6 harfli İngilizce kelimeler
VocaFlare kelime dağarcığındaki 6 harfli tüm kelimeler, baş harfe göre gruplanmış ve Türkçe anlamlarıyla. Bir kelimeye dokun, örnek cümlesini ve CEFR seviyesini gör.
A
- abjectsefil, aşağılık
- aboardgemide, uçakta, trende
- aboundbol bulunmak, çok olmak
- abroadyurt dışında
- absentyok, devamsız
- absorbemmek, özümsemek
- absurdsaçma, gülünç
- accentaksan, şive
- acceptkabul etmek
- accesserişim, giriş
- accruebirikmek, tahakkuk etmek
- accusesuçlamak
- acidicasitli, ekşi
- acrosskarşıya, öbür tarafa
- actioneylem, hareket
- activeaktif
- actualgerçek, asıl
- addictbağımlı
- adhereuymak, bağlı kalmak
- adjoinbitişik olmak
- adjustayarlamak
- admirehayran olmak
- adventbaşlangıç, ortaya çıkış
- adverbzarf
- advertreklam
- advicetavsiye, öğüt
- advisetavsiye etmek
- affairolay, etkinlik
- affectetkilemek
- affordgücü yetmek
- afraidkorkmuş
- agencyajans, acente
- agendagündem
- aghastdehşete düşmüş
- allegeiddia etmek
- alludeima etmek, dokundurmak
- almostneredeyse
- alwaysher zaman
- amazedhayrete düşmüş, şaşkın
- amountmiktar
- amusedeğlenmiş, keyiflenmiş
- anchorçapa, demir
- angstybunaltılı, kaygılı
- animalhayvan
- annualyıllık
- answercevap, yanıt
- anticsmaskaralık, tuhaf davranışlar
- anyhowher halükarda, neyse
- anyoneherhangi biri, kimse
- anywayyine de, her neyse
- appalldehşete düşürmek
- appealçekicilik, cazibe
- appeargörünmek, ortaya çıkmak
- arcanegizemli, esrarengiz
- arctickuzey kutbuyla ilgili
- armfulkucak dolusu
- armorycephanelik, silah deposu
- aroundetrafında, çevresinde
- arouseuyandırmak, harekete geçirmek
- arresttutuklama
- arrivevarmak, ulaşmak
- arteryatardamar
- artistsanatçı
- asleepuykuda, uyumuş
- aspectyön, boyut
- aspireözlemini duymak, hedeflemek
- assertiddia etmek, ileri sürmek
- assessdeğerlendirmek
- assignatamak, görevlendirmek
- assistyardım etmek
- assumevarsaymak
- assuretemin etmek, güvence vermek
- astrayyanlış yola, kaybolmuş
- atomicatomik
- attacheklemek, bağlamak
- attacksaldırı
- attainelde etmek, ulaşmak
- attendkatılmak
- AugustAğustos
- authoryazar
- autumnsonbahar
- avenuecadde
- aversekarşı, isteksiz
B
- babblegevezelik etmek, saçmalamak
- backupyedek
- bakeryfırın, pastane
- baldlyaçıkça, dolaysız biçimde
- balladbalad
- balletbale
- ballotoy pusulası
- bananamuz
- banishsürgün etmek, kovmak
- bankerbankacı
- barberberber
- barelyneredeyse hiç, güçlükle
- barleyarpa
- barmanbarmen
- barrelvaril, fıçı
- barrenkısır, çorak
- basketsepet
- batterdövmek, hırpalamak
- battlesavaş, muharebe
- baubleincik boncuk, ıvır zıvır
- beaglebeagle köpeği
- beautygüzellik
- beaverkunduz
- becomeolmak, haline gelmek
- beforedaha önce
- behalfadına, namına
- behavedavranmak
- behestemir, buyruk
- behindarkada, geride
- beliefinanç
- bellowbağırmak, kükremek
- belongait olmak
- benigniyi huylu
- bereftyoksun, mahrum
- besideyanında
- bestowbahşetmek, vermek
- betrayihanet etmek
- betterdaha iyi
- beyondötesinde
- bikinibikini
- bishoppiskopos
- bitteracı
- blightçöküntü, bela
- blondesarışın
- bloodykanlı
- boiledhaşlanmış
- boldlycesurca
- bomberbombardıman uçağı
- bordersınır
- boringsıkıcı
- borrowödünç almak
- botanybotanik
- botherrahatsız etmek
- bottleşişe
- bottomalt kısım, dip
- bouncesekmek, zıplamak
- boxingboks
- branchdal
- breastgöğüs
- breathnefes
- breezeesinti, meltem
- breezyesintili, rüzgarlı
- bridgeköprü
- brightparlak
- brokenkırık, bozuk
- bronzebronz
- browsegöz atmak, gezinmek
- bruiseçürük, morluk
- bubblebaloncuk
- bubblyneşeli, canlı
- bucketkova
- budgetbütçe
- bufferyumuşatmak, tampon oluşturmak
- bulletkurşun, mermi
- bumpertampon
- burdenyük, sorumluluk
- bureaubüro, daire
- burgerhamburger
- burglesoymak, hırsızlık yapmak
- burialgömme, defin
- bustletelaşla koşuşturmak
- buttertereyağı
- buttondüğme
- buzzerzil, sinyal cihazı
- bypassatlamak, etrafından dolaşmak
C
- callerarayan kişi
- calmlysakince
- camerafotoğraf makinesi
- campuskampüs
- canceliptal etmek
- cancerkanser
- candidsamimi, dürüst
- candlemum
- cannedkonserve
- carbonkarbon
- careerkariyer, meslek
- caringşefkatli, ilgili
- carpethalı
- carrothavuç
- cartonkarton kutu
- castlekale, şato
- casualgündelik, rahat
- catchyakılda kalıcı
- cattlesığır
- cavitydiş çürüğü
- cellarbodrum, mahzen
- centermerkez
- cerealtahıl gevreği
- chancefırsat, şans
- changedeğişim, değişiklik
- chargeücret
- cheekyküstah, arsız
- cheesepeynir
- chequeçek
- cherrykiraz
- chillysoğuk, serin
- chiselyontmak, kalemle işlemek
- choiceseçim
- chooseseçmek
- churchkilise
- cinemasinema
- circledaire, çember
- circussirk
- clammynemli ve yapışkan
- classyşık, zarif
- clausemadde, hüküm
- clenchsıkmak (yumruk, diş)
- cleverzeki, akıllı
- clientmüşteri, müvekkil
- climaxdoruk nokta, zirve
- clinchkesinleştirmek, kazanmak
- clinicklinik
- closedkapalı
- cloudybulutlu
- clumsysakar, beceriksiz
- clutchsımsıkı tutmak
- coarsekaba dokulu, pürüzlü
- cocoonkoza gibi sarmak, korumak
- coffeekahve
- coffintabut
- cogentikna edici, mantıklı
- collaryaka
- columnsütun
- comedykomedi
- commitişlemek, yapmak (hata, suç)
- commonyaygın, ortak
- compelzorlamak
- complyuymak
- concurhemfikir olmak, mutabık kalmak
- conveyiletmek, aktarmak
- cookerocak, fırın
- cookiekurabiye
- coolersoğutucu kutu
- copperbakır
- cordonkordon altına almak
- cornerköşe
- cornetkornet
- coronakorona, güneş halkası
- corpseceset
- corpusmetin derlemesi, külliyat
- cosmickozmik, evrensel
- cossetşımartmak, üzerine titremek
- costlypahalı, maliyetli
- cottonpamuk
- countyil, ilçe (idari bölge)
- coupleçift
- coursekurs
- cousinkuzen
- cowardkorkak
- craterkrater
- creamykremamsı, yumuşak
- creasekırışıklık, kat izi
- createyaratmak, oluşturmak
- creditkredi, veresiye
- creepyürkütücü, tekinsiz
- crisiskriz
- criticeleştirmen
- cruisegemi turu, kruvaziyer
- cubismkübizm
- curateküratörlük yapmak, seçip düzenlemek
- cursorimleç
- customgelenek, âdet
D
- damagehasar, zarar
- dampenazaltmak, gölgelemek
- damplynemli biçimde
- dancerdansçı
- dangertehlike
- datingflört etme, çıkma
- dazzlegöz kamaştırma
- deadenhafifletmek, uyuşturmak
- deadlyölümcül
- dealersatıcı, bayi
- dearlyderin sevgiyle, çok
- debatetartışma, münazara
- debrismoloz, enkaz
- decadeon yıl
- deceitaldatma, hile
- decentiyi, düzgün, saygın
- decidekarar vermek
- deduceçıkarım yapmak, sonuç çıkarmak
- deeplyderinden, yoğun bir şekilde
- defeatyenmek
- defendsavunmak
- definetanımlamak
- degreederece
- deletesilmek
- demandtalep
- demiseson bulma, ölüm
- denotebelirtmek, ifade etmek
- dentaldişle ilgili, diş
- departayrılmak, hareket etmek
- dependbağlı olmak, güvenmek
- depicttasvir etmek, betimlemek
- deputyyardımcı, vekil
- derivetüretmek, elde etmek
- desertçöl
- designtasarım
- desirearzu, istek
- detachayırmak, sökmek
- detailayrıntı, detay
- detecttespit etmek, algılamak
- detestnefret etmek, iğrenmek
- devicecihaz, alet
- devoteadamak, ayırmak
- dialogdiyalog
- diaperbebek bezi
- differfarklılık göstermek
- digestözet, derleme
- dinnerakşam yemeği
- directdoğrudan, direkt
- dismalkasvetli, iç karartıcı
- dismayhayal kırıklığına uğratmak
- ditherkararsız kalmak, tereddüt etmek
- divertyönlendirmek, saptırmak
- dividebölmek, ayırmak
- divineilahi
- divingdalış (spor)
- docileuysal, itaatkâr
- doctordoktor
- dollardolar
- donatebağışlamak
- donkeyeşek
- doubleçift, iki katı
- doublyiki kat, çifte
- drawerçekmece
- dreamyhayalperest, dalgın
- driversürücü, şoför
- duringsırasında, esnasında
E
- easilykolayca
- editoreditör
- effectetki, sonuç
- effortçaba, gayret
- eightyseksen
- eitherde, da
- elatedsevinçten uçan, çok mutlu
- elevenon bir
- embarkbaşlamak, yola çıkmak
- embodycisimleştirmek, temsil etmek
- emergeortaya çıkmak
- empireimparatorluk
- employistihdam etmek, çalıştırmak
- enablemümkün kılmak, sağlamak
- endingson, bitiş
- endurekatlanmak, dayanmak
- energyenerji
- engagekatılmak, ilgisini çekmek
- enginemotor
- engulfsarmak, yutmak
- enoughyeterince
- enrichzenginleştirmek
- enrollkaydolmak
- ensuregaranti etmek, sağlamak
- entirebütün, tam
- equityhisse, öz sermaye
- escapekaçış
- estatemalikane, arazi
- ethnicetnik
- evenlyeşit şekilde, düzgünce
- evolveevrimleşmek, gelişmek
- exceedaşmak, geçmek
- excepthariç, dışında
- excessfazlalık, aşırılık
- excusebahane, mazeret
- exodusgöç, toplu ayrılış
- exoticegzotik
- expandgenişlemek, genişletmek
- expectbeklemek, ummak
- expertuzman
- expiresüresi dolmak
- exportihracat, ihraç malı
- exposeaçığa çıkarmak, ifşa etmek
- extanthala mevcut, hayatta kalmış
- extenduzatmak
- extentderece, ölçü
- eyelidgöz kapağı
F
- fabledefsanevi, ünlü
- fabrickumaş
- facialyüze ait, yüzsel
- factoretken, faktör
- fairlyoldukça
- fallendüşmüş, dökülmüş
- faltersendelemek, duraksamak
- familyaile
- famousünlü
- farmerçiftçi
- fastenbağlamak, tutturmak
- fatherbaba
- faultyarızalı, kusurlu
- fellowadam, arkadaş
- femaledişi, kadın
- fiddleoynamak, kurcalamak
- fiddlyuğraştırıcı, zahmetli
- fierceşiddetli, vahşi
- figurerakam, sayı
- filialevlada ait, ailevi görev
- filterfiltre
- finelyince ince, küçük küçük
- fingerparmak
- finishbitiş, son
- firmlykararlılıkla, sıkıca
- fiscalmali, bütçesel
- flavorlezzet, tat
- flightuçuş
- flowerçiçek
- fluentakıcı
- folderklasör, dosya
- followtakip etmek
- fondlysevgiyle, hasretle
- forbidyasaklamak
- forestorman
- forgetunutmak
- formalresmi, biçimsel
- formatbiçim, format
- formereski, önceki
- fossilfosil
- freelyözgürce, serbestçe
- freezedonmak
- FridayCuma
- fridgebuzdolabı
- friendarkadaş
- frightkorku, ürkme
- frolicneşeyle oynaşmak
- frostybuz gibi soğuk, mesafeli
- frozendonmuş
- frugaltutumlu, idareli
- fusionfüzyon, kaynaşma
- futuregelecek
G
- gadgetaygıt, alet
- gaietyneşe, canlılık
- gallongalon
- gambithesaplı hamle, taktik
- gamelycesurca, yılmadan
- garagegaraj
- gardenbahçe
- garlicsarımsak
- gathertoplanmak, toplamak
- gauchetoplumsal açıdan beceriksiz, kaba
- gendercinsiyet
- geniusdeha
- genomegenom
- gentlenazik, yumuşak
- gentlynazikçe, yumuşakça
- ghettogetto, yoksul mahalle
- giftedyetenekli
- gigglekıkırdama
- gingerzencefil
- glacistabya eğimi, siper yamacı
- glancegöz atma, bakış
- glitzygösterişli, göz kamaştırıcı
- globalküresel
- glocalküyerel, glokal
- gloomykasvetli, karamsar
- glumlykederli bir şekilde
- goldenaltın rengi, altından
- golfergolfçü
- gossipdedikodu
- governyönetmek
- grannynine, büyükanne
- greedyaçgözlü
- grieveyas tutmak, üzülmek
- groundyer, zemin
- growthbüyüme
- guiltysuçlu
- guitargitar
H
- hagglepazarlık etmek
- hammerçekiç
- hamperengellemek, aksatmak
- handlekulp, tutamak
- happenolmak, gerçekleşmek
- harasstaciz etmek
- harborliman
- hardlyneredeyse hiç, zar zor
- harrowtırmık (tarım aleti)
- hatrednefret
- hazardtehlike
- healthsağlık
- heartydoyurucu
- heaterısıtıcı
- heavencennet
- heiferdüve
- heightyükseklik, boy
- helmetkask
- helperyardımcı
- heraldhaber vermek, müjdelemek
- hermitmünzevi, ermiş
- hiddengizli
- highlyson derece, oldukça
- hijackkaçırma (uçak vb.)
- hikingdoğa yürüyüşü yapma
- hinderengellemek
- hockeyhokey
- holdersahip, tutucu
- hollowiçi boş
- homelyev gibi rahat, sıcak
- honestdürüst
- horrorkorku, dehşet
- hostelhostel, pansiyon
- hourlysaatlik
- huddlebirbirine sokulmak, toplanmak
- hugelyson derece, büyük ölçüde
- humaneinsancıl, merhametli
- humblealçakgönüllü
- humbugsaçmalık, hile
- hungeraçlık
- hungryaç
- hunteravcı
- hybridhibrit, melez
- hyphenkısa çizgi, tire
I
- icemanbuzcu
- ignoregörmezden gelmek
- impactetki
- impairzayıflatmak, bozmak
- impedeengellemek
- impishyaramaz, afacan
- importithal etmek
- imposedayatmak, uygulamak
- inborndoğuştan
- incisekesip oymak, yarık açmak
- incomegelir
- indeedgerçekten, hakikaten
- indentgirinti yapmak
- indoorkapalı (mekan)
- inducesebep olmak, yol açmak
- inductgöreve başlatmak, üye yapmak
- infantbebek
- infectenfekte etmek, bulaştırmak
- informbilgilendirmek, haber vermek
- inhalenefes almak, soluk çekmek
- injectenjekte etmek, iğne yapmak
- injureyaralamak
- injuryyaralanma
- innatedoğuştan gelen
- insanedeli, çılgın
- insectböcek
- insideiçinde, içeride
- insistısrar etmek
- insulthakaret
- intendniyet etmek
- intentkararlı, odaklanmış
- intuitsezmek
- invadeistila etmek
- inventicat etmek
- investyatırım yapmak
- invitedavet etmek
- invokebaşvurmak, çağırmak
- ironicironik
- islandada
- itselfkendisi (cansız)
J
K
L
- laddermerdiven
- lamentyakınmak, feryat etmek
- laptopdizüstü bilgisayar
- lastlyson olarak
- latelyson zamanlarda
- latentgizli, saklı
- latesten son, en yeni
- latterikincisi, sonraki
- launchbaşlatmak, piyasaya sürmek
- lawfulyasal
- lawyeravukat
- leaderlider
- leaguelig
- leavenmayalamak, canlandırmak
- legacymiras, kalıt
- legendefsane
- legionlejyon
- lengthuzunluk
- lessenazaltmak
- lessonders
- lettermektup
- liaiseirtibat kurmak, koordine etmek
- likelymuhtemel
- lineardoğrusal
- lingeroyalanmak, kalmak
- liquidsıvı
- listendinlemek
- litterçöp
- littleküçük, az
- livelycanlı, hareketli
- livingcanlı, yaşayan
- locateyerini bulmak, konumlandırmak
- loiteramaçsızca dolaşmak, oyalanmak
- lonelyyalnız
- loudlyyüksek sesle
- lovelygüzel, hoş
- luxurylüks
- lyricsşarkı sözleri
M
- madamemadam
- maggotkurtçuk, kurt
- magpiesaksağan
- mainlyesas olarak, çoğunlukla
- maladyhastalık, dert
- malicekötü niyet, kin
- manageyönetmek, başarmak
- mangleezip parçalamak, tahrip etmek
- mannertarz, tavır
- manualelle yapılan, manuel
- marblemermer
- marginfark, marj
- marinedenizel, deniz ile ilgili
- markedbelirgin
- marketpazar, market
- marvelhayranlık duymak, hayret etmek
- masterusta
- mattermesele, konu
- matureolgun
- meageraz, yetersiz
- mediumorta
- melodymelodi
- memberüye
- memoryanı, hafıza
- menacetehdit, tehlike
- menialdeğersiz, sıradan iş
- mentalzihinsel
- mentorakıl hocası, mentor
- merelysadece, yalnızca
- mergerbirleşme
- methodyöntem
- metricmetrik
- middayöğle vakti
- middleorta
- mightygüçlü, kudretli
- milieuortam, çevre
- minglekarışmak, kaynaşmak
- minutedakika
- mirrorayna
- miserysefalet, ıstırap
- mobilecep telefonu
- modernmodern, çağdaş
- modestalçakgönüllü, mütevazı
- modifydeğiştirmek, düzenlemek
- momentan, anlık
- MondayPazartesi
- monkeymaymun
- mortalölümlü
- mortarhavan topu
- mosquecami
- mostlyçoğunlukla
- motheranne
- motionhareket
- motivegüdü, saik
- motleykarışık, alacalı
- movingdokunaklı
- mumblemırıltı
- murdercinayet
- murmurmırıltı, uğultu
- musclekas
- museummüze
- muttermırıltı, söylenme
- muttonkoyun eti
- mutualkarşılıklı, ortak
- myriadsayısız, çok sayıda
- myselfkendim
N
- napkinpeçete
- narrowdar
- nationmillet, ulus
- nativeyerli, ana (dil)
- naturedoğa
- nearbyyakındaki, civardaki
- nearlyneredeyse
- nectarnektar, çiçek özü
- needleiğne
- nephewerkek yeğen
- nervesheyecan, gerginlik
- nicelygüzelce, nazikçe
- ninetydoksan
- nobodyhiç kimse
- normalnormal
- noticeduyuru, ihbar
- notionkavram, fikir
- noughtsıfır
- numbernumara, sayı
O
- objectnesne, cisim
- obligezorunlu kılmak, minnettar bırakmak
- obsesssaplantı haline getirmek
- obtainelde etmek, edinmek
- occupyişgal etmek, kaplamak
- odditytuhaflık, garip şey
- offendgücendirmek
- officeofis, büro
- omeletomlet
- onlineçevrimiçi
- opaqueopak, saydam olmayan
- openlyaçıkça
- opposekarşı çıkmak
- optionseçenek
- orangeturuncu
- oratorhatip, konuşmacı
- orchidorkide
- ordainatamak, buyurmak
- originköken, kaynak
- ornatesüslü, gösterişli
- orphanyetim, öksüz
- outfitkıyafet
- outinggezi, tur
- outlawkanun kaçağı, haydut
- outletpriz
- outputüretim, çıktı
- outsetbaşlangıç
- overlyaşırı derecede
- oxygenoksijen
P
- packedtıklım tıklım dolu
- packetpaket
- paddlekürek (kano vb.)
- palacesaray
- palatedamak, tat alma duyusu
- palletpalet
- papayapapaya
- paradegeçit töreni
- parcelkoli, paket
- pardonaffedersiniz, pardon
- parentebeveyn
- parrotpapağan
- partlykısmen
- pastorpapaz, vaiz
- patchydüzensiz, dengesiz
- pathospathos, acıma duygusu uyandıran hal
- patroldevriye
- patronmüşteri, hami
- peanutyer fıstığı
- pebbleçakıl taşı
- pencilkurşun kalem
- peopleinsanlar
- pepperbiber
- perioddönem, süre
- permitizin vermek
- personkişi, insan
- petrolbenzin
- phrasekalıp, deyim
- pickleturşu
- picnicpiknik
- pigeongüvercin
- pillowyastık
- piracykorsanlık
- piratekorsan
- placidsakin, dingin
- plagueveba, salgın hastalık
- planetgezegen
- plaqueplaket, tabela
- playeroyuncu
- pleaselütfen
- plentybolluk, bol miktar
- plungedalmak, aniden düşmek
- pluralçoğul
- pocketcep
- poetryşiir
- poisonzehir
- policepolis
- policypolitika, ilke
- polishcila, parlatıcı
- politekibar, nazik
- politysiyasi düzen, devlet yapısı
- ponderdüşünmek, üzerinde durmak
- postalposta ile ilgili
- posterposter, afiş
- potatopatates
- potentgüçlü, etkili
- pounceüzerine atlamak, saldırmak
- powdertoz
- praiseövgü, takdir
- prancezıplayarak yürüyüş, hoplaya zıplaya yürüme
- prayerdua
- preachvaaz vermek
- prefertercih etmek
- prefixönek
- prettygüzel, hoş
- priestrahip, papaz
- princeprens
- prisonhapishane, cezaevi
- prissyaşırı titiz, yapmacık
- profitkâr
- prompthızlı, vakit geçirmeden yapılan
- properuygun, doğru
- provenkanıtlanmış
- psycheruh, psişe
- publichalk
- punishcezalandırmak
- purifyarıtmak
- puritysaflık, arılık
- purplemor
- pursuepeşinden gitmek, sürdürmek
- puzzlebulmaca, yapboz
Q
R
- rabbittavşan
- racialırksal
- racismırkçılık
- racistırkçı kişi
- racketraket
- radiumradyum
- rafterçatı kirişi
- rangerorman bekçisi, park korucusu
- rarelynadiren
- raritynadirlik, nadide şey
- ratheroldukça, epey
- ratingpuan, derecelendirme
- rationtayin, pay
- rattleçıngırak
- ravageyıkım, tahribat
- ravishbüyülemek, hayran bırakmak
- readerokuyucu
- reallygerçekten
- reasonsebep, neden
- rebukeazarlamak, sert eleştirmek
- recallhatırlamak
- recentson, yakın zamanlı
- recessteneffüs, ara
- recipetarif (yemek)
- reciteezbere okumak
- reckonsanmak, düşünmek
- recordkaydetmek
- reduceazaltmak
- reformreform
- refugesığınak, barınak
- refundgeri ödeme, iade
- refuseçöp, atık
- refuteçürütmek
- regainyeniden kazanmak
- regardsaymak, addetmek
- reggaereggae müziği
- regimerejim, yönetim biçimi
- regionbölge
- regretpişman olmak
- rejectreddetmek
- rejoinyeniden katılmak
- relateilişkilendirmek
- reliefrahatlama, ferahlama
- remainkalmak
- remarksöylemek, belirtmek
- remedyçare, ilaç
- remindhatırlatmak
- remoteuzak
- removekaldırmak, çıkarmak
- renderhale getirmek
- renownşöhret, ün
- rentalkiralama
- repaironarım, tamir
- repeattekrarlamak
- reportrapor
- reposeyatmak, dinlenmek
- reputeitibar edilmek, sayılmak
- rescuekurtarma
- resentkızmak, içerlemek
- resignistifa etmek
- resistdirenmek, karşı koymak
- resorttatil beldesi
- resultsonuç
- resumedevam etmek, yeniden başlamak
- retailperakende
- retainelinde tutmak, korumak
- retardgeciktirmek, yavaşlatmak
- retellyeniden anlatmak
- retinaretina, ağ tabaka
- retireemekli olmak
- returndönüş
- revealortaya çıkarmak, açıklamak
- reverbyankı, reverb
- reveresaygı duymak, hürmet etmek
- reviewinceleme, eleştiri
- revileaşağılamak, kötülemek
- revisegözden geçirmek, tekrar etmek
- revivecanlandırmak, diriltmek
- rewardödül
- rhythmritim
- ribbonkurdele
- riddledelik deşik etmek
- ritualritüel, alışkanlık
- robustsağlam, güçlü
- rocketroket
- romperbebek tulumu
- rotatedönmek, döndürmek
- rottençürük
- rubberkauçuk, lastik
- rubblemoloz, yıkıntı
- rudelykaba bir şekilde
- rumblegürlemek, gümbürdemek
- runnerkoşucu
- runwaypist
- rustlehışırdamak
S
- sacredkutsal
- safarisafari
- safelygüvenli bir şekilde
- safetygüvenlik
- sailordenizci
- salarymaaş
- salmonsomon
- saloonmeyhane, salon (Vahşi Batı)
- sampleörnek, numune
- sandalsandalet
- saucerfincan tabağı
- savingtasarruf
- scaredkorkmuş
- scenicmanzaralı
- schemeplan, düzen, hile
- schoolokul
- screamçığlık
- screenekran
- scriptsenaryo, metin
- scrolltomar, parşömen rulosu
- scythetırpan
- searcharama
- seasonmevsim, sezon
- secondikinci
- secretsır
- sectorsektör
- securegüvenli
- sedatesakinleştirici vermek
- seesawtahterevalli
- seldomnadiren
- selectseçkin, özel
- sellersatıcı
- seniorkıdemli, üst düzey
- sequeldevam filmi, kitabı
- serenesakin, huzurlu
- serialseri halinde, ardışık
- seriesdizi, seri
- serversunucu
- setteekanepe
- settleyerleşmek
- severeşiddetli, ağır
- sexismcinsiyetçilik
- sexualcinsel
- shabbyeski püskü, bakımsız
- shadowgölge (siluet)
- shakensarsılmış, sarsılan
- shieldkalkan
- shivertitremek
- shouldtavsiye bildiren yardımcı fiil
- showerduş
- shrimpkarides
- shrinkpsikiyatrist (argo)
- signalsinyal, işaret
- silentsessiz
- silvergümüş renkli
- simplebasit
- simplysadece, düpedüz
- singerşarkıcı
- singlebekâr
- sisterkız kardeş
- sketchtaslak çizmek
- skiingkayak yapma, kayak sporu
- sleepyuykulu
- sleeveyen, kol
- slighthakaret, küçümseme
- sliverince parça, kıymık
- sloganslogan
- sloppyözensiz, dağınık
- slowlyyavaşça
- smokersigara içen kişi
- smoothpürüzsüz, düz
- smuglykendini beğenmişçesine
- sneezeaksırık, hapşırma
- snoozekestirmek, şekerleme yapmak
- soakedsırılsıklam
- soccerfutbol
- socialsosyal, toplumsal
- softlyyumuşakça, yavaşça
- somberkasvetli, ciddi
- sonnetsone
- sootheyatıştırmak, sakinleştirmek
- sorrowkeder, üzüntü
- sourcekaynak
- SovietSovyet vatandaşı
- speechkonuşma, nutuk
- sphereküre
- spiderörümcek
- spiralsarmal, spiral
- spiritmoral, azim
- splashsıçratmak, su sıçratmak
- spongesünger
- sportsspor ile ilgili
- sprawlyayılma, dağınık büyüme
- spreadsürülen gıda, ezme
- springilkbahar
- sprintkısa mesafe koşusu
- sproutfilizlenmek, tomurcuklanmak
- squarekare şeklinde
- squashkabak
- squintgözlerini kısmak
- squirmkıvranmak
- stableistikrarlı, sağlam
- stanzakıta
- stapletemel gıda, ana ürün
- starveaç kalmak
- statueheykel
- statusdurum
- steadysabit, düzenli
- steelyçelik gibi, azimli
- stickyyapışkan
- stingycimri
- stitchdikiş
- stormyfırtınalı
- straingerginlik, zorlanma
- straitboğaz
- strandtel, iplik
- streamdere, çay
- streetsokak
- stressstres, gerginlik
- strictkatı, sıkı
- strideuzun adımlarla yürümek
- strikegrev
- stringip, sicim
- stripeçizgi, şerit
- striveçabalamak
- strokefelç, inme
- stronggüçlü
- studiostüdyo
- stuffyhavasız, boğucu
- stupidaptal, salak
- submitteslim etmek, sunmak
- subtleince, belli belirsiz
- subtlyince bir biçimde, üstü kapalı
- suburbbanliyö, kenar mahalle
- subwaymetro
- suddenani
- sufferacı çekmek
- suffixek, sonek
- suitortalip, evlenme isteyen erkek
- sulfurkükürt
- summeryaz
- summitzirve
- Sundaypazar
- sunsetgün batımı
- superbmükemmel, muhteşem
- supperakşam yemeği
- suppleesnek, kıvrak
- supplyarz, tedarik
- surelykesinlikle, eminim ki
- surveyanket
- switchanahtar, düğme
- swiveldöndürmek, dönmek
- symbolsembol, simge
- systemsistem
T
- tablettablet
- tackleüstesinden gelmeye çalışmak
- tactictaktik
- tailorterzi
- talentyetenek
- tangledolaşmak, birbirine girmek
- tannedbronzlaşmış
- targethedef
- tatterpaçavra, yırtık parça
- tattoodövme
- tautlygergin biçimde
- tediumsıkıntı, monotonluk
- tellergişe memuru, veznedar
- temperöfke, huy
- templetapınak
- tenderşefkatli, sevecen
- tennistenis
- terrordehşet, terör
- tetchyhuysuz, aksi
- thanksteşekkürler
- theirsonlarınki
- theoryteori, kuram
- thesistez
- thirstsusamak, arzulamak
- thirtyotuz
- thoughher ne kadar, -e rağmen
- threadiplik
- threattehdit
- thrillheyecan
- throatboğaz
- ticketbilet
- ticklegıdıklamak
- tightskülotlu çorap
- timelyzamanında, uygun zamanlı
- timingzamanlama
- tinkeruğraşmak, oynamak (aletle)
- tiptoeparmak ucunda yürümek
- tiringyorucu
- tissuekâğıt mendil
- toilettuvalet
- tomatodomates
- tonguedil
- toppledevirmek, yıkılmak
- tottersendelemek, sallanmak
- toward-e doğru
- tradertüccar, tacir
- tragictrajik, feci
- traumatravma
- travelseyahat etmek
- treatyantlaşma
- tremortitreme, sarsıntı
- trickyzor, çetrefilli
- trifleönemsiz şey, ıvır zıvır
- trophykupa
- tropictropik
- truismbariz gerçek, klişe söz
- trustygüvenilir
- tryingsabır sınayan, zor
- tumbleyuvarlanmak, düşmek
- tunneltünel
- turkeyhindi
- turretküçük kule, taret
- turtlekaplumbağa
- twelveon iki
- twentyyirmi
- twitchseğirmek
- tycoonpatron, iş dünyası devi
- tyrantzorba, tiran
U
- unableyapamayan, muktedir olmayan
- uneasehuzursuzluk, tedirginlik
- uneasyhuzursuz, tedirgin
- unevenengebeli, düzensiz
- unfairhaksız, adaletsiz
- unfoldgelişmek, ortaya çıkmak
- uniqueeşsiz, benzersiz
- unisonbirlik, uyum (aynı anda)
- unitedbirleşmiş, birlik içinde
- unkindkaba, nazik olmayan
- unlesseğer... değilse, meğerki
- unlikefarklı olarak, -in aksine
- unloadboşaltmak (yük)
- unlockkilidini açmak
- unpackbavul/kutu boşaltmak
- unplugfişini çekmek
- unresthuzursuzluk, kargaşa
- unsafegüvensiz, tehlikeli
- unsureemin olmayan, kararsız
- untidydağınık
- unwellrahatsız, hasta
- unwiseakılsızca, tedbirsiz
- updategüncellemek
- uploadyüklemek (internete)
- upwardyukarı doğru
- urgentacil
- usefulyararlı, faydalı
V
- vacantboş, sahipsiz
- valleyvadi
- vandalvandal
- vanishkaybolmak, yok olmak
- vanitykibir, kendini beğenmişlik
- variedçeşitli, farklı
- verbalsözlü
- verilygerçekten, hakikaten
- verminhaşarat, zararlı hayvanlar
- versuskarşı, -e karşı
- vesselgemi, tekne
- victimkurban, mağdur
- viewerizleyici
- violetmenekşe rengi, mor
- violinkeman
- virtueerdem, fazilet
- visiongörme, görüş
- visualgörsel
- volumeses düzeyi, ses
- vortexgirdap, burgaç
- voyagedeniz yolculuğu
W
- waitergarson (erkek)
- walkeryürüyüşçü
- walletcüzdan
- wallowyuvarlanmak, batıp çıkmak
- walnutceviz
- wanderdolaşmak, gezinmek
- warmlysıcak bir şekilde
- warmthsıcaklık, ılıklık
- weakenzayıflatmak, zayıflamak
- weaklyzayıf bir şekilde
- wealthzenginlik, servet
- weaponsilah
- webcamweb kamerası
- weeklyhaftalık
- weightağırlık
- wheezehırıltıyla nefes almak
- whilstiken, esnasında
- whollytamamen, bütünüyle
- wickedkötü, şeytani
- widelyyaygın olarak
- wildlyvahşice, çılgınca
- windowpencere
- winnerkazanan
- winterkış
- wisdombilgelik
- withersolmak, kurumak
- withiniçinde, -in içerisinde
- wizardusta, mahir
- wondermerak etmek
- woodedağaçlık
- woodentahta, ahşap
- workerişçi, çalışan
- worsenkötüleşmek, kötüleştirmek
- worthylayık, değerli
- wrenchburarak çekmek, koparmak
- writeryazar
Y
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Vocaflare'deki kelime videoları Vocaflare Clips API ile geliyor. Dil uygulaması geliştiriyorsanız aynı indeksi siz de kullanabilirsiniz.
harfli kelimeler hakkında sorular
Bu listede ne var, kelimeler nereden geliyor.
Kelimeyi okumak bilmek değil
Bir kelime, söyleyince akılda kalıyor. Yapay zeka eğitmenle seviyene göre konuşarak pratik yap, kimse duymuyor.