İngilizce B1 Kelimeler: 2.139 Kelime (Orta)
Toplam 2.139 İngilizce B1 kelimesinin tamamı, anlamı ve örnek cümlesiyle birlikte: planlarını, deneyimlerini ve görüşlerini özgüvenle anlatmanı sağlayan kelimeler. Kalıcı olmaları için yapay zeka eğitmeninle sesli olarak çalış.
2.139 kelime
PDF indirA
- abandonterk etmek, vazgeçmek
- ableyapabilen, muktedir
- abnormalanormal
- aboardgemide, uçakta, trende
- aborigineyerli, aborijin
- absenceyokluk, devamsızlık
- absentyok, devamsız
- absolutekesin, mutlak
- absolutelykesinlikle, tamamen
- absorbemmek, özümsemek
- abstractsoyut
- abundancebolluk
- abundantbol
- academicakademik
- academyakademi
- accentaksan, şive
- acceptancekabul
- accesserişim, giriş
- accessibleerişilebilir
- accessoryaksesuar
- accidentalkazara olan, tesadüfi
- accidentallykazara, yanlışlıkla
- accompanyeşlik etmek
- accomplishbaşarmak
- according togöre
- accountantmuhasebeci
- accuracydoğruluk
- accuratedoğru, kesin
- accuratelydoğru bir şekilde
- accusesuçlamak
- accustomalıştırmak
- acheağrı
- achievementbaşarı
- acknowledgekabul etmek
- acknowledgmentkabul, teşekkür
- acquaintancetanıdık
- acquireedinmek, kazanmak
- activeaktif
- actressaktris
- adreklam
- adaptuyum sağlamak
- addresseealıcı, muhatap
- administrationyönetim, idare
- admirationhayranlık
- admissiongiriş, kabul, itiraf
- adoptevlat edinmek, benimsemek
- adorablesevimli
- advanceilerlemek
- adverbzarf
- adverbialzarfsal
- advertreklam
- advertisereklamını yapmak
- adviserdanışman
- aerobicsaerobik
- affectetkilemek
- affectionsevgi, şefkat
- affordgücü yetmek
- afterwardsonra, daha sonra
- afterwardssonra, daha sonra
- agendagündem
- aggressiveagresif, saldırgan
- agreementanlaşma
- agriculturaltarımsal
- agriculturetarım
- aidyardım
- aimamaç, hedef
- air conditioningklima
- air forcehava kuvvetleri
- airlinehavayolu
- alcoholalkol
- alcoholicalkollü
- alikebenzer
- allergicalerjik
- allowanceharçlık, ödenek
- aloudsesli olarak
- alphabetalfabe
- alternativealternatif
- altogethertamamen, toplamda
- amazedhayrete düşmüş, şaşkın
- amazingharika, şaşırtıcı
- ambitioushırslı, iddialı
- ambulanceambulans
- amountmiktar
- amusingeğlenceli, komik
- analysisanaliz
- analyzeanaliz etmek
- angeröfke
- angleaçı
- animatedcanlı, animasyonlu
- animationanimasyon
- announceduyurmak, açıklamak
- announcementduyuru, açıklama
- annoyancerahatsızlık, sinirlenme
- annoyedsinirli, rahatsız
- annualyıllık
- annuallyyıllık olarak
- antkarınca
- antikarşıt, aleyhtar
- antiqueantika
- antonymzıt anlamlı kelime
- anxietykaygı, endişe
- anxiouslyendişeyle
- anyhowher halükarda, neyse
- apemaymun
- apologyözür
- apparentaşikar, belli
- appealçekicilik, itiraz
- appetiteiştah
- applaudalkışlamak
- applausealkış
- applicationbaşvuru, uygulama
- appointatamak
- appreciationtakdir, minnettarlık
- approachyaklaşım
- approvalonay
- approveonaylamak
- approximatelyyaklaşık olarak
- architectmimar
- ariseortaya çıkmak
- arithmeticaritmetik
- armyordu
- arrangedüzenlemek, ayarlamak
- arrangementdüzenleme, anlaşma
- arresttutuklama
- arrivalvarış
- arrowok
- artistsanatçı
- artisticsanatsal
- ashamedutanmış
- asidebir kenara
- aspectyön, boyut
- aspirinaspirin
- assignatamak, görevlendirmek
- assignmentödev, görev
- assistyardım etmek
- assistanceyardım
- associateilişkilendirmek, birlikte olmak
- assumevarsaymak
- astronomergökbilimci
- athleticatletik
- AtlanticAtlantik'e ait
- atmosphereatmosfer, hava
- atomicatomik
- attacheklemek, bağlamak
- attachmentek, bağlılık
- attainelde etmek, ulaşmak
- attendkatılmak
- attractçekmek, cezbetmek
- attractionçekicilik, cazibe merkezi
- authorityyetki, otorite
- auxiliaryyardımcı
- availablemevcut, müsait
- avenuecadde
- awarefarkında
- awarenessfarkındalık
- awesomeharika
- awkwardgarip, sakar
B
- babysitçocuk bakmak
- babysitterçocuk bakıcısı
- backachesırt ağrısı
- backpacksırt çantası
- backpackersırt çantalı gezgin
- backpackingsırt çantasıyla gezme
- bacondomuz pastırması
- baggagebagaj
- bakerfırıncı
- bakeryfırın, pastane
- balancedenge, bakiye
- baldkel
- bandagebandaj, sargı
- banggürültü, patlama sesi
- bank accountbanka hesabı
- bareçıplak
- barelyneredeyse hiç, güçlükle
- barkhavlama, ağaç kabuğu
- barmanbarmen
- barrelvaril, fıçı
- basementbodrum
- basinleğen, havza
- basistemel, esas
- batheyıkanmak
- battlesavaş, muharebe
- beardsakal
- beastcanavar, hayvan
- beatdövmek, yenmek
- beautifullygüzel bir şekilde
- beaverkunduz
- because ofyüzünden, nedeniyle
- bedsideyatak başı
- behalfadına, namına
- behavedavranmak
- beliefinanç
- belovedsevgili, çok sevilen
- beneathaltında
- benefitfayda, yarar
- benteğri, bükülmüş
- betbahis oynamak
- bilingualiki dilli
- binçöp kutusu
- biochemistrybiyokimya
- biographybiyografi
- biologybiyoloji
- bishoppiskopos
- bitteracı, buruk
- bleedkanamak
- blendkarıştırmak
- blesskutsamak
- blessingnimet, dua
- blindkör
- blogblog
- bloggerblog yazarı
- blushkızarma, allık
- boastövünmek
- boldcesur, kalın
- boldlycesurca
- bombbomba
- bondbağ, tahvil
- bookingrezervasyon
- boompatlama, ani artış
- bootbot, çizme
- bordersınır
- boresıkmak, canını sıkmak
- boredomcan sıkıntısı
- bouncesekmek, zıplamak
- boundkesin, gitmekte olan
- bowyay, eğilme
- boxingboks
- braceletbilezik
- brainstormingbeyin fırtınası
- brand-newyepyeni
- brasspirinç
- bravelycesurca
- breakthroughatılım, çığır açan gelişme
- breastgöğüs
- breathnefes
- breathlessnefes nefese
- breedüretmek, yavrulamak
- breedingüreme, yetiştiricilik
- bricktuğla
- briefkısa, kısa süreli
- brieflykısaca
- brightlyparlak bir şekilde
- broadgeniş
- broadcastyayın
- broccolibrokoli
- bronzebronz
- brotherhoodkardeşlik
- bubblebaloncuk
- buddyarkadaş, dost
- builderinşaatçı
- bullboğa
- bulletkurşun, mermi
- bulletinbülten, duyuru
- bumpçarpmak, toslamak
- bunchdemet, salkım
- burdenyük, sorumluluk
- bureaubüro, daire
- burglarhırsız
- burningyanan, yakıcı
- burstpatlamak
- bustkırmak, yakalamak (suçüstü)
- butcherkasap
- buyeralıcı
C
- cabbagelahana
- cabinkulübe, kamara
- cagekafes
- calculatehesaplamak
- calculationhesaplama, hesap
- calculatorhesap makinesi
- calfdana, buzağı; baldır
- callerarayan kişi
- calmsakin
- calmnesssakinlik
- cameldeve
- campsitekamp alanı
- canalkanal
- canceliptal etmek
- cancerkanser
- candlemum
- cannedkonserve
- canteenyemekhane, kantin
- capableyetenekli, muktedir
- capacitykapasite
- capsulekapsül
- captureele geçirme, yakalama
- careerkariyer, meslek
- carelessdikkatsiz
- carelesslydikkatsizce
- carelessnessdikkatsizlik
- carpethalı
- carriageat arabası, vagon
- cartonkarton kutu
- cashpointbankamatik, ATM
- casualgündelik, rahat
- categorizesınıflandırmak, kategorize etmek
- categorykategori
- cattlesığır
- cautiondikkat, ihtiyat
- cautioustemkinli, ihtiyatlı
- cavemağara
- CD-ROMCD-ROM, bilgisayar diski
- celebrityünlü, şöhret
- cellhücre
- centralmerkezi
- central heatingmerkezi ısıtma
- ceremonytören
- certaintykesinlik, emin olma
- challengingzorlu, meydan okuyan
- championşampiyon
- channelkanal
- chaoskaos, karmaşa
- characteristicözellik
- characterizenitelendirmek, karakterize etmek
- chargeücret, suçlama
- chariotsavaş arabası
- charityhayır kurumu, yardımseverlik
- charmcazibe, çekicilik
- chasekovalama, takip
- chat showsohbet programı
- check-in countercheck-in kontuarı
- check-in deskcheck-in masası, resepsiyon
- checkoutkasa, ödeme noktası
- cheerfulneşeli
- chemisteczacı, kimyager
- chemistrykimya
- cherishdeğer vermek, sevgiyle saklamak
- chest of drawersçekmeceli dolap, konsol
- chewing gumsakız
- chiefbaşlıca, baş
- choirkoro
- chokeboğulmak, nefes alamamak
- ChristianHristiyan
- chronologicalkronolojik
- chucklekıkırdama, hafif gülüş
- circulardairesel, yuvarlak
- circussirk
- citizenshipvatandaşlık
- civilsivil, medeni
- civilizationmedeniyet
- classicalklasik
- classifysınıflandırmak
- cliffuçurum
- climateiklim
- climberdağcı, tırmanıcı
- clinicklinik
- clipklip, ataç
- closelyyakından, dikkatle
- coalkömür
- coastalkıyı, sahil
- codmorina balığı
- coffintabut
- collapseçöküş, yıkılma
- collaryaka
- columnistköşe yazarı
- combinationkombinasyon, birleşim
- combinebirleştirmek
- comediankomedyen
- comedykomedi
- cometkuyruklu yıldız
- comfortrahatlık, konfor
- commavirgül
- commandkomut, emir
- commentyorum
- commercialticari
- commitişlemek (suç), adamak
- common sensesağduyu
- commonlyyaygın olarak, genellikle
- companionyol arkadaşı, dost
- comparisonkarşılaştırma
- competeyarışmak, rekabet etmek
- competitiverekabetçi
- competitorrakip
- complementtamamlayıcı
- completelytamamen
- complexkarmaşık
- complicatekarmaşıklaştırmak
- complicatedkarmaşık, çetrefilli
- complimentiltifat, kompliman
- composebestelemek, oluşturmak
- compositionkompozisyon, beste
- compoundbileşik, kompleks (alan)
- compromiseuzlaşma, taviz
- concentrationkonsantrasyon, odaklanma
- conceptkavram
- concernedendişeli, kaygılı
- concludesonuçlandırmak, sonucuna varmak
- conclusionsonuç
- conductdavranış, tutum
- confidenceözgüven, güven
- confirmonaylamak, doğrulamak
- confirmationonay, teyit
- conflictçatışma, anlaşmazlık
- confusingkafa karıştırıcı
- confusionkafa karışıklığı
- congratulatetebrik etmek
- connectbağlamak
- connectionbağlantı
- conquerfethetmek, ele geçirmek
- consciousbilinçli, farkında
- consequentlysonuç olarak, dolayısıyla
- conservationkoruma, muhafaza
- conservativemuhafazakar
- considerableönemli, hatırı sayılır
- considerationdüşünce, dikkate alma
- consonantünsüz harf
- constantlysürekli
- constituteoluşturmak, teşkil etmek
- constitutionanayasa
- constructinşa etmek
- constructioninşaat, yapım
- consumetüketmek
- consumertüketici
- consumptiontüketim
- containiçermek
- contentiçerik
- continualsürekli, aralıksız
- continuallysürekli olarak
- continuouskesintisiz, sürekli
- continuouslykesintisiz olarak, aralıksız
- contraryaksi, karşıt
- contributekatkıda bulunmak
- contributionkatkı
- controversialtartışmalı
- conveyiletmek, aktarmak
- convinceikna etmek
- copyrighttelif hakkı
- correctiondüzeltme
- cottonpamuk
- coughöksürmek
- councilbelediye meclisi, konsey
- counselingdanışmanlık
- counterkarşı koymak, karşılık vermek
- countlesssayısız
- countyil, ilçe (idari bölge)
- couragecesaret
- courageouscesur
- courgettekabak
- craftel sanatı, zanaat
- crashçarpışma, kaza
- creatoryaratıcı
- criminalsuçlu
- crisiskriz
- criticeleştirmen
- criticaleleştirel, kritik
- cropürün, mahsul
- crossinggeçit, kavşak
- crossroadskavşak, dönüm noktası
- crowkarga
- cruelzalim, acımasız
- crushaşık olma, tutulma
- cucumbersalatalık
- cultivateyetiştirmek, ekip biçmek
- culturalkültürel
- curetedavi, çare
- curiositymerak
- curiousmeraklı
- curiouslymeraklı bir şekilde, tuhaf bir şekilde
- curlykıvırcık
- currencypara birimi
- currentgüncel, şimdiki
- currentlyşu anda
- curriculummüfredat
- curtainperde
- curvekavis, viraj
- cushionyastık, minder
- customsgümrük
- CVözgeçmiş
- cycledöngü, çevrim
D
- daisypapatya
- damagehasar, zarar
- damagedhasarlı, zarar görmüş
- dampnemli
- dangerouslytehlikeli bir şekilde
- darecesaret etmek
- darknesskaranlık
- datingflört etme, çıkma
- dazesersemlik, şaşkınlık
- dazzlegöz kamaştırma
- deadlineson teslim tarihi
- deadlyölümcül
- deafsağır
- dealersatıcı, bayi
- debrismoloz, enkaz
- debtborç
- decisionkarar
- declarationbeyan, bildirge
- declarebeyan etmek, ilan etmek
- declinedüşüş, gerileme
- decreaseazalma
- dedicateadamak, ithaf etmek
- deedeylem, iyilik
- defeatyenmek
- defendsavunmak
- defendersavunucu
- defensesavunma
- deficiencyeksiklik, yetersizlik
- definetanımlamak
- definitekesin, belirli
- definite articlebelirli tanımlık ('the')
- definitelykesinlikle
- definitiontanım, tarif
- deletesilmek
- delicatenarin, kırılgan
- delightkeyif, zevk
- delightedçok memnun, sevinçli
- delightfulhoş, keyifli
- deliverteslim etmek
- deliveryteslimat
- demandtalep
- democracydemokrasi
- democraticdemokratik
- demonstrategöstermek, kanıtlamak
- demonstrationgösteri, protesto
- denyreddetmek, inkar etmek
- departayrılmak, hareket etmek
- departmentbölüm, departman
- departureayrılış, kalkış
- dependentbağımlı
- depositdepozito, kapora
- depresseddepresif, çökkün
- depressingiç karartıcı
- depressiondepresyon, bunalım
- deprivemahrum etmek
- depthderinlik
- derivetüretmek, elde etmek
- deservehak etmek
- designertasarımcı
- desirearzu, istek
- despairumutsuzluk
- desperateçaresiz, umutsuz
- despiterağmen
- destinationvarış noktası, hedef
- destructionyıkım, tahribat
- destructiveyıkıcı
- detectivededektif
- determinationkararlılık
- determinebelirlemek, saptamak
- devastatemahvetmek, harap etmek
- devastatingyıkıcı, sarsıcı
- developmentgelişim, gelişme
- devicecihaz, alet
- devotionbağlılık, adanmışlık
- diagramşema, diyagram
- dialkadran
- dialogdiyalog
- diameterçap
- diaperbebek bezi
- differfarklılık göstermek
- digitaldijital
- diligenceözen, çalışkanlık
- diligentçalışkan, gayretli
- dioxidedioksit
- directlydoğrudan
- dirttoprak, kir
- disabilityengellilik, özür
- disabledevre dışı bırakmak
- disabledengelli
- disagreementanlaşmazlık
- disappointhayal kırıklığına uğratmak
- disappointmenthayal kırıklığı
- disasterfelaket, afet
- disastrousfelaket gibi, yıkıcı
- disc jockeydisk jokeyi
- discomfortrahatsızlık
- discountindirim
- discouragecesaretini kırmak
- discoverykeşif
- discriminationayrımcılık
- diseasehastalık
- disgustingiğrenç
- dishwasherbulaşık makinesi
- diskdisk
- dissolveerimek, çözünmek
- distancemesafe
- distantuzak
- distinctionayrım, fark
- distinctlyaçıkça, belirgin biçimde
- distinguishayırt etmek
- distributedağıtmak
- distributiondağıtım
- districtbölge, semt
- disturbancerahatsızlık, kargaşa
- divedalış, atlayış
- diverdalgıç
- diverseçeşitli, farklı
- divineilahi
- divingdalış (spor)
- divorcedboşanmış
- DJDJ, disk jokeyi
- docbelge (kısaltma), doktor (argo)
- documentbelge
- documentarybelgesel
- dolphinyunus
- dotnokta
- downwardaşağı doğru
- dozeşekerleme, kısa uyku
- dozendüzine
- dragsürüklemek
- dramaticdramatik, çarpıcı
- drownboğulmak
- drunksarhoş
- dudeadam, dostum (argo)
- dullsıkıcı, donuk
- dumpçöplük
- dustbinçöp kutusu
- dustytozlu
- dutygörev, sorumluluk
- duty-freegümrüksüz, vergisiz
- duvetyorgan
- dynastyhanedan
E
- eagerhevesli, istekli
- eagernessheves, istek
- earachekulak ağrısı
- earnestciddi, samimi
- easterndoğu, doğuya ait
- easygoingrahat, kolay geçinir
- ecoeko, çevreci
- ecologicalekolojik
- ecologyekoloji
- economicekonomik
- economicsekonomi (bilim dalı)
- economyekonomi
- ecosystemekosistem
- ecstasycoşku, kendinden geçme
- edgekenar
- editionbaskı, sürüm
- educateeğitmek
- effectiveetkili
- efficiencyverimlilik
- efficientverimli
- elbowdirsek
- electionseçim
- electricalelektrikle ilgili
- electricityelektrik
- electronelektron
- electronicelektronik
- elementunsur, eleman
- eliminateelemek, ortadan kaldırmak
- embarrassutandırmak
- embarrassedutanmış
- embarrassmentutanç
- emergeortaya çıkmak
- emotionduygu
- emotionalduygusal
- emotionallyduygusal olarak
- emperorimparator
- emphasisvurgu, önem
- emphasizevurgulamak
- empireimparatorluk
- employmentistihdam
- enablemümkün kılmak, sağlamak
- encloseeklemek, çevrelemek
- encounterkarşılaşma
- encouragementteşvik, cesaretlendirme
- encouragingcesaret verici, umut verici
- encyclopediaansiklopedi
- endangertehlikeye atmak
- endlesssonsuz, bitmeyen
- endurekatlanmak, dayanmak
- enemydüşman
- engagekatılmak, ilgisini çekmek
- engagednişanlı, meşgul
- enginemotor
- engineeringmühendislik
- Englishmanİngiliz erkek
- enjoyablekeyifli, zevkli
- enjoymentzevk, keyif
- enrichzenginleştirmek
- ensuregaranti etmek, sağlamak
- entertaineğlendirmek
- entertainereğlendirici, sanatçı
- enthusiasmcoşku, heves
- enthusiastmeraklı, hevesli kişi
- enthusiastichevesli, coşkulu
- entirebütün, tam
- entirelytamamen
- entrygiriş, kayıt
- environmentalçevresel
- environmentalistçevreci
- equaleşit
- equalityeşitlik
- equallyeşit şekilde
- equipmentekipman
- eraçağ, dönem
- essenceöz, esas
- essentialesansiyel, gerekli
- establishmentkuruluş, tesis
- estimatetahmin etmek
- eternalebedi, sonsuz
- eternitysonsuzluk, ebediyet
- evenlyeşit şekilde, düzgünce
- eventuallysonunda, nihayet
- evidentaçık, belli
- exacttam, kesin
- examinationsınav, muayene
- examineincelemek, muayene etmek
- examinersınav görevlisi, denetçi
- excellencemükemmellik
- excessfazlalık, aşırılık
- exchange ratedöviz kuru
- excitedlyheyecanla
- excitementheyecan
- exclusiveözel, sınırlı
- exhaustedbitkin, tükenmiş
- existencevarlık, var oluş
- exitçıkış
- expandgenişlemek, genişletmek
- expensemasraf, gider
- experienceddeneyimli
- experimentdeney
- explorationkeşif
- explosionpatlama
- exposeaçığa çıkarmak, maruz bırakmak
- extenduzatmak, genişletmek
- extensivelykapsamlı biçimde, genişçe
- extentderece, ölçü
- extinctsoyu tükenmiş
- extinctionsoyu tükenme, yok olma
- extraordinaryolağanüstü
- extremeaşırı, uç
- extreme sportsekstrem sporlar
- eyesightgörme yetisi
F
- face to faceyüz yüze
- face-to-faceyüz yüze (sıfat)
- facilitytesis, imkan
- fadesolmak
- failurebaşarısızlık
- faintbelli belirsiz, hafif
- faithfulsadık
- fakesahte
- fallendüşmüş, yere düşmüş
- fantasyfantezi, hayal
- farawayuzak, ırak
- farewellveda
- farmingtarım, çiftçilik
- farmlandtarım arazisi
- fartherdaha uzağa
- farthesten uzağa
- fascinatebüyülemek, çok ilgisini çekmek
- fashionablemodaya uygun
- fastenbağlamak, tutturmak
- favorableolumlu, elverişli
- faxfaks
- feastziyafet
- fellowadam, arkadaş
- ferryferibot
- festivebayram havasında, şenlikli
- fetchgetirmek, alıp gelmek
- feverishlytelaşla, ateşli biçimde
- fifthbeşinci
- fillingdolgu
- film-makerfilm yapımcısı
- filterfiltre
- financefinanse etmek
- financialmali, finansal
- findingbulgu
- fingerparmak
- fire stationitfaiye istasyonu
- firefighteritfaiyeci
- fireworkhavai fişek
- firmsağlam, kararlı
- firmlykararlılıkla, sıkıca
- first floorbirinci kat
- first ladybaşkanın eşi
- first-floorbirinci kata ait
- fitnessfiziksel form, fitness
- flashgösterişli
- flavorlezzet, tat
- flocksürü
- flowakış
- flugrip
- fluentakıcı
- fluentlyakıcı bir şekilde
- flunksınıfta kalmak, çakmak
- fluteflüt
- foldkırışık, kıvrım
- folkinsanlar, halk
- fonddüşkün, sevgi duyan
- fondnessdüşkünlük, sevgi
- foolishaptalca
- footayak
- forbiddenyasak
- forecasttahmin
- foreheadalın
- forgiveaffetmek
- formalresmi, biçimsel
- formallyresmi olarak
- formatbiçim, format
- formereski, önceki
- formulaformül
- forthileriye
- fortnightiki hafta
- fortunateşanslı
- foundationtemel
- fountainçeşme, fıskiye
- fragmentparça, kırıntı
- freelyözgürce, serbestçe
- freezerdondurucu
- freezingdondurucu soğuk
- frequencysıklık, frekans
- frequentsık, sık sık olan
- frequentlysık sık
- freshmanbirinci sınıf öğrencisi
- friendlinessdostluk, samimiyet
- frightkorku, ürkme
- frostkırağı, don
- frozendonmuş
- frustratedhayal kırıklığına uğramış
- frustrationhayal kırıklığı
- frying pankızartma tavası
- fuelyakıt
- full stopnokta
- full-timetam zamanlı
- fundfon
- funeralcenaze töreni
- furkürk
- furnishdöşemek, mobilya ile donatmak
- furthermoreayrıca, dahası
- furthesten uzağa
- fussyaygara, telaş
G
- gainkazanç, artış
- gallcüret, yüzsüzlük
- gallongalon
- gapboşluk, açık
- gardeningbahçıvanlık
- garmentgiysi, kıyafet
- gayneşeli, eşcinsel
- geevay canına, hey
- genegen
- generalgenel
- generallygenellikle
- generateüretmek, yaratmak
- generouscömert
- geneticgenetik
- geneticallygenetik olarak
- geneticsgenetik bilimi
- gentlemanbeyefendi
- geographicalcoğrafi
- geographycoğrafya
- geologyjeoloji
- gestureel hareketi, jest
- giantdev, kocaman
- giftedyetenekli
- gigglekıkırdama
- gingerzencefil
- giraffezürafa
- glancegöz atma, bakış
- glidesüzülme, kayma
- glimpsekısa bakış, gözucuyla görme
- glintparıltı
- globalküresel
- gloriousmuhteşem, görkemli
- gloryzafer, şan
- goalkeeperkaleci
- goddesstanrıça
- golfergolfçü
- goodnessaman, aman tanrım
- goodsmal, eşya
- gorgeousmuhteşem, çok güzel
- gorillagoril
- gossipdedikodu
- governyönetmek
- governorvali
- gownelbise, kaftan
- grabkapmak, yakalamak
- gracefulzarif, ince
- graduationmezuniyet
- grantburs, hibe
- graphgrafik
- graphiccanlı, çarpıcı, grafiksel
- graphicsgrafikler
- gratitudeminnettarlık
- gravemezar
- gravyet suyu sosu
- greenhousesera
- greetingselamlama
- grillızgara
- groomdamat
- ground floorzemin kat
- groupinggruplama
- growthbüyüme
- guaranteegaranti
- guidancerehberlik
- guiderehber
- guiltsuçluluk
- guiltysuçlu
- guitaristgitarist
- gymspor salonu
- gymnasticsjimnastik
H
- habitatyaşam alanı, habitat
- hairdresserkuaför
- hairdryersaç kurutma makinesi
- hammerçekiç
- hand-heldelde tutulan
- handballhentbol
- handkerchiefmendil
- handshakeel sıkışma
- handwritingel yazısı
- handykullanışlı, elverişli
- hangasmak
- hangingasılı
- harborliman
- hard-workingçalışkan
- hardshipzorluk, sıkıntı
- harnesskoşum takımı, emniyet kemeri
- hastyaceleci, telaşlı
- hatchkapak, ambar ağzı
- hatrednefret
- hauntsık gidilen yer
- havensığınak, cennet gibi yer
- hazardtehlike
- headlinemanşet
- healiyileşmek
- healingiyileştirici
- hearingişitme
- heart attackkalp krizi
- heartedyürekli, kalpli
- heartydoyurucu, samimi
- heaterısıtıcı
- heavencennet
- heavenlyilahi, cennet gibi
- heeltopuk
- heightyükseklik, boy
- helmetkask
- helplessçaresiz
- herdsürü
- hesitatetereddüt etmek
- hiddengizli
- highlightvurgulamak
- highlyson derece, oldukça
- hipkalça
- hireişe almak, kiralamak
- historiantarihçi
- historictarihi, önemli
- historicaltarihsel
- HIVHIV virüsü
- holykutsal
- homelessevsiz
- honestdürüst
- honestlydürüstçe, açıkçası
- honestydürüstlük
- honeymoonbalayı
- hopsıçrama, zıplama
- hopefulumutlu
- hopefullyumarım
- hopelessumutsuz
- horizonufuk
- hornkorna, boynuz
- horriblekorkunç, berbat
- horrifydehşete düşürmek
- hostelhostel, pansiyon
- householdhane, ev halkı
- houseworkev işleri
- hugekocaman, dev gibi
- humanityinsanlık
- humidnemli
- humormizah, espri
- humorousesprili, mizahi
- hungeraçlık
- huntavlanma, arayış
- hurriedlyaceleyle
- hutkulübe
I
- ice hockeybuz hokeyi
- ice skatingbuz pateni
- identitykimlik
- identity cardkimlik kartı
- idiomdeyim
- idolidol, put
- ignoregörmezden gelmek
- illegallyyasa dışı olarak
- illnesshastalık
- illuminateaydınlatmak
- imaginaryhayali
- imitatetaklit etmek
- immediateacil, ani
- immediatelyhemen
- immigrategöç etmek
- immigrationgöç, göçmenlik
- impairzayıflatmak, bozmak
- impressionizlenim
- impressiveetkileyici
- improperuygunsuz
- improvementiyileştirme, gelişme
- incidentolay
- includingdahil
- incomegelir
- inconvenientelverişsiz, uygunsuz
- incorrectyanlış
- increasinglygiderek, gitgide
- incredibleinanılmaz
- incrediblyinanılmaz derecede
- indefinite articlebelgisiz tanımlık
- independentbağımsız
- indirectdolaylı
- indirectlydolaylı olarak
- individualbireysel
- indoorsiçeride, kapalı mekanda
- industrialendüstriyel, sanayi
- industryendüstri, sanayi
- inevitablekaçınılmaz
- infectionenfeksiyon
- infinitivemastar
- informbilgilendirmek, haber vermek
- informativebilgilendirici
- ingredientmalzeme
- inhabitantsakin, oturan
- inhalenefes almak, soluk çekmek
- initialbaş harf
- initiallybaşlangıçta
- injectenjekte etmek, iğne yapmak
- injuryyaralanma
- inkmürekkep
- innermosten içteki
- innocentmasum
- innovatoryenilikçi
- inquirysoruşturma, sorgu
- insanedeli, çılgın
- inscribeyazmak, kazımak
- inscriptionyazıt, kitabe
- insightkavrayış, iç görü
- insistısrar etmek
- inspectiondenetim, muayene
- inspireilham vermek
- installkurmak, yüklemek
- instanceörnek, durum
- instead ofyerine
- instituteenstitü
- instructiontalimat, yönerge
- instructoreğitmen
- insurancesigorta
- intendniyet etmek
- intenseyoğun, şiddetli
- intensiveyoğunlaştırılmış
- intentionniyet
- intentionallykasıtlı olarak
- interactetkileşim kurmak
- interactionetkileşim
- intermediateorta düzey
- intermissionara
- internaliç, dahili
- internationallyuluslararası düzeyde
- interruptkesmek, sözünü kesmek
- intervalaralık
- intervieweemülakat yapılan kişi
- introductiontanıtım, giriş
- invasionistila
- investyatırım yapmak
- investigationsoruşturma
- invitationdavet, davetiye
- involuntarilyistemsizce
- involveiçermek, kapsamak
- involveddahil, karmaşık
- irondemir, ütü
- ironingütü yapma
- irregulardüzensiz
- irritatesinirlendirmek, tahriş etmek
- isleada
- isolationizolasyon, yalnızlık
- ivoryfildişi
J
K
L
- lablaboratuvar
- laboratorylaboratuvar
- laddermerdiven
- lambkuzu
- landlordev sahibi
- largelybüyük ölçüde
- lastingkalıcı, sürekli
- latecomergeç kalan kişi
- latelyson zamanlarda
- laughterkahkaha, gülüş
- launchbaşlatmak, piyasaya sürmek
- lawfulyasal
- laykoymak, sermek
- layerkatman
- leadershipliderlik
- leadingönde gelen
- leaguelig
- leanzayıf, yağsız
- leapsıçramak, atlamak
- lectureders, konferans
- legalyasal, hukuki
- legallyyasal olarak
- lengthuzunluk
- lessenazaltmak
- lettucemarul
- liaryalancı
- liberateözgürleştirmek, kurtarmak
- liberationözgürleştirme, kurtuluş
- librariankütüphaneci
- lifeguardcankurtaran
- lifelongömür boyu
- liftasansör, otostop
- lighterçakmak
- lightlyhafifçe
- lightningşimşek, yıldırım
- likenessbenzerlik
- limitsınır, limit
- limitationsınırlama, kısıtlama
- limitedsınırlı
- limptopallamak
- linkbağlantı
- liquidsıvı
- literaryedebi
- literatureedebiyat
- liverkaraciğer
- loafsomun ekmek
- locateyerini bulmak, konumlandırmak
- locationkonum, yer
- lodgekulübe, konak
- logkütük, kayıt
- logicmantık
- logologo
- lorrykamyon
- losskayıp
- lotterypiyango
- loudgürültülü, yüksek sesli
- loudspeakerhoparlör
- lovinglysevgiyle
- loyalsadık
- loyaltysadakat
- luggagebagaj
- lungakciğer
- luxurylüks
M
- magicalbüyülü
- magiciansihirbaz
- magnificentmuhteşem
- mailboxposta kutusu
- mainana, temel
- maintainsürdürmek, bakımını yapmak
- maintenancebakım
- majorityçoğunluk
- managementyönetim
- mankindinsanlık
- mapleakçaağaç
- marblemermer, bilye
- marinedenizel, deniz ile ilgili
- markedbelirgin
- marriageevlilik
- mashezmek, püre yapmak
- masskitlesel
- massivedevasa, kocaman
- mathematicianmatematikçi
- mathematicsmatematik
- maximumazami, maksimum
- mayorbelediye başkanı
- meaningfulanlamlı
- meanwhilebu arada
- measureönlem, ölçü
- measurementölçüm
- mechanictamirci, mekanik
- mechanicalmekanik
- meditatemeditasyon yapmak
- meditationmeditasyon
- MediterraneanAkdeniz
- mediumorta
- melterimek
- membershipüyelik
- memorableunutulmaz
- memorizeezberlemek
- mendonarmak, tamir etmek
- mentalzihinsel
- mentallyzihinsel olarak
- merchanttüccar
- meresadece, salt
- merelysadece, yalnızca
- messdağınıklık, karmaşa
- message boardmesaj panosu, forum
- messydağınık
- middle-agedorta yaşlı
- mildhafif, ılıman
- milemil
- mineralmineral
- minimizeen aza indirmek
- minimumasgari, minimum
- minorküçük, önemsiz
- minorityazınlık
- minuseksi
- miraclemucize
- mischiefyaramazlık
- miserablesefil, mutsuz
- miserysefalet, ıstırap
- misleadyanıltmak
- missiongörev, misyon
- mistysisli
- misunderstandingyanlış anlama
- mixing bowlkarıştırma kabı
- modal verbkip fiili, modal fiil
- modemmodem
- moderateılımlı, orta düzey
- modifydeğiştirmek, düzenlemek
- moisturenem
- moleculemolekül
- monitormonitör, ekran
- monkkeşiş
- monstercanavar
- monthlyaylık
- monumentanıt
- moralahlaki ders, kıssa
- moreoverdahası, üstelik
- mosquitosivrisinek
- mossyosun
- motherlandanavatan
- motionlesshareketsiz
- motivatemotive etmek, güdülemek
- motivationmotivasyon
- motivegüdü, saik
- motormotor
- motorcyclemotosiklet
- mottoslogan, düstur
- mountdağ
- mountaintopdağ zirvesi
- mournyas tutmak
- movementhareket
- mudçamur
- mulekatır
- murdererkatil
- musclekas
- mustardhardal
- mutualkarşılıklı, ortak
- mythmit, efsane
N
- nailçivi, tırnak
- nakedçıplak
- napşekerleme, kısa uyku
- narrateanlatmak, hikaye etmek
- narrativeanlatısal, öyküsel
- narrowdar
- nastykötü, iğrenç
- nationalistmilliyetçi
- naturallydoğal olarak
- navy bluelacivert
- nearbyyakındaki, civardaki
- necklacekolye
- nectarnektar, çiçek özü
- needleiğne
- negotiatemüzakere etmek, pazarlık etmek
- negotiationmüzakere, pazarlık
- neighborhoodmahalle, semt
- nephewerkek yeğen
- nervousnessgerginlik, sinirlilik
- nessburun (coğrafi), çıkıntı
- networkağ, şebeke
- neutraltarafsız, nötr
- neverthelessyine de, buna rağmen
- newbornyeni doğmuş
- newcomeryeni gelen
- newlyyeni, yakın zamanda
- next doorhemen yanında, bitişikte
- next-doorbitişik, yan komşu olan
- nicknamelakap, takma ad
- niecekız yeğen
- nightlifegece hayatı
- nodbaş sallama
- noisilygürültülü bir şekilde
- nonehiçbiri
- nonethelessyine de, buna karşın
- nonsensesaçmalık
- norne de
- normallynormalde, genellikle
- northeastkuzeydoğu, kuzeydoğuya ait
- northeasternkuzeydoğuya ait
- northernkuzeye ait, kuzey
- northwestkuzeybatı, kuzeybatıya ait
- northwesternkuzeybatıya özgü
- noticeablefark edilebilir, belirgin
- noticeboardilan panosu
- notionkavram, fikir
- notoriousadı çıkmış, kötü şöhretli
- novelistromancı, roman yazarı
- nowherehiçbir yerde, hiçbir yere
- nuclearnükleer
- nucleusçekirdek
- numeroussayısız, çok sayıda
- nutrientbesin öğesi
- nutritionbeslenme
- nutritiousbesleyici
O
- objectnesne, cisim
- objectionitiraz
- objectivehedef, amaç
- observationgözlem
- observegözlemlemek, fark etmek
- obstacleengel
- obtainelde etmek, edinmek
- obviousaçık, belirgin
- obviouslyaçıkça, belli ki
- occasionvesile, özel gün
- occasionalara sıra olan, seyrek
- occasionallyara sıra, bazen
- occupyişgal etmek, kaplamak
- occurmeydana gelmek, olmak
- oceanokyanus
- offensivesaldırgan, rahatsız edici
- officiallyresmi olarak
- oilyyağlı
- old-fashionedeski moda, demode
- oneselfkendisi, kendini
- onstagesahne üzerindeki, sahnede
- ontoüstüne, üzerine
- openingaçıklık, boşluk
- operationoperasyon, ameliyat
- oppositionmuhalefet, karşı çıkma
- oppressbaskı yapmak, ezmek
- oppressionbaskı, zulüm
- optionseçenek
- oralsözlü sınav
- orbityörünge
- orchestraorkestra
- orderlydüzenli
- ordinarysıradan, olağan
- organorgan; org (müzik aleti)
- organicorganik
- organismorganizma, canlı
- organizationkuruluş, organizasyon
- originköken, kaynak
- otherwiseaksi takdirde, yoksa
- ought to-meli/-malı (yapmalı)
- out-of-dategüncelliğini yitirmiş, eski
- outdooraçık hava, dış mekan
- outdoorsaçık havada, dışarıda
- outerdış, dıştaki
- outlawkanun kaçağı, haydut
- outlineana hatlarını çizmek, özetlemek
- outstandingolağanüstü, mükemmel
- outwarddışa dönük, görünüşteki
- outweighağır basmak, üstün gelmek
- overcomeüstesinden gelmek, yenmek
- overjoyedçok mutlu, sevinçten uçan
- overnightgecelik, bir gecede olan
- overwhelmbunaltmak, ezmek
- overwhelmingezici, bunaltıcı
- overworkaşırı çalışma
- oweborçlu olmak
- owingborç olarak kalan, ödenmemiş
- oxygenoksijen
P
- pacehız, tempo
- packagepaket, koli
- packingpaketleme, ambalajlama
- paddlekürek (kano vb.)
- paidücretli, ödenmiş
- painağrı, acı
- painfulacı verici, ağrılı
- palesolgun, soluk
- palmavuç içi; palmiye
- parachuteparaşüt
- paradisecennet
- paralyzefelç etmek
- parcelkoli, paket
- parentalebeveynle ilgili, ebeveyn
- parkingpark etme, otopark
- parrotpapağan
- part-timeyarı zamanlı
- partialkısmi, taraflı
- participantkatılımcı
- participatekatılmak
- participleortaç, sıfat-fiil
- particularlyözellikle
- passiontutku
- passivepasif, edilgen
- passportpasaport
- passwordşifre, parola
- patiencesabır
- patroldevriye
- patterndesen, örüntü
- pauseduraklama, ara
- peanutyer fıstığı
- peculiartuhaf, garip
- pennilessmeteliksiz, parasız
- pennypeni, kuruş
- perbaşına, her biri için
- percentyüzde
- performersanatçı, icracı
- permanentkalıcı, sürekli
- permanentlykalıcı olarak, sürekli
- permitizin vermek
- personallykişisel olarak, bizzat
- persuadeikna etmek
- persuasiveikna edici
- phantomhayali, hayalet gibi
- pharmacyeczane
- phenomenonolgu, fenomen
- philosopherfilozof
- philosophyfelsefe
- phoenixanka kuşu
- photocopyfotokopi
- phrasal verbdeyimsel fiil, öbek fiil
- phrasekalıp, deyim
- physicsfizik
- pieturta
- pietydindarlık
- pillowyastık
- piniğnelemek, tutturmak
- pineappleananas
- pipeboru
- pitçukur; meyve çekirdeği
- plainsade, düz
- platformplatform, peron
- pleasantlyhoş bir şekilde
- plugfiş, tıpa
- pocket moneycep harçlığı
- poetşair
- poetryşiir
- poisonzehir
- poisonouszehirli
- poledirek, kutup
- policypolitika, ilke
- politelykibarca, nezaketle
- politicianpolitikacı, siyasetçi
- politicssiyaset, politika
- pollutantkirletici madde
- pondgölet
- popcornpatlamış mısır
- porkdomuz eti
- portliman; port (bilgisayar)
- positiveolumlu, pozitif
- positivelyolumlu bir şekilde, kesinlikle
- possesssahip olmak
- possessionmülk, sahiplik
- possessivesahiplenici, iyelik
- possibilityolasılık, ihtimal
- postcardkartpostal
- postmanpostacı
- pottencere, saksı
- potentialpotansiyel, kapasite
- potteryçömlekçilik, seramik
- poundsterlin; libre (ağırlık)
- povertyyoksulluk
- powdertoz
- practicalpratik, kullanışlı
- praiseövgü, takdir
- prayerdua
- preciousdeğerli, kıymetli
- preferencetercih
- prefixönek
- pregnanthamile
- prejudiceönyargı
- preparationhazırlık
- preparedhazır, hazırlıklı
- prepositionedat, ilgeç
- preschoolokul öncesi
- prescriptionreçete
- presencevarlık, hazır bulunma
- presentationsunum
- preservationkoruma, muhafaza
- preservekorumak, muhafaza etmek
- presidentbaşkan
- pressbasın; matbaa presi
- previousönceki
- priestrahip, papaz
- primarilybaşlıca, esas olarak
- primary schoolilkokul
- primitiveilkel
- principleilke, prensip
- prisonhapishane, cezaevi
- prisonermahkum, tutsak
- privacymahremiyet, gizlilik
- prizeödül
- probabilityolasılık
- proceeddevam etmek, ilerlemek
- processsüreç
- proclaimilan etmek, duyurmak
- procrastinationerteleme
- producerüretici, yapımcı
- productiveüretken, verimli
- professionmeslek
- professorprofesör
- progressilerleme
- prohibitionyasak
- prominentönde gelen, tanınmış
- promoteterfi ettirmek, tanıtmak
- promotionterfi; tanıtım
- pronounzamir
- proofkanıt, delil
- properlydüzgün bir şekilde, uygun şekilde
- propertymülk, özellik
- proportionoran, kısım
- proposalöneri, teklif
- proposeönermek; evlenme teklif etmek
- prosperityrefah, bolluk
- prosperousmüreffeh, gelişmiş
- protectkorumak
- protectionkoruma
- protectivekoruyucu
- protestprotesto
- proudgururlu
- provekanıtlamak
- proverbatasözü
- providedşartıyla, koşuluyla
- psychologicalpsikolojik
- pubpub, meyhane
- public transporttoplu taşıma
- publiclyalenen, açıkça
- publisheryayıncı, yayınevi
- pulloverkazak, süveter
- pumppompa
- punishcezalandırmak
- punishmentceza
- pupilöğrenci, göz bebeği
- puppyyavru köpek
- puresaf, katıksız
- purifyarıtmak
- pursecüzdan, çanta
- puzzlebulmaca, yapboz
Q
- quakedeprem
- qualifiednitelikli, yetkili
- qualifyhak kazanmak, yeterlik kazanmak
- quantitymiktar
- question marksoru işareti
- questionnaireanket
- queuesıra, kuyruk
R
- raceyarış, ırk
- racialırksal
- radiationradyasyon
- rageöfke, hiddet
- railkorkuluk, ray
- railroaddemiryolu
- railwaydemiryolu
- rainfallyağış miktarı
- rainforestyağmur ormanı
- rankrütbe, sıra
- rapidhızlı
- rapidlyhızla, hızlı bir şekilde
- rarenadir
- rarelynadiren
- raspberryahududu, böğürtlen
- rationtayin, pay
- rationalmantıklı, rasyonel
- razorjilet, tıraş bıçağı
- reacttepki vermek
- realisticgerçekçi
- realitygerçeklik
- rearrangeyeniden düzenlemek
- reasonablemakul, mantıklı
- rebuildyeniden inşa etmek
- recallhatırlamak
- receptionresepsiyon
- reciteezbere okumak
- reclaimgeri almak
- recognizetanımak
- recommendtavsiye etmek, önermek
- recordingkayıt
- recoveriyileşmek, kurtarmak
- recoveryiyileşme
- recycledgeri dönüştürülmüş
- recyclinggeri dönüşüm
- reduceazaltmak
- reductionazalma, indirim
- reefresif, mercan kayalığı
- refereehakem
- reflectionyansıma, düşünme
- refreshmentsikramlar
- refundgeri ödeme, iade
- refusalret, reddetme
- refuseçöp, atık
- regainyeniden kazanmak
- regardsaymak, addetmek
- regardinghakkında, ile ilgili
- regionbölge
- regionalbölgesel
- registerkayıt defteri
- registrationkayıt, tescil
- regulationyönetmelik, kural
- rejectreddetmek
- relateilişkilendirmek
- relationilişki
- relationshipilişki
- relativegöreceli
- relativelynispeten, görece
- relaxingrahatlatıcı
- reliablegüvenilir
- religiondin
- religiousdini, dindar
- relygüvenmek, dayanmak
- remaindergeri kalan, kalan kısım
- remarksöylemek, belirtmek
- remarkabledikkat çekici, olağanüstü
- remedyçare, ilaç
- remembranceanma
- remote controluzaktan kumanda
- removekaldırmak, çıkarmak
- renewyenilemek
- repaygeri ödemek
- repeatedlytekrar tekrar, defalarca
- representativetemsilci
- reproduceüremek, çoğaltmak
- republiccumhuriyet
- reputationitibar, ün
- requiregerektirmek
- requirementgereklilik, şart
- rescuekurtarma
- researcheraraştırmacı
- resemblebenzemek
- reservationrezervasyon
- reserverezerv, koruma alanı
- residentikamet eden, mukim
- residentialkonut ile ilgili, yerleşim
- resistdirenmek, karşı koymak
- resolveçözmek
- resorttatil beldesi
- resourcekaynak
- respectsaygı
- respectablesaygın, düzgün
- respondyanıt vermek, tepki vermek
- responsibilitysorumluluk
- responsiblesorumlu
- restdinlenme, geri kalan
- restoreonarmak, restore etmek
- restrictkısıtlamak, sınırlamak
- retailperakende
- retainelinde tutmak, korumak
- retellyeniden anlatmak
- retrospectgeriye dönüp bakma
- reunificationyeniden birleşme
- reunifyyeniden birleştirmek
- revisegözden geçirmek, tekrar etmek
- revisiongözden geçirme, tekrar
- rewardödül
- rewriteyeniden yazmak
- ridkurtarmak, temizlemek
- riddledelik deşik etmek
- ridiculousgülünç, saçma
- ripeolgun
- riseartış, yükseliş
- riskrisk
- roadsideyol kenarı
- robotrobot
- rollingdalgalı, engebeli
- rottençürük
- roughpürüzlü, zor
- routinerutin
- rubberkauçuk, lastik
- rubbishçöp, saçmalık
- rudelykaba bir şekilde
- runawaykaçak, evden kaçan
- runwaypist
S
- sacredkutsal
- sadnessüzüntü
- safarisafari
- safeguardkoruma önlemi, güvence
- safelygüvenli bir şekilde
- safetygüvenlik
- salesmansatıcı, satış elemanı
- salmonsomon
- sandkum
- sandalsandalet
- satelliteuydu
- satisfactionmemnuniyet, tatmin
- satisfiedmemnun, tatmin olmuş
- saucepantencere
- saucerfincan tabağı
- scantarama
- scarekorkutmak
- scaredkorkmuş
- scarykorkutucu
- scatterdağıtmak, saçmak
- scenicmanzaralı
- scholarbilgin, akademisyen
- scholarshipburs
- schoolmateokul arkadaşı
- schoolteacherokul öğretmeni
- science fictionbilim kurgu
- scoldazarlamak
- scopekapsam
- scoreskor, puan
- scratchçizik
- sculptureheykel
- seasonmevsim, sezon
- seawaterdeniz suyu
- seaweeddeniz yosunu
- second-handikinci el
- secondary schoolortaokul, lise
- secretlygizlice
- securegüvenli
- securitygüvenlik
- seizeyakalamak, ele geçirmek
- selectseçkin, özel
- selectionseçki, çeşit
- self-serviceself servis
- selfishbencil
- sensationhis, duyum
- separationayrılık, ayrılma
- sequencesıra, dizi
- seriesdizi, seri
- seriousciddi
- serversunucu, garson
- servicehizmet
- sessionoturum, seans
- settingortam, ayar
- settleyerleşmek, çözmek
- settlementyerleşim, anlaşma
- settleryerleşimci, göçmen
- severeşiddetli, ağır
- severelyşiddetli bir şekilde, ağır bir şekilde
- sexcinsiyet
- shadowygölgeli, belirsiz
- shallowsığ
- shameutanç, yazık
- shamefulutanç verici
- sharpkeskin
- shavetıraş olmak
- sheertamamen, sarp
- sheetçarşaf, kağıt yaprağı
- sheltersığınak, barınak
- sheriffşerif
- shiftkaymak, değiştirmek
- shinyparlak
- shivertitremek
- shockedşok olmuş
- shockingşok edici
- shopperalışverişçi
- shortagekıtlık, eksiklik
- shortlykısa süre içinde, yakında
- shrimpkarides
- sicknesshastalık
- sidewalkkaldırım
- sighiç çekme
- signalsinyal, işaret
- signatureimza
- significanceönem
- signpostyol tabelası
- silentsessiz
- silkipek
- similaritybenzerlik
- similarlybenzer şekilde
- simplifybasitleştirmek
- simultaneouslyaynı anda
- skeletoniskelet
- skincilt, deri
- skyscrapergökdelen
- slaverykölelik
- sleeveyen, kol
- slighthakaret, küçümseme
- slightlybiraz, hafifçe
- slipkağıt parçası, ufak hata
- sloganslogan
- slopeyokuş, eğim
- slotyuva, zaman dilimi
- smokersigara içen kişi
- sneezeaksırık, hapşırma
- snowboardkar kayağı tahtası, snowboard
- snowstormkar fırtınası
- soap operapembe dizi
- social networkingsosyal ağ kullanımı
- sociallysosyal olarak, toplumsal olarak
- soilkirletmek
- solidkatı, sağlam
- somehowbir şekilde
- someplacebir yerde, bir yere
- sometimebir ara, bir zaman
- sometimesbazen
- sootheyatıştırmak, sakinleştirmek
- sophomoreikinci sınıf öğrencisi
- soreağrılı, acıyan
- sorrowkeder, üzüntü
- sorttür, çeşit
- soulruh
- sourekşi
- southeastgüneydoğu yönündeki
- southerngüneyle ilgili, güney
- southwestgüneybatı yönündeki
- souvenirhatıra eşyası, hediyelik eşya
- sparkleparıltı
- specialistuzman
- specializeuzmanlaşmak
- speciallyözellikle, özel olarak
- spectacularmuhteşem, göz kamaştırıcı
- spectatorseyirci
- spellingyazım, imla
- sphereküre, alan
- spicebaharat
- spicybaharatlı, acı
- spiderörümcek
- spinachıspanak
- spiralsarmal, spiral
- spiritruh, moral
- spiritualmanevi, ruhsal
- spoilbozmak, şımartmak
- spongesünger
- sponsorsponsor
- sportsspor ile ilgili
- sportsmanshipsportmenlik
- stableistikrarlı, sağlam
- stalltezgah, satış standı
- standardstandart, ölçüt
- staredik dik bakmak
- statusdurum, statü
- steadilyistikrarlı bir şekilde
- steadysabit, düzenli
- steambuhar
- steelçelik
- steepdik, sarp
- stemkaynaklanmak, önlemek
- stickyapışmak, saplanmak
- stickerçıkartma, sticker
- stickyyapışkan
- stirkarıştırmak
- storagedepolama, depo
- stormyfırtınalı
- storytellerhikaye anlatıcısı
- straingerginlik, zorlanma
- strangelygarip bir şekilde
- strategicstratejik
- strawpipet, saman
- strawberryçilek
- streamdere, akış
- strengthengüçlendirmek
- stressstres, gerginlik
- stressedstresli, gergin
- stressfulstresli, yıpratıcı
- stretchgermek, uzanmak
- strickenvurulmuş, etkilenmiş
- stripşerit, parça
- stripeçizgi, şerit
- strugglemücadele, çaba
- stubborninatçı
- stucksıkışmış, takılmış
- studiostüdyo
- stuffeddoldurulmuş, tıka basa dolu
- stumbletökezlemek
- stunşaşırtmak, sersemletmek
- stunningçarpıcı, muhteşem
- stupidaptal, salak
- stylishşık
- subconsciousbilinçaltı ile ilgili
- submarinedenizaltı
- substantialönemli, hatırı sayılır
- substitutevekil, ikame
- suddenlyaniden
- sufferacı çekmek
- sufficientyeterli
- suffixek, sonek
- suicideintihar
- summarizeözetlemek
- summitzirve
- sunbathegüneşlenmek
- sundialgüneş saati
- sunrisegün doğumu
- sunsetgün batımı
- superiorüstün
- superstitionbatıl inanç
- supplyarz, tedarik
- supporterdestekçi, taraftar
- supportivedestekleyici
- supposesanmak, varsaymak
- supposedlysözde, güya
- surelykesinlikle, eminim ki
- surfaceyüzey
- surgeoncerrah
- surgeryameliyat
- surprisinglyşaşırtıcı bir şekilde
- surroundçevrelemek, kuşatmak
- surroundingçevredeki
- survivalhayatta kalma
- survivorhayatta kalan kişi
- suspectzanlı, şüpheli
- suspicionşüphe
- swarmsürü, oğul
- swearyemin etmek, küfretmek
- sweatshirtsweatshirt, eşofman üstü
- swellşişmek
- swimmeryüzücü
- switchanahtar, düğme
- swollenşişmiş
- swordkılıç
- sympathysempati, şefkat
- symptombelirti, semptom
- syndromesendrom
- systematicsistematik
T
- tablettablet, hap
- takeawaypaket servis, çıkarılacak ders
- takeoffkalkış (uçak)
- talemasal, hikaye
- talentedyetenekli
- talkativegeveze, konuşkan
- tanktank, depo
- tastetat, zevk
- tastelesstatsız, zevksiz
- tastylezzetli
- taxvergi
- teachingöğretim, öğretmenlik
- teammatetakım arkadaşı
- teamworktakım çalışması
- teasetakılan kişi, şakacı
- techniqueteknik, yöntem
- technologicalteknolojik
- teengenç, ergen
- telecommunicationstelekomünikasyon
- telegramtelgraf
- tellergişe memuru, veznedar
- temperöfke, huy
- temporarygeçici
- temptayartmak, cezbetmek
- tendeğiliminde olmak
- tendencyeğilim
- tensegergin
- tensiongerginlik
- tentçadır
- termterim, dönem
- terminalterminal
- terriblyberbat bir şekilde, çok
- terrificharika, mükemmel
- terrifieddehşete düşmüş, çok korkmuş
- terrordehşet, terör
- terrorismterörizm
- thankfulminnettar
- thefthırsızlık
- theoryteori, kuram
- thirstsusamak, arzulamak
- thoroughkapsamlı, titiz
- threattehdit
- threateningtehdit edici
- thrillergerilim filmi, gerilim kitabı
- throughoutboyunca, her yerinde
- thumbbaşparmak
- thumpgüm diye vurmak
- thundergök gürültüsü
- thunderousgök gürültüsü gibi, çok gürültülü
- thusböylece, bu nedenle
- tickonay işareti, kene
- tidegelgit
- tightensıkmak, sıkılaştırmak
- tightlysıkıca
- tilefayans, karo
- timelyzamanında, uygun zamanlı
- tinteneke, kalay
- tinyminik, ufacık
- tireyorulmak, yormak
- tiringyorucu
- tissuekağıt mendil, doku
- tobaccotütün
- tonguedil
- toothpastediş macunu
- tornadokasırga, hortum
- tossfırlatmak, atmak
- totaltoplam, tam
- totallytamamen
- tourismturizm
- tournamentturnuva
- traceiz
- tracksuiteşofman
- traditionallygeleneksel olarak
- traffic jamtrafik sıkışıklığı
- tragedytrajedi, facia
- tragictrajik, feci
- trailpatika, yol
- transferaktarmak, transfer etmek
- transformdönüştürmek
- transformationdönüşüm
- transitionalgeçiş dönemine ait
- translatetercüme etmek, çevirmek
- transportulaşım, taşımacılık
- transportationulaşım sistemi, taşımacılık
- trashçöp
- travel agentseyahat acentesi çalışanı
- treatikram, özel şey
- treatmenttedavi, muamele
- trembletitremek
- tremendousmuazzam, çok büyük
- trendeğilim, trend
- triggertetik, tetikleyici
- trimdüzeltme, kırpma
- triumphzafer, başarı
- tropicaltropikal
- trumpettrompet
- trustworthygüvenilir
- tumbleyuvarlanmak, düşmek
- tunaton balığı
- turbulencetürbülans, çalkantı
- turningdönemeç, dönüş noktası
- turtlekaplumbağa
- twinikiz
- twistbüküm, beklenmedik gelişme
- typicaltipik, alışılmış
- typicallygenellikle, tipik olarak
U
- unableyapamayan, muktedir olmayan
- unafraidkorkusuz
- unbelievableinanılmaz
- uncertaintybelirsizlik
- unclearbelirsiz, anlaşılmaz
- uncontrollablekontrol edilemez
- uncoverortaya çıkarmak, keşfetmek
- underageyaşı küçük, reşit olmayan
- undergogeçirmek, maruz kalmak
- underneathaltında
- underpantskülot, iç çamaşırı
- undogeri almak, çözmek
- undresssoyunmak
- unemployedişsiz
- unemploymentişsizlik
- unexpectedbeklenmedik
- unexpectedlybeklenmedik şekilde
- unfairlyhaksız şekilde, adaletsizce
- unfitformda olmayan, uygun olmayan
- unfoldaçmak, gelişmek
- unfortunatetalihsiz
- unfriendlydostça olmayan, soğuk
- unheardduyulmamış, eşi görülmemiş
- unifybirleştirmek
- uninterestedilgisiz
- uninterestingsıkıcı, ilgi çekmeyen
- unionsendika, birlik
- uniqueeşsiz, benzersiz
- unitebirleşmek, birleştirmek
- universeevren
- unlesseğer... değilse, meğerki
- unlikelyolası olmayan
- unluckyşanssız
- unpackbavul/kutu boşaltmak
- unpredictableöngörülemez
- unrelatedilgisiz, bağlantısız
- untidydağınık
- unusuallyalışılmadık şekilde
- unwantedistenmeyen
- unwellrahatsız, hasta
- up-to-dategüncel
- updategüncellemek
- upliftedmoral bulmuş, ferahlamış
- uploadyüklemek (internete)
- upperüst, yukarı
- upwardyukarı doğru
- urgegüçlü istek, dürtü
- urgentacil
- usagekullanım
- used toeskiden ...idi, alışkın olmak
- uselessişe yaramaz
V
- vacancyboş kadro, boş oda
- vaguebelirsiz
- vainkendini beğenmiş, boşuna
- valuabledeğerli
- vankamyonet, minibüs
- varietyçeşitlilik, tür
- variousçeşitli
- varydeğişmek, farklılık göstermek
- vastengin, çok geniş
- vegetarianvejetaryen
- vehiclearaç, taşıt
- veintoplardamar
- vesselgemi, kap
- vetveteriner
- viaüzerinden, aracılığıyla
- viceyardımcı, ikinci derece
- vice presidentbaşkan yardımcısı
- victimkurban, mağdur
- victoryzafer
- video clipvideo klip
- viewpointbakış açısı
- violenceşiddet
- violentlyşiddetle
- virtualsanal
- virusvirüs
- visavize
- visiblegörünür
- visiongörme, vizyon
- visualgörsel
- visuallygörsel olarak
- vividcanlı, net
- vividlycanlı bir şekilde
- volcanoyanardağ
- volumeses düzeyi, hacim
- volunteergönüllü olmak
- vowelsesli harf
- voyagedeniz yolculuğu
W
- wagonat arabası, vagon
- wardkoğuş, semt
- wardrobegardırop
- warmlysıcak bir şekilde
- warmthsıcaklık, samimiyet
- warnuyarmak
- warninguyarı
- warrantygaranti
- warriorsavaşçı
- washbowllavabo, leğen
- wasteatık, kullanılmayan
- wastefulisrafçı
- waterfallşelale
- waxbalmumu
- weaknesszayıflık
- weaponsilah
- weather forecasthava durumu tahmini
- webcamweb kamerası
- weirdtuhaf
- well-dressediyi giyimli
- westwardbatıya doğru
- wetlandsulak alan
- whalebalina
- wheneverher ne zaman, ne zaman olursa
- whereverher nereye, nerede olursa
- whetherolup olmadığı, ...mi diye
- whicheverhangisi olursa
- whisperfısıltı
- whistleıslık, düdük
- whoeverher kim
- widespreadyaygın
- wildlifeyaban hayatı
- wildlyvahşice, çılgınca
- willingnessisteklilik
- windscreenön cam
- windsurfingrüzgar sörfü
- wingkanat
- wiretel, kablo
- withersolmak, kurumak
- witnesstanık olmak
- wizardusta, mahir
- workingçalışan, işlevsel
- workoutantrenman
- workplaceişyeri
- workshopatölye, çalıştay
- wornyıpranmış, eskimiş
- worthdeğerinde, değmeye değer
- worthwhilezahmete değer, faydalı
- worthylayık, değerli
- woundyara
- wrapsargı, dürüm
- wrappingambalaj
- wristbilek
- wristwatchkol saati
- writtenyazılı
Y
Sınav karşılığı: B1, kabaca Cambridge B1 Preliminary (PET), IELTS 4.0-5.0 veya TOEIC 550-780 aralığına denk gelir; YDS ve YÖKDİL için temel banttır. Değerler yaklaşıktır, sınav dönemine göre değişir.
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Listeyi okumak ilk adım. Hedef konuşmak.
VocaFlare'ı indirin ve bu kelimeleri yapay zeka ile ingilizce sohbetin içinde kullanın; sesli kullandığınız kelime kalıcı olur.
iPhone ve Android, saniyeler içinde konuşmaya başlayın
Seviye seviye İngilizce kelimeler hakkında sık sorulanlar
CEFR seviyeli kelime listeleri hakkında merak edilenler.