırımcı
- invisiblegörünmez
- invitinglydavetkar bir şekilde
- invokebaşvurmak, çağırmak
- involvementkatılım, dahil olma
- ironicallyironik biçimde
- irrationalmantıksız, irrasyonel
- irresistiblekarşı konulamaz
- irresistiblykarşı konulamaz biçimde
- irresponsiblesorumsuz
- irritatedsinirlenmiş, tahriş olmuş
- irritatingsinir bozucu, rahatsız edici
- irritationsinirlenme, tahriş
- islanderadalı
- italicizeitalik yapmak
- itchkaşınmak
J
- jawçene
- jealouslykıskançlıkla
- jeopardizetehlikeye atmak
- jewelerkuyumcu
- journalismgazetecilik
- judojudo
- junk foodabur cubur
- jurorjüri üyesi
- juryjüri
- justifyhaklı çıkarmak, meşrulaştırmak
K
L
- labeletiket
- laborerişçi
- lamezayıf, inandırıcı olmayan
- lancemızrak
- landinginiş
- landladyev sahibesi
- landslidetoprak kayması
- lapkucak
- laptopdizüstü bilgisayar
- larkşaka, eğlence
- laserlazer
- last minuteson dakika
- last-minuteson dakika
- lastlyson olarak
- laundryçamaşır
- lavalav
- lawmakeryasa yapıcı, milletvekili
- lawnçimenlik, çim
- lawsuitdava
- layabouttembel, işe yaramaz kişi
- leafletbroşür
- leaksızıntı
- learningöğrenme
- leasekira sözleşmesi
- leashtasma
- lectureröğretim görevlisi
- leekpırasa
- legendefsane
- legendaryefsanevi
- legislateyasa çıkarmak
- legislationmevzuat, yasa
- legislativeyasama ile ilgili
- legislatoryasa koyucu, milletvekili
- legislatureyasama meclisi
- legitimatehaklı, makul
- leisurelyaceleye getirmeden, ağır ağır
- lengthenuzatmak
- lengthyuzun süreli
- leopardleopar
- lestyoksa, diye (endişeyle)
- liberalliberal, hoşgörülü
- lickyalamak
- lidkapak
- lifelesscansız
- lifetimeömür, yaşam süresi
- lightenaydınlatmak, hafifletmek
- lightingaydınlatma
- likewiseaynı şekilde
- limbuzuv, kol/bacak
- linenketen
- lineryolcu gemisi
- lingsüpürge otu, funda
- lingeroyalanmak, kalmak
- listenerdinleyici
- literalgerçek anlamda, harfi harfine
- literallygerçekten, kelimenin tam anlamıyla
- litterçöp
- loankredi, ödünç
- lobbylobi, giriş salonu
- lonelinessyalnızlık
- long-distanceuzun mesafe
- long-termuzun vadeli
- looselygevşek biçimde
- lousyberbat, kötü
- lowerindirmek, alçaltmak
- lowlandova, alçak arazi
- lucrativekazançlı, kârlı
- lushbereketli, gür
- luxuriouslüks, konforlu
- lyricsşarkı sözleri
M
- madamhanımefendi
- madamemadam
- madnessdelilik
- maestromaestro
- magnifybüyütmek
- maladyhastalık, dert
- malariasıtma
- mamaanne
- mangomango
- manipulatemanipüle etmek, yönlendirmek
- mansionmalikane, konak
- manualelle yapılan, manuel
- manufactureimalat, üretim
- manufacturerüretici firma
- manufacturingimalat sanayi
- marathonmaraton
- marginfark, marj
- marketingpazarlama
- martial artdövüş sanatı
- maskmaske
- massacrekatliam
- massagemasaj
- masseurerkek masör
- masterusta
- masterpiecebaşyapıt
- masteryustalık, hakimiyet
- matearkadaş, kanka
- mathematicalmatematiksel
- matureolgun
- mausoleumanıt mezar
- meansaraç, yöntem
- mechanizemakineleştirmek
- mediamedya
- medicationilaç
- medievalortaçağa ait
- mediocrevasat, ortanın altı
- melodymelodi
- memorialanıt
- mentorakıl hocası, mentor
- merchandiseürün, mal
- mercymerhamet
- mergebirleşmek
- mergerbirleşme
- messengerhaberci, ulak
- metaphormetafor, mecaz
- metricmetrik
- micromikro
- microbemikrop
- microcomputermikrobilgisayar
- micrometermikrometre
- microorganismmikroorganizma
- microphonemikrofon
- microscopemikroskop
- microscopicmikroskobik
- microscopymikroskopi
- microwavemikrodalga fırın
- midstorta, ortası
- mightygüçlü, kudretli
- migrationgöç
- milldeğirmen
- millimetermilimetre
- millionairemilyoner
- mimictaklitçi
- miniatureminyatür
- ministerbakan
- mintnane
- misconceptionyanlış anlama, yanılgı
- misfortunetalihsizlik
- misleadingyanıltıcı
- missilefüze
- mistsis, pus
- mistreatkötü davranmak
- mistrustfulgüvensiz, şüpheci
- misunderstandyanlış anlamak
- mixturekarışım
- mobilityhareket kabiliyeti
- mocksahte, deneme
- modernizationmodernleşme
- modernizemodernleştirmek
- modestalçakgönüllü, mütevazı
- modificationdeğişiklik
- moguliş adamı, patron
- moldküf
- momentarilybir anlığına
- momentaryanlık, geçici
- monasterymanastır
- moodyasabi, değişken ruh halli
- moonlightay ışığı
- moonscapeay manzarası
- moralityahlak
- morallyahlaki olarak
- mortalölümlü
- mortarhavan topu
- mortgageipotek, mortgage
- mortifyutandırmak, mahcup etmek
- mother-in-lawkayınvalide
- motionhareket
- motivatedmotive olmuş, istekli
- motorbikemotosiklet
- motoristaraç sürücüsü
- mournfulhüzünlü, yaslı
- movernakliyeci
- movingdokunaklı
- muddyçamurlu
- multipleçoklu, birden fazla
- multiplyçarpmak
- mumblemırıltı
- murmurmırıltı, uğultu
- musedüşünceye dalmak
- mustachebıyık
- mutabilitydeğişkenlik
- mutabledeğişken
- muttermırıltı, söylenme
- muttonkoyun eti
- mystifyşaşırtmak, kafa karıştırmak
N
- nanonano
- narcissisticnarsistik
- narratoranlatıcı
- narrowlykıl payı, güçlükle
- nationwideülke çapında
- native speakeranadili konuşan kişi
- naughtyyaramaz
- navaldeniz kuvvetlerine ait
- navigateyön bulmak, gezinmek
- navigationnavigasyon, seyrüsefer
- navydonanma
- neatdüzenli, derli toplu
- necessarilyilla, mutlaka
- necessityzorunluluk, ihtiyaç
- needlessgereksiz
- needymuhtaç, yoksul
- negativelyolumsuz şekilde
- neglectihmal
- neighboringkomşu
- neitherne de, ne
- nervesinir
- nervesheyecan, gerginlik
- nervouslygergin bir şekilde
- neurosisnevroz
- newscasterhaber sunucusu
- newsworthyhaber değeri taşıyan
- nicelygüzelce, nazikçe
- nightclubgece kulübü
- nightmarekabus
- nobilitysoylular, aristokrasi
- nobleasil, soylu ruhlu, yüce
- noblemanasilzade
- nomadgöçebe
- nominationaday gösterme
- nomineeaday
- non-smokingsigara içilmeyen
- nonprofessionalprofesyonel olmayan
- northwardkuzeye doğru
- nostrilburun deliği
- noughtsıfır
- nourishbeslemek
- nourishmentbesin, beslenme
- noveltyyenilik
- nuisancecan sıkıcı şey, baş belası
- numericalsayısal
- nurserybebek odası, çocuk odası
- nutkabuklu yemiş, fındık
- nutshellceviz kabuğu
O
- oathyemin
- obedienceitaat
- obedientitaatkar
- obeyitaat etmek
- obituaryölüm ilanı
- obligationyükümlülük
- observergözlemci
- obsesssaplantı haline getirmek
- obsessionsaplantı, takıntı
- obsessivesaplantılı, takıntılı
- oddgarip, tuhaf
- offendgücendirmek
- offendersuçlu
- offensesuç, kabahat
- offhanddüşünmeden, hemen
- offshoreyurt dışında, offshore
- ointmentmerhem
- olivezeytin
- OlympiaOlimpiya
- Olympiadolimpiyat
- openlyaçıkça
- operatoroperatör
- opponentrakip
- optimismiyimserlik
- optimistiyimser kişi
- optimisticiyimser
- optionalisteğe bağlı
- oratorhatip, konuşmacı
- orchestralorkestraya ait
- orchidorkide
- organizerorganizatör
- originalityözgünlük
- originallyaslında, başlangıçta
- originatekaynaklanmak
- ornamentsüs eşyası
- ounceons
- outbackiç kesim, ıssız bölge
- outbreaksalgın, patlak verme
- outcomesonuç
- outdistancegeride bırakmak
- outdogeçmek, üstün gelmek
- outfitkıyafet
- outgrowbüyüyüp sığmaz olmak
- outinggezi, tur
- outletpriz
- outlivedaha uzun yaşamak
- outlookbakış açısı, hayata bakış
- outpatientayakta tedavi hastası
- outputüretim, çıktı
- outrageöfke, hiddet
- outrageousskandal, çok aşırı
- outshinegölgede bırakmak
- outsideryabancı, dışarıdan biri
- outskirtskenar mahalle, dış çeper
- outwardlygörünüşte, dıştan
- ovaloval
- overallgenel
- overboardgemiden denize
- overbookfazla rezervasyon almak
- overcoatpalto
- overemphasizeaşırı vurgu yapmak
- overestimateolduğundan fazla tahmin etmek
- overhearkulak misafiri olmak
- overlapörtüşme, çakışma
- overlookgözden kaçırmak
- overlyaşırı derecede
- overshadowgölgede bırakmak
- oversizeaşırı büyük
- overstepsınırı aşmak
- overtakegeçmek, sollamak
- overthrowdevirmek
- overtimemesai saati dışında
- overturnbozmak, iptal etmek
- owah, of
- owing tonedeniyle
- owlbaykuş
- oxöküz
- ozoneozon
P
- pababa (samimi kullanım)
- packedtıklım tıklım dolu
- packetpaket
- padbloknot, not defteri
- paintbrushboya fırçası
- pajamaspijama
- palletpalet
- pancakekrep, gözleme
- pandemicpandemik
- panelheyet, panel
- papayapapaya
- paperlesskağıtsız
- paperworkevrak işleri
- paradegeçit töreni
- paradoxparadoks, çelişki
- paralysisfelç
- paramedicparamedik, acil sağlık teknisyeni
- paratrooperparaşütçü asker
- parliamentparlamento
- participationkatılım
- particleparçacık
- particulartitiz, seçici
- partisanpartizan, gerilla
- partnershiportaklık
- passionatetutkulu
- passionatelytutkuyla
- pastorpapaz, vaiz
- pastoralkırsal, pastoral
- patchyama, küçük alan
- patientlysabırla
- patriotvatansever
- patrioticvatansever
- patriotismvatanseverlik
- patronmüşteri, hami
- pavekaldırım döşemek
- pavementkaldırım
- pawpati
- pawnbrokerrehinci
- pawnshoprehin dükkanı
- paymentödeme
- peacefullyhuzur içinde, barışçıl şekilde
- peachşeftali
- peakzirve
- pearlinci
- pebbleçakıl taşı
- pedalpedal
- pedanticbilgiçlik taslayan, kılı kırk yaran
- pedestrianyaya
- peeişemek
- peelkabuk (meyve)
- peepgizli bakış, göz atma
- peerakran
- pegmandal, çengel
- penalizecezalandırmak
- penaltyceza
- penetrateiçine nüfuz etmek, delip geçmek
- penguinpenguen
- penicillinpenisilin
- pensionemekli maaşı
- pentagonbeşgen
- perceivealgılamak
- percentageyüzde
- perceptionalgı
- permanencekalıcılık
- permeateyayılmak, sinmek
- perseveranceazim, sebat
- persistısrar etmek, devam etmek
- persistenceazim, ısrar
- persistentısrarlı, sürekli
- personificationkişileştirme
- personifykişileştirmek, temsil etmek
- personnelpersonel
- perspectivebakış açısı, perspektif
- perspirationterleme, ter
- persuasionikna
- pessimistkötümser kişi
- pessimistickötümser
- petrifieddehşete düşmüş, çok korkmuş
- pettyönemsiz, ufak
- pHpH (asitlik ölçüsü)
- pharmacisteczacı
- phaseaşama, evre
- philosophicalfelsefi
- physicianhekim, doktor
- pipi sayısı
- pickleturşu
- pickytitiz, seçici
- picturesqueresim gibi güzel, pitoresk
- pillowcaseyastık kılıfı
- pineçam ağacı
- pintpint (hacim birimi)
- piracykorsanlık
- piratekorsan
- pitchsaha
- plagueveba, salgın hastalık
- planningplanlama
- playmateoyun arkadaşı
- playwrightoyun yazarı
- pleadmahkemede beyanda bulunmak
- plotolay örgüsü, konu
- pluckkoparmak, yolmak
- plumerik
- plumbertesisatçı
- pneumoniazatürre
- point of viewbakış açısı
- pointlessanlamsız, amaçsız
- polar bearkutup ayısı
- polioçocuk felci
- polishcila, parlatıcı
- politenesskibarlık, nezaket
- politicallysiyasi olarak, politik açıdan
- politysiyasi düzen, devlet yapısı
- polopolo (spor)
- ponderdüşünmek, üzerinde durmak
- popularitypopülerlik
- popularizepopülerleştirmek, yaygınlaştırmak
- porchveranda, sundurma
- portionkısım, porsiyon
- posepoz, duruş
- poshşık, sosyete
- possessedele geçirilmiş, sahiplenilmiş
- postalposta ile ilgili
- postponeertelemek
- potentgüçlü, etkili
- potentiallypotansiyel olarak, muhtemelen
- powerfullygüçlü bir şekilde
- practicalitypratiklik, kullanışlılık
- practicallyneredeyse, pratik olarak
- prancezıplayarak yürüyüş, hoplaya zıplaya yürüme
- prawnkarides
- precedeönce gelmek, öncesinde olmak
- preciselytam olarak, kesinlikle
- predicamentçıkmaz, güç durum
- predicatedayandırmak, temellendirmek
- predicativeyüklemsel (dilbilgisi terimi)
- predictabletahmin edilebilir
- predictiveöngörücü, tahmini
- predictorgösterge, tahmin aracı
- prefectokul temsilcisi, prefekt
- preferabletercih edilir, daha uygun
- preferablytercihen
- prehistorictarih öncesi
- prehumaninsan öncesi
- preindustrialsanayi öncesi
- prejudgeönyargılı davranmak, peşin hükümle değerlendirmek
- preliminaryön, hazırlık niteliğinde
- preoccupyzihnini meşgul etmek
- prescribereçete yazmak, önermek
- presentersunucu
- presidencybaşkanlık
- presidentialbaşkanlık ile ilgili
- prestigeprestij, itibar
- prestigiousprestijli, saygın
- presumablymuhtemelen, tahminen
- prevailüstün gelmek, hüküm sürmek
- preventionönleme
- preventiveönleyici
- previouslydaha önce
- pricelesspaha biçilmez
- prickiğne batması, küçük delik
- primarybirincil, temel
- primeen iyi, başlıca
- prime ministerbaşbakan
- priorönceki
- priorityöncelik
- privatelyözel olarak, gizlice
- privilegeayrıcalık
- probablemuhtemel, olası
- probesonda
- procedureprosedür, yöntem
- profileprofil
- profitkâr
- profitablekârlı
- programmerprogramcı
- programmingprogramlama
- prohibityasaklamak
- projectproje
- projectiontahmin, öngörü
- prommezuniyet balosu
- prominenceönem, göze çarpma
- prompthızlı, vakit geçirmeden yapılan
- promptlyhemen, derhal
- proponentsavunucu, destekleyici
- proposedönerilen
- prosedüzyazı
- prosecuteyargılamak, kovuşturmak
- prospectolasılık, umut
- prospergelişmek, refaha ulaşmak
- proudlygururla
- provenkanıtlanmış
- provinceil, eyalet
- provisionhüküm, madde
- proximityyakınlık
- psychologicallypsikolojik olarak
- psychologypsikoloji
- publicationyayın
- publicitytanıtım, reklam
- publicizeduyurmak, tanıtmak
- puddingpuding
- pulsenabız
- pumpkinbalkabağı
- punchyumruk
- punctualdakik, zamanında
- punctualitydakiklik
- purchasesatın alma
- purposefulamaçlı, kararlı
- pursuitpeşinde koşma, arayış
- puzzledşaşkın, kafası karışmış
Q
- qualificationyeterlilik, nitelik
- quantifynicelemek, sayısal olarak belirtmek
- quarantinekarantina
- quarrelkavga, tartışma
- quarrelsomekavgacı, tartışmacı
- queertuhaf, garip
- querysorgu, soru
- quotablealıntılanmaya değer
- quotationalıntı
- quotefiyat teklifi
R
- racismırkçılık
- racistırkçı kişi
- rackraf, askı
- radarradar
- radiateyaymak, yayılmak (ışık, ısı)
- radicalradikal kişi
- radicallykökten, radikal biçimde
- radiumradyum
- rafterçatı kirişi
- ragbez parçası, paçavra
- rainbowgökkuşağı
- rainstormsağanak yağmur, fırtına
- rallymiting
- ramkoç
- ramprampa
- rangerorman bekçisi, park korucusu
- rapetecavüz
- rashaceleci, düşüncesiz
- rattleçıngırak
- ravageyıkım, tahribat
- reactiontepki
- readilyseve seve, hemen
- real estategayrimenkul
- realizationfarkına varma, gerçekleştirme
- reararka
- reasonablymakul ölçüde, oldukça
- rebelasi, isyancı
- rebelliousasi, isyankâr
- recessiondurgunluk, ekonomik gerileme
- recipetarif (yemek)
- reckonsanmak, düşünmek
- recognitiontanıma, tanınma
- recollecthatırlamak
- recollectionhatırlama, anı
- recommendabletavsiye edilebilir
- recommendationtavsiye, öneri
- reconsideryeniden düşünmek
- recreationeğlence, rekreasyon
- recruitişe almak, kaydetmek
- rectangulardikdörtgen şeklinde
- redoyeniden yapmak
- redundantişten çıkarılmış
- reedkamış
- referencedeğinme, atıf
- referentgönderge, atıf yapılan şey
- refineryrafineri
- reflectiveyansıtıcı, reflektörlü
- reformreform
- refrainnakarat
- refreshyenileme
- refugesığınak, barınak
- refugeemülteci
- refuteçürütmek
- regardlessyine de, ne olursa olsun
- reggaereggae müziği
- regimerejim, yönetim biçimi
- regrettablymaalesef, ne yazık ki
- regulatedüzenlemek, denetlemek
- rehearsalprova
- reinforcegüçlendirmek, pekiştirmek
- reinforcementtakviye
- rejectionret, reddedilme
- rejoinyeniden katılmak
- relatedilişkili, akraba
- relativitygörelilik
- relaxationrahatlama, gevşeme
- relaybayrak yarışı
- relevantilgili, alakalı
- relickalıntı, eski eser
- reliefrahatlama, ferahlama
- relievehafifletmek, rahatlatmak
- relievedrahatlamış
- reluctantisteksiz, gönülsüz
- remainingkalan, geri kalan
- remainskalıntılar, kalan kısım
- remarkablydikkat çekici biçimde
- reminderhatırlatıcı
- rentalkiralama
- reorganizeyeniden düzenlemek
- repaintyeniden boyama
- repertoirerepertuar
- repetitiontekrar
- replacementyedek, değişim
- replicakopya, replika
- repressbastırmak, baskı altına almak
- repressionbaskı, bastırma
- reprintyeni baskı
- reproveazarlamak, sitem etmek
- residenceikametgah, konut
- resignistifa etmek
- resignationistifa
- resistancedireniş, direnç
- resolutionkarar, azim
- resonanttınlayan, yankılanan
- respectablysaygın biçimde
- respectedsaygın, itibarlı
- respirationsolunum
- respiratorysolunumla ilgili
- restrictionkısıtlama
- resumedevam etmek, yeniden başlamak
- retailerperakendeci
- retardgeciktirmek, yavaşlatmak
- retinaretina, ağ tabaka
- retirementemeklilik
- retreatgeri çekilme, sığınak
- retrievegeri almak, getirmek
- revelationifşa, açığa çıkarma
- revengeintikam
- revenuegelir
- reverencesaygı, hürmet
- reversegeri geri gitmek
- revivalcanlanma, yeniden gündeme gelme
- revivecanlandırmak, diriltmek
- revolutiondevrim
- revolutionarydevrimci
- revolutionizekökten değiştirmek
- revolvedönmek, etrafında dönmek
- rhinocerosgergedan
- rhymekafiyeli olmak
- rhythmicritmik
- ribkaburga
- riderbinici, sürücü
- ridgesırt, tepe silsilesi
- righteousnessdoğruluk, dürüstlük
- rightlyhaklı olarak, doğru şekilde
- rimkenar, jant
- ripyırtmak
- riskyriskli
- ritetören, ayin
- ritualritüel, alışkanlık
- rivalrakip
- roamdolaşma, gezinme
- roarkükremek
- rocketroket
- rockykayalık, taşlı
- roommateoda arkadaşı
- rosypembe, al al
- routerota, güzergah
- royaltykraliyet ailesi, krallar
- rubovmak, sürtmek
- rubblemoloz, yıkıntı
- rughalı, kilim
- ruinousyıkıcı, mahvedici
- ruralkırsal
- rush houryoğun saat, trafik saati
- rustypaslı
S
- sackişten kovmak
- sagsarkma, çökme
- sagebilge
- sailyelken açmak, denize açılmak
- salarymaaş
- salesmanshipsatış becerisi
- salespersonsatış elemanı
- saleswomankadın satış elemanı
- salonkuaför salonu
- salsasalsa sosu
- saltytuzlu
- sandstonekum taşı
- sanitaryhijyenik, sağlığa uygun
- sanitationsağlık hizmetleri, kanalizasyon sistemi
- satisfactorytatmin edici, yeterli
- savingtasarruf
- scandalskandal
- scaryara izi
- scarcelyneredeyse hiç, güçlükle
- scarletkızıl, parlak kırmızı
- scentkoku
- scheduledplanlanmış, zamanlanmış
- schemeplan, düzen, hile
- scholasticismskolastisizm
- schoolgirlkız öğrenci
- scientificallybilimsel olarak
- scooterscooter, küçük motosiklet
- scrambletırmanmak, emekleyerek çıkmak
- scribblekaralama
- scroogecimri kişi
- scubatüplü dalış ekipmanı
- scythetırpan
- sealfok
- seasonalmevsimsel
- second personikinci şahıs
- secondaryikincil
- secondlyikinci olarak
- sectorsektör
- seesawtahterevalli
- segmentbölüm, parça
- seldomnadiren
- self-confidenceözgüven
- self-confidentözgüvenli
- selflessözverili, fedakâr
- sellersatıcı
- semi-finalyarı final
- semicolonnoktalı virgül
- seminarseminer
- senatorsenatör
- sensiblemantıklı, akıllıca
- sensitivehassas, duyarlı
- separatelyayrı ayrı
- serenesakin, huzurlu
- serialseri halinde, ardışık
- servanthizmetçi
- setbackaksilik, gerileme
- sexismcinsiyetçilik
- sexualcinsel
- sexyseksi, çekici
- shabbyeski püskü, bakımsız
- shakensarsılmış, sarsılan
- ShakespeareanShakespeare'e özgü
- shakytitrek, sağlam olmayan
- sharplykeskin biçimde, aniden
- shatterparamparça olmak
- shedkulübe, depo
- shieldkalkan
- shippingnakliye, gemicilik
- shipwreckgemi enkazı
- shootingsilahlı saldırı
- shopkeeperdükkan sahibi
- shopliftdükkandan hırsızlık yapmak
- shoplifterdükkan hırsızı
- shopliftingdükkan hırsızlığı
- short-termkısa vadeli
- shortnesskısalık, nefes darlığı
- showbizshow dünyası, eğlence sektörü
- showcasesergileme, vitrin
- shrinkpsikiyatrist (argo)
- shrugomuz silkmek
- significantlyönemli ölçüde
- signifyanlamına gelmek, belirtmek
- silverwaregümüş sofra takımı
- simplificationbasitleştirme
- simultaneouseşzamanlı
- sinceresamimi, içten
- sinceritysamimiyet
- sister-in-lawyenge, görümce
- skateboardkaykay
- skateboarderkaykaycı
- sketchtaslak çizmek
- skilledusta, becerikli
- skillfulbecerikli, ustaca
- skillfullyustaca, becerikli biçimde
- skimgöz gezdirmek
- skipatlamak, geçmek
- skylarktarla kuşu
- skywardgökyüzüne doğru
- slamçarpmak, hızla kapatmak
- slangargo
- slaptokat
- slasheğik çizgi
- slaughterkesim
- sliverince parça, kıymık
- sloppyözensiz, dağınık
- smashparçalamak, kırmak
- smokestackbaca
- snapkırılmak, çıtırdamak
- sneaksinsice hareket etmek
- sneeralaycı ifade, dudak bükme
- sniffkoklamak, burun çekmek
- snorehorlama
- snowballkar topu
- so-calledsözde, güya
- soakıslatma, banyo
- soakedsırılsıklam
- soakingsırılsıklam, çok ıslak
- soarsüzülmek, hızla artmak
- sobhıçkıra hıçkıra ağlamak
- sociablesosyal, girişken
- socializesosyalleşmek
- softnessyumuşaklık
- solargüneşle ilgili
- soliditysağlamlık
- soliloquyiç monolog, tek başına konuşma
- solotek başına, solo
- solventçözücü madde
- somewhatbiraz, bir dereceye kadar
- son-in-lawdamat
- sonnetsone
- sophisticatedsofistike, zarif
- soundtrackfilm müziği
- southwardgüneye doğru
- SovietSovyet vatandaşı
- soybeansoya fasulyesi
- spakaplıca, spa
- spanboydan boya uzanmak, kapsamak
- spareyedek, fazladan
- spareribkaburga eti
- sparkkıvılcım
- sparklinggazlı, köpüklü
- sparrowserçe
- specialtyspesiyalite, özel yemek
- speciestür
- specificallyözellikle, belirli olarak
- specifybelirtmek
- spectaclegösteri, manzara
- speederhız yapan sürücü
- spellboundbüyülenmiş, hayran
- spindönmek, çevirmek
- spitekin, garaz
- splattersıçrama, leke
- spokesmansözcü (erkek)
- spokeswomansözcü (kadın)
- spraysprey, püskürtme
- spreadsheetelektronik tablo
- sprintkısa mesafe koşusu
- spurteşvik, itici güç
- squadtakım, ekip
- squashkabak
- squeezesıkmak
- stabbıçaklamak
- stabilityistikrar
- stackyığın
- staggerkademelendirme, zamana yayma
- stainleke
- stakehisse, pay
- stammerkekelemek
- standbyyedek, hazır bekleyen
- standstilldurma noktası
- stanzakıta
- startleirkiltmek
- starvationaçlık
- starveaç kalmak
- starvingaç, açlıktan kırılan
- statesmandevlet adamı
- statewideeyalet çapında
- statisticsistatistik
- steelyçelik gibi, azimli
- steeryönlendirmek, direksiyon kullanmak
- steering wheeldireksiyon
- stepfatherüvey baba
- stepmotherüvey anne
- stereotypeklişe, basmakalıp yargı
- sternsert, ciddi
- stewgüveç
- stiffsert, katı
- stimulantuyarıcı madde
- stimulateuyarmak, teşvik etmek
- stimulationuyarım, teşvik
- stingycimri
- stinkkötü kokmak
- stitchdikiş
- stockstok
- stock marketborsa
- stockpilestok, yığın
- stoneworktaş işçiliği
- stooltabure
- stopovermola, ara durak
- stopwatchkronometre
- straightendüzeltmek
- straightforwardbasit, açık
- straitboğaz
- strandtel, iplik
- strangleboğmak
- strictlykesinlikle, sıkı bir şekilde
- strideuzun adımlarla yürümek
- strikingçarpıcı
- striveçabalamak
- strokefelç, inme
- stubbornlyinatla
- stylistkuaför, stilist
- subcontinentyarı kıta
- subculturealt kültür
- subdivisionalt bölüm, alt bölme
- subjunctivedilek kipi
- submitteslim etmek, sunmak
- subplotyan hikaye, alt olay örgüsü
- subsidehafiflemek, yatışmak
- substancemadde
- subtitlealt yazı
- subtleince, belli belirsiz
- subtractçıkarmak
- suburbbanliyö, kenar mahalle
- successiveardışık
- suckemmek
- suedava açmak
- sufferingacı çekme
- sufficientlyyeterince
- suitablyuygun şekilde
- sulfurkükürt
- sunbeamgüneş ışını
- superbmükemmel, muhteşem
- superintendentmüdür, denetçi
- supernaturaldoğaüstü
- supervisedenetlemek
- supervisiondenetim, gözetim
- supervisoramir, süpervizör
- supplementtakviye, ek
- suppliertedarikçi
- suppressbastırmak
- surgeani artış, dalgalanma
- surrenderteslim olmak
- surroundingsçevre
- surveillancegözetim
- suspendaskıya almak, asmak
- suspiciousşüpheli
- suspiciouslyşüpheyle
- sustainsürdürmek
- swankuğu
- sweepsüpürmek
- swifthızlı, çabuk
- swingsalıncak
- syllablehece
- symbolicsembolik
- sympatheticanlayışlı, sempatik
- sympathizesempati duymak, anlayış göstermek
- synonymeş anlamlı kelime
T
- tableclothmasa örtüsü
- tabloidtabloid tarzı, magazin türü
- tackraptiyelemek, iğnelemek
- tackleüstesinden gelmeye çalışmak
- tactiledokunsal
- tagetiket
- tailkuyruk
- tameevcil
- tanbronzluk
- tannedbronzlaşmış
- tatterpaçavra, yırtık parça
- tattoodövme
- tauntalay, taşlama
- teaspoonçay kaşığı
- technicalteknik
- technicallyteknik olarak
- telescopeteleskop
- temperateılıman
- temporarilygeçici olarak
- temptationcazibe, ayartma
- tenderşefkatli, sevecen
- tenderlyşefkatle
- tendernessşefkat
- terraceteras
- terrifyingkorkunç
- territorybölge, toprak
- testifytanıklık etmek
- testimonytanıklık, ifade
- themetema
- theoristkuramcı
- therapistterapist
- therapyterapi
- thereafterbundan sonra, ondan sonra
- thermometertermometre
- thesistez
- thicklykalın bir şekilde
- thicknesskalınlık
- thighuyluk
- thinkerdüşünür
- third personüçüncü şahıs
- thirdlyüçüncü olarak
- thoroughlytamamen, iyice
- thoughtfuldüşünceli
- thoughtlessdüşüncesiz
- threadiplik
- threatentehdit etmek
- thrillheyecan
- thrilledheyecanlı, çok mutlu
- thrillingheyecan verici
- throatboğaz
- ticklegıdıklamak
- tightropecambaz ipi
- timelesszamansız
- timelinesszamanında oluş
- timesçarpı
- timingzamanlama
- tiptoeparmak ucunda yürümek
- tirednessyorgunluk
- tiresomeyorucu, sıkıcı
- toenailayak tırnağı
- toildidinmek, zahmetle çalışmak
- toleranthoşgörülü
- toleratetahammül etmek, hoş görmek
- tollbilanço, kayıp sayısı
- tombmezar
- tonton
- torchel feneri
- tortoiseshellbağa deseni
- tortureişkence etmek
- toughsert, zorlu
- toxiczehirli, toksik
- tradertüccar, tacir
- trailerfragman
- traineestajyer, çırak
- trainereğitmen, antrenör
- traitözellik, karakter özelliği
- traitorhain
- trampserseri, evsiz
- trampleçiğneme
- transcriptyazılı metin, dökümü
- transfusionkan nakli
- transientgeçici
- transistortransistör
- transitiongeçiş
- transitivegeçişli
- translationçeviri
- translatorçevirmen
- transmissioniletim, aktarım
- transmitiletmek, aktarmak
- transparentşeffaf
- traversegeçiş, yatay geçiş
- traytepsi
- treadbasmak, üzerine adım atmak
- treatyantlaşma
- trekuzun yürüyüş, zorlu yolculuk
- tremendouslyson derece, muazzam şekilde
- tremortitreme, sarsıntı
- trialyargılama, dava
- triangleüçgen
- tribekabile
- trickyzor, çetrefilli
- trioüçlü
- trivialönemsiz
- trolleyalışveriş arabası, el arabası
- troopaskeri birlik
- trophykupa
- tropictropik
- troublesomesıkıntılı, baş belası
- trunkbagaj
- trustygüvenilir
- truthfuldoğru sözlü, dürüst
- truthfulnessdoğruluk, dürüstlük
- tubküvet, kova
- tuberculosisverem
- tugçekiş
- tuitionöğrenim ücreti
- tuliplale
- tumortümör, ur
- tunneltünel
- turbulentçalkantılı
- tutorözel öğretmen
- twinkleparıltı
- twistedbükülmüş, çarpık
- typhoidtifo
- tyrannyzorbalık, tiranlık
- tyrantzorba, tiran
U
- ultimatenihai, son
- ultimatelysonuçta, nihayetinde
- unacceptablekabul edilemez
- unashamedlyutanmadan, pervasızca
- unattractiveçekici olmayan
- unauthorizedyetkisiz, izinsiz
- unavailablemevcut olmayan, ulaşılamaz
- unawarehabersiz, farkında olmayan
- unbearabledayanılmaz
- unbeatableyenilmez
- unchangeddeğişmemiş, aynı kalan
- uncharacteristicalışılmadık, karakterine aykırı
- unclearlybelirsiz bir şekilde
- uncomfortablyrahatsız edici şekilde
- uncommonnadir, alışılmadık
- unconcernedkayıtsız, ilgisiz
- unconsciousbilinçsiz, baygın
- underestimateküçümsemek, hafife almak
- undergraduatelisans öğrencisi
- undergroundyeraltı
- underseadeniz altı
- understandableanlaşılır
- understandinganlayışlı
- undertakeüstlenmek, girişmek
- underweariç çamaşırı
- undoubtedlykuşkusuz, hiç şüphesiz
- undreamedhayal bile edilemeyen
- undressedçıplak, giyinmemiş
- uneasehuzursuzluk, tedirginlik
- uneasilyhuzursuzca, tedirginlikle
- unenthusiasticisteksiz, hevessiz
- unevenengebeli, düzensiz
- unfamiliaryabancı, tanıdık olmayan
- unfashionablemodası geçmiş
- unforeseenöngörülemeyen, beklenmedik
- ungodlytanrıtanımaz, akıl almaz derecede saçma
- unhappinessmutsuzluk
- unhelpfulyardımcı olmayan, faydasız
- unimaginablehayal edilemez, akıl almaz
- unimaginablyhayal edilemeyecek kadar
- unitedbirleşmiş, birlik içinde
- universalevrensel, genel
- unjustlyhaksız yere, adaletsizce
- unkindkaba, nazik olmayan
- unlimitedsınırsız
- unloadboşaltmak (yük)
- unlockkilidini açmak
- unmistakableyanılmaz, açıkça belli
- unmistakablyaçıkça, hiç şüphesiz
- unnaturaldoğal olmayan, yapmacık
- unofficialresmi olmayan, gayri resmi
- unpopularsevilmeyen, popüler olmayan
- unrealisticgerçekçi olmayan
- unreasonablemantıksız, aşırı
- unreliablegüvenilmez
- unresthuzursuzluk, kargaşa
- unsafegüvensiz, tehlikeli
- unsatisfactoryyetersiz, tatmin edici olmayan
- unselfishözverili, bencil olmayan
- unstoppabledurdurulamaz
- unsuccessfulbaşarısız
- unsuitableuygun olmayan, elverişsiz
- unsureemin olmayan, kararsız
- untalentedyeteneksiz
- unthinkablyakıl almaz derecede
- untieçözmek (düğüm)
- unto-e, -a (eski ifade)
- untreatedtedavi edilmemiş, işlem görmemiş
- untrimmedbudanmamış, kırpılmamış
- unusualnesssıradışılık, alışılmadıklık
- unwillingisteksiz, gönülsüz
- unwiseakılsızca, tedbirsiz
- unworldlydünya işlerinden anlamayan, saf
- upbringingyetiştirilme tarzı
- upgradeyükseltme, iyileştirme
- uprightdik
- upside downbaş aşağı, tersyüz
- urbankentsel, şehirle ilgili
- urgentlyacilen
- userkullanıcı
- usheryol göstermek, eşlik etmek
- utilityfayda, yarar
- utilizekullanmak, yararlanmak
- uttersöylemek, ağzından çıkarmak
- utterlytamamen, büsbütün
V
- vacantboş, sahipsiz
- vaccineaşı
- valentinesevgililer günü hediyesi/kartı
- validgeçerli
- vanishkaybolmak, yok olmak
- vanitykibir, kendini beğenmişlik
- variationdeğişim, farklılık
- variedçeşitli, farklı
- venturegirişim, teşebbüs
- venuemekan, etkinlik yeri
- verbalsözlü
- verballysözlü olarak
- versekıta
- versionsürüm, versiyon
- versuskarşı, -e karşı
- veterangazi, kıdemli kişi
- vibratetitremek, titreşmek
- vibrationtitreşim
- viewerizleyici
- vigorcanlılık, güç
- vigorousgüçlü, enerjik
- vigorouslyenerjik bir şekilde
- villavilla
- villagerköylü
- vinegarsirke
- violateihlal etmek
- virtual realitysanal gerçeklik
- virtuallyneredeyse, hemen hemen
- virtueerdem, fazilet
- visiblygözle görülür şekilde
- vitalhayati, çok önemli
- vitaminvitamin
- vocalistvokalist, şarkıcı
- vomitkusmuk
- voterseçmen
- vowyemin, ant
W
- wageücret, maaş
- waistbel
- waistcoatyelek
- walkabouthalk arasında gezinti (resmi kişi)
- walkeryürüyüşçü
- wallboardduvar levhası, alçıpan
- walnutceviz
- warshipsavaş gemisi
- wartimesavaş dönemi
- waspeşek arısı
- waterproofsu geçirmez
- weakenzayıflatmak, zayıflamak
- weaklyzayıf bir şekilde
- wealthyzengin, varlıklı
- wearisomeyorucu, bezdirici
- wearyyorgun, bitkin
- weavedokuma, örgü şekli
- wedevlenmek
- weedyabani ot
- welfarerefah, iyilik
- well-balanceddengeli
- well-builtsağlam yapılı, iyi inşa edilmiş
- well-organizediyi organize edilmiş, düzenli
- well-paidiyi maaşlı
- westernbatılı, batıya ait
- wheatbuğday
- whereasoysa, halbuki
- whipçırpmak
- whiskeyviski
- widengenişletmek, genişlemek
- widowdul kadın
- widthgenişlik
- wildernessvahşi doğa, ıssız bölge
- willingistekli, gönüllü
- willinglyisteyerek, gönüllü olarak
- windingkıvrımlı, dolambaçlı
- windshieldön cam (araç)
- winkgöz kırpma
- wipesilmek
- witzeka, nükte
- withdrawgeri çekmek
- withdrawalpara çekme
- wittynükteli, zekice
- wolfkurt
- wondroushayranlık uyandıran, olağanüstü
- woodcarvingahşap oymacılığı
- wordlesslysessizce, konuşmadan
- workaholicişkolik
- workbenchiş tezgahı
- workmanişçi, usta
- worktableçalışma masası
- worldlydünya görmüş, görmüş geçirmiş
- worldviewdünya görüşü
- wormsolucan
- worn-outyıpranmış, eskimiş
- worryingendişe verici
- worsenkötüleşmek, kötüleştirmek
- worshipibadet, tapınma
- worthlessdeğersiz
- wreckenkaz, batık
- wronglyyanlışlıkla, hatalı olarak
X
- X-rayröntgen
Y
Z
Sınav karşılığı: B2, kabaca Cambridge B2 First (FCE), IELTS 5.5-6.5, TOEFL 72-94 veya TOEIC 785-940 aralığına denk gelir; YDS ve YÖKDİL sınavlarında 55-75 bandına karşılık gelir. Değerler yaklaşıktır, sınav dönemine göre değişir.
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Vocaflare'deki kelime videoları Vocaflare Clips API ile geliyor. Dil uygulaması geliştiriyorsanız aynı indeksi siz de kullanabilirsiniz.
Listeyi okumak ilk adım. Hedef konuşmak.
VocaFlare'ı indirin ve bu kelimeleri yapay zeka ile İngilizce sohbetin içinde kullanın; sesli kullandığınız kelime kalıcı olur.
Seviye seviye İngilizce kelimeler hakkında sık sorulanlar
CEFR seviyeli kelime listeleri hakkında merak edilenler.