8 harfli İngilizce kelimeler
VocaFlare kelime dağarcığındaki 8 harfli tüm kelimeler, baş harfe göre gruplanmış ve Türkçe anlamlarıyla. Bir kelimeye dokun, örnek cümlesini ve CEFR seviyesini gör.
A
- abnormalanormal
- abruptlyaniden
- absenteedevamsız kişi, gaip
- absolutekesin, mutlak
- abstractsoyut
- abundantbol
- academicakademik
- accidentkaza
- accuracydoğruluk
- accuratedoğru, kesin
- accustomalıştırmak
- acousticakustik
- activelyaktif olarak
- activityetkinlik, faaliyet
- actuallyaslında
- addictedbağımlı
- additionek, ekleme
- additivekatkı maddesi
- adequateyeterli
- adhesionyapışma
- adoptionevlat edinme, benimseme
- adorablesevimli
- advancedileri düzey
- advisorydanışma niteliğinde
- aerobicsaerobik
- aircraftuçak
- airplaneuçak
- alienateyabancılaştırmak, soğutmak
- allegoryalegori, kinaye
- allergicalerjik
- allianceittifak
- allusionima, dolaylı gönderme
- alphabetalfabe
- althoughher ne kadar, rağmen
- altitudeirtifa, yükseklik
- altruismözgecilik, diğerkâmlık
- aluminumalüminyum
- ambitionhırs, tutku
- analysisanaliz
- anarchicanarşik, kargaşalı
- ancestorata, cet
- anchoreddemirlemiş, sabitlenmiş
- animatedcanlı, animasyonlu
- announceduyurmak, açıklamak
- annoyingsinir bozucu
- annuallyyıllık olarak
- antidotepanzehir, çözüm
- anythingherhangi bir şey
- anywhereherhangi bir yerde
- apparentaşikar, belli
- appetiteiştah
- applausealkış
- approachyaklaşım
- approvalonay
- aptitudeyetenek, kabiliyet
- aquariumakvaryum
- arcanelygizemli bir şekilde
- archivalarşivsel
- argumenttartışma, kavga
- armchairkoltuk
- arrogantkibirli
- artifacteser, tarihi obje
- artificehile, kurnazlık
- artisticsanatsal
- artistrysanatkarlık
- assembletoplamak, monte etmek
- assemblymeclis, montaj
- astonishhayrete düşürmek
- athleticatletik
- AtlanticAtlantik'e ait
- attachedbağlı, düşkün
- attitudetutum, tavır
- atypicalalışılmadık
- audienceseyirci, izleyici kitlesi
- auditionseçme sınavı
- automateotomatikleştirmek
B
- backachesırt ağrısı
- backpacksırt çantası
- backwardgeriye doğru
- backyardarka bahçe
- balanceddengeli
- bankruptiflas ettirmek
- barbecuebarbekü, mangal
- baseballbeyzbol
- basementbodrum
- bathroombanyo, tuvalet
- batteredhırpalanmış, yıpranmış
- beautifygüzelleştirmek
- beginneryeni başlayan
- behaviordavranış
- benignlynazikçe, iyi huylu bir şekilde
- bequeathvasiyet etmek, miras bırakmak
- bereftlyyoksunluk içinde
- bewilderşaşırtmak, kafasını karıştırmak
- birdcagekuş kafesi
- birthdaydoğum günü
- bitterlyacı bir şekilde
- blessingnimet, dua
- blithelykaygısızca, umursamazca
- bloomingçiçek açan
- blubberyyağlı, şişman
- bookcasekitaplık
- bookmarkyer imi
- bookshopkitapçı
- botheredrahatsız olmuş
- braceletbilezik
- brandishsallamak, göstererek tehdit etmek
- breedingüreme, yetiştiricilik
- brightlyparlak bir şekilde
- broccolibrokoli
- brochurebroşür
- brouhahakargaşa, gürültü patırtı
- buildingbina
- bulletinbülten, duyuru
- burglaryhırsızlık, ev soygunu
- businessiş, ticaret
- bustlinghareketli, kalabalık
C
- calamityfelaket, afet
- calendartakvim
- calmnesssakinlik
- campaignkampanya
- campsitekamp alanı
- candidlyiçtenlikle, açıkça
- capacitykapasite
- cardiganhırka
- carefreekaygısız, tasasız
- carelessdikkatsiz
- carnivalkarnaval
- carriageat arabası, vagon
- cassettekaset
- casuallygelişigüzel, rahat bir şekilde
- catalystkatalizör, tetikleyici
- categorykategori
- cateringyemek hizmeti, catering
- cautioustemkinli, ihtiyatlı
- cemeterymezarlık
- ceremonytören
- chairmanbaşkan
- championşampiyon
- charmingçekici, sevimli
- checkoutkasa, ödeme noktası
- cheerfulneşeli
- chemicalkimyasal
- childishçocukça
- circulardairesel, yuvarlak
- citationalıntı, atıf
- citywideşehir genelinde
- classifysınıflandırmak
- clericalbüro işleriyle ilgili
- climbingtırmanış
- clinicalklinik, duygusuz
- cloistermanastır avlusu, kapalı geçit
- clothinggiysi, kıyafet
- coachingkoçluk, antrenörlük
- cocktailkokteyl
- cogentlyikna edici biçimde
- coherenttutarlı, anlaşılır
- coincideçakışmak, aynı zamana denk gelmek
- collapseçöküş, yıkılma
- colliderçarpıştırıcı
- colonialsömürgeci, koloniyal
- colorfulrenkli
- comediankomedyen
- commerceticaret
- commonlyyaygın olarak, genellikle
- complainşikayet etmek
- completetam, eksiksiz
- composerbesteci
- compoundbileşik, kompleks (alan)
- compresskompres
- compriseoluşmak, içermek
- computerbilgisayar
- conceivetasarlamak, aklına getirmek
- concertokonçerto
- concludesonuçlandırmak, sonucuna varmak
- concretesomut
- conflictçatışma, anlaşmazlık
- confrontyüzleşmek
- confusedkafası karışmış
- conquestfetih
- conservekorumak, tasarruf etmek
- considerdüşünmek, göz önünde bulundurmak
- constantsürekli, sabit
- consumertüketici
- contempthor görme, aşağılama
- continuedevam etmek
- contractsözleşme
- contraryaksi, karşıt
- contrastzıtlık, kontrast
- contrivetasarlamak, kurmak (hileyle)
- conversetam tersi, karşıt önerme
- convinceikna etmek
- corporalbedensel, fiziksel
- corridorkoridor
- courtesynezaket
- coveragekapsam, haber yayını
- cowardlykorkakça
- cozinessrahatlık, sıcaklık
- creationyaratım, eser
- creativeyaratıcı
- creatureyaratık, canlı
- crediblegüvenilir, inandırıcı
- crediblyinandırıcı biçimde
- criminalsuçlu
- criteriakriterler, ölçütler
- criticaleleştirel, kritik
- crossinggeçit, kavşak
- cucumbersalatalık
- culturalkültürel
- cupboarddolap
- currencypara birimi
- customermüşteri
- cyberpetsanal evcil hayvan
- cynicismkötümserlik, alaycılık
D
- darknesskaranlık
- darkroomkaranlık oda
- databaseveritabanı
- daughterkız evlat
- dauntinggözünü korkutan, zorlu
- daydreamhayal kurma, düş
- daylightgün ışığı
- deadlineson teslim tarihi
- DecemberAralık
- decisionkarar
- decisivekararlı, kesin
- decoratesüslemek, dekore etmek
- decreaseazalma
- dedicateadamak, ithaf etmek
- defendersavunucu
- definitekesin, belirli
- delegatetemsilci, delege
- delicacyleziz yiyecek, incelik
- delicatenarin, kırılgan
- deliveryteslimat
- demolishyıkmak
- denouncekınamak, ihbar etmek
- depravedahlaksız, sapkın
- derelictmetruk, terk edilmiş
- derisionalay, küçümseme
- derisivealaycı, küçümseyici
- describetanımlamak, betimlemek
- designertasarımcı
- detailedayrıntılı, detaylı
- detritusdöküntü, atık
- devotionbağlılık, adanmışlık
- diameterçap
- diarrheaishal
- dictatordiktatör
- diligentçalışkan, gayretli
- diminishazaltmak, küçültmek
- dinosaurdinozor
- diplomatdiplomat
- directlydoğrudan
- directoryönetmen, müdür
- disabledengelli
- disagreeaynı fikirde olmamak
- disasterfelaket, afet
- disciplemürit, öğrenci (dini/felsefi)
- discountindirim
- discoverkeşfetmek
- disgracerezalet, utanç
- disguisekılık değiştirme, maske
- dislodgeyerinden çıkarmak, sökmek
- dismallykasvetli biçimde, kötü şekilde
- disorderdüzensizlik, hastalık
- dispensedağıtmak, vermek
- dispersedağıtmak, dağılmak
- displaceyerinden etmek
- disposalimha, elden çıkarma
- dissolveerimek, çözünmek
- distancemesafe
- distractdikkatini dağıtmak
- districtbölge, semt
- divisionbölünme, bölüm
- divorcedboşanmış
- docilelyuysalca
- documentbelge
- domesticyerli, ev ile ilgili
- dominantbaskın, hakim
- dominatehakim olmak, egemen olmak
- donationbağış
- doubtfulşüpheli, kuşkulu
- downfallçöküş, yıkılış
- downloadindirmek
- downsizeküçültmek, personel azaltmak
- downtownşehir merkezine
- downwardaşağı doğru
- drabnesssıkıcılık, donukluk
- dramaticdramatik, çarpıcı
- drawbackdezavantaj, sakınca
- dreadfulkorkunç, berbat
- drudgeryangarya, bezdirici iş
- durationsüre
- dwarfismcücelik
E
- earningskazanç, gelir
- eastwarddoğuya doğru
- eclecticeklektik, çeşitli
- economicekonomik
- ecstaticcoşkulu, kendinden geçmiş
- educatedeğitimli
- educatoreğitimci
- eighteenon sekiz
- electionseçim
- electiveseçmeli
- electricelektrikli
- electronelektron
- elegancezarafet
- elephantfil
- elevatorasansör
- eligibleuygun, hak sahibi
- elongateuzatmak
- eloquenthitabeti güçlü, belagatlı
- eminenceyüksek mevki, ün
- emphasisvurgu, önem
- employeeçalışan, işçi
- employerişveren
- emulsifyemülsiyon haline getirmek
- encumberengellemek, yük olmak
- endangertehlikeye atmak
- endeavorgirişim, çaba
- enduringkalıcı, süregelen
- engenderdoğurmak, sebep olmak
- engineermühendis
- enormousdevasa, muazzam
- entirelytamamen
- entrancegiriş
- envelopezarf
- enviableimrenilecek, gıpta edilen
- envisagetasavvur etmek, öngörmek
- ephemerakısa ömürlü nesneler, günlük evraklar
- equalityeşitlik
- equationdenklem
- eruptionpatlama, püskürme
- essayistdeneme yazarı
- estimatetahmin etmek
- eternitysonsuzluk, ebediyet
- euphoriacoşku, aşırı mutluluk
- euphoricaşırı mutlu, coşkulu
- evacuatetahliye etmek
- evaluatedeğerlendirmek
- everydaygünlük, sıradan
- everyoneherkes
- evidencekanıt, delil
- examineesınava giren kişi
- examinersınav görevlisi, denetçi
- exchangedeğişim, takas
- excitingheyecan verici
- exerciseegzersiz yapmak
- existingmevcut, var olan
- exorcismcin çıkarma ayini
- exorcistcin çıkarıcı
- expectedbeklenen
- expeditehızlandırmak
- explorerkaşif
- exteriordış görünüş, dış yüzey
- externaldış, harici
- exultantcoşkun, sevinçten uçan
- eyesightgörme yetisi
F
- fabulateuydurma hikaye anlatmak
- fabulousmuhteşem, harika
- facilitytesis, imkan
- faithfulsadık
- familiartanıdık, aşina
- fancifulhayali, düşsel
- farcicalgülünç, saçma
- farewellveda
- farmlandtarım arazisi
- farthesten uzağa
- fatalityölüm vakası
- favoriteen sevilen, favori
- fearsomekorkunç, ürkütücü
- FebruaryŞubat
- feedbackgeri bildirim
- ferocityvahşilik, şiddet
- festivalfestival
- fiendishşeytani, çok zor
- fiercelyşiddetle, ateşli biçimde
- fightingçatışma, kavga
- firewallgüvenlik duvarı
- fireworkhavai fişek
- firmnesssağlamlık, kararlılık
- flaggingzayıflayan, gücü azalan
- flatteryyağcılık, dalkavukluk
- flawlesskusursuz
- flexibleesnek
- flexiblyesnek bir şekilde
- flourishgösterişli hareket, süsleme
- fluentlyakıcı bir şekilde
- folktalehalk hikayesi, masal
- followertakipçi
- fondnessdüşkünlük, sevgi
- footballfutbol
- footnotedipnot
- forecasttahmin
- foreheadalın
- forensicadli, adli tıpla ilgili
- forestryormancılık
- formallyresmi olarak
- formerlyeskiden, önceden
- fountainçeşme, fıskiye
- fourteenon dört
- fractionkesir, küçük parça
- fragmentparça, kırıntı
- freezingdondurucu soğuk
- frequentsık, sık sık olan
- freshmanbirinci sınıf öğrencisi
- friendlyarkadaşça, dostça
- frightenkorkutmak
- frontiersınır
- frostilysoğuk bir tavırla
- fruitiongerçekleşme, meyvesini verme
- functionişlev görmek, çalışmak
- furthesten uzağa
G
- gamblingkumar
- gangstergangster
- gardenerbahçıvan
- generateüretmek, yaratmak
- generouscömert
- geneticsgenetik bilimi
- giveawayhediye, ipucu
- globallyküresel olarak, dünya çapında
- gloriousmuhteşem, görkemli
- goodnessaman, aman tanrım
- goodwilliyi niyet
- gorgeousmuhteşem, çok güzel
- governorvali
- gracefulzarif, ince
- graduatemezun olmak
- granddaddede
- grandsontorun (erkek)
- graphicsgrafikler
- gratefulminnettar
- greetingselamlama
- groupinggruplama
- gruesomeiğrenç, ürkütücü
- guidancerehberlik
H
- habitantsakin, oturan kişi
- handballhentbol
- handicapdezavantaj, engel
- handrailkorkuluk, tutamak
- handsomeyakışıklı
- hardshipzorluk, sıkıntı
- hardwaredonanım
- harmlesszararsız
- hatchingyumurtadan çıkma
- hauntingunutulmaz, ürpertici
- headachebaş ağrısı
- headlinemanşet
- heavenlyilahi, cennet gibi
- hedgehogkirpi
- heightenartırmak, yoğunlaştırmak
- helplessçaresiz
- heritagemiras, kültürel geçmiş
- hermetichava geçirmez, sıkı kapalı
- hesitatetereddüt etmek
- historictarihi, önemli
- hithertoşimdiye kadar
- homelessevsiz
- hometownmemleket, doğduğu şehir
- homewardeve doğru olan
- homeworkev ödevi
- honestlydürüstçe, açıkçası
- hopelessumutsuz
- horriblekorkunç, berbat
- hospitalhastane
- hotelierotelci
- humanisthümanist
- humanityinsanlık
- humanizeinsancıllaştırmak
- humorousesprili, mizahi
- hysteriahisteri, aşırı heyecan
I
- identifytanımlamak, teşhis etmek
- identitykimlik
- ideologyideoloji
- ignorantcahil, bilgisiz
- immortalölümsüz
- impishlyafacanca
- impolitekaba, nezaketsiz
- imprisonhapsetmek
- improperuygunsuz
- improvedgeliştirilmiş, iyileştirilmiş
- inchoatehenüz gelişmemiş, filizlenme aşamasında
- incidentolay
- incisioncerrahi kesi
- increaseartırmak, artmak
- indebtedborçlu, minnettar
- indicatebelirtmek, göstermek
- indirectdolaylı
- indolenttembel
- industryendüstri, sanayi
- infectedenfekte, iltihaplı
- infernalcehennemi, iğrenç derecede rahatsız edici
- informalresmi olmayan, gündelik
- infringeihlal etmek
- inherentdoğasında olan, içkin
- innocentmasum
- innovateyenilik yapmak
- innuendoüstü kapalı söz, ima
- inscribeyazmak, kazımak
- insecuregüvensiz, kendine güvenmeyen
- instanceörnek, durum
- instinctiçgüdü
- instructtalimat vermek, öğretmek
- integralayrılmaz, temel
- interactetkileşim kurmak
- interestilgi
- interioriç kısım, iç mekan
- internaliç, dahili
- Internetinternet
- intervalaralık
- intimatesamimi, mahrem
- intruderdavetsiz misafir, izinsiz giren
- invasionistila
- inventormucit
- investoryatırımcı
- involveddahil, karmaşık
- irritatesinirlendirmek, tahriş etmek
- islanderadalı
- isolatedizole, tenha
J
K
L
- landladyev sahibesi
- landlordev sahibi
- languagedil
- laughterkahkaha, gülüş
- lavatorytuvalet, lavabo
- lawmakeryasa yapıcı, milletvekili
- layabouttembel, işe yaramaz kişi
- lazinesstembellik
- learningöğrenme
- lectureröğretim görevlisi
- lemonadelimonata
- lengthenuzatmak
- lethargyuyuşukluk, halsizlik
- liberateözgürleştirmek, kurtarmak
- lifelesscansız
- lifelongömür boyu
- lifetimeömür, yaşam süresi
- lightingaydınlatma
- likenessbenzerlik
- likewiseaynı şekilde
- linearlydoğrusal olarak
- listenerdinleyici
- literaryedebi
- locationkonum, yer
- lovinglysevgiyle
- lyricistsöz yazarı
M
- magazinedergi
- magiciansihirbaz
- magneticmanyetik, çekici
- maintainsürdürmek, bakımını yapmak
- majorityçoğunluk
- maneuvermanevra yapmak
- manicuremanikür
- marathonmaraton
- marginalönemsiz, sınırda
- marriageevlilik
- massacrekatliam
- materialmalzeme, materyal
- maternalanaya ait, anaç
- maverickbağımsız düşünen kişi, aykırı
- mechanictamirci, mekanik
- medicineilaç
- medievalortaçağa ait
- mediocrevasat, ortanın altı
- meditatemeditasyon yapmak
- memorialanıt
- memorizeezberlemek
- menacingtehditkar, ürkütücü
- mentallyzihinsel olarak
- merchanttüccar
- mesmericbüyüleyici
- metalledtaş döşeli yol
- metaphormetafor, mecaz
- midnightgece yarısı
- militaryaskeri
- minimizeen aza indirmek
- ministerbakan
- minorityazınlık
- minutiaeayrıntılar, teferruat
- mischiefyaramazlık
- misplaceyanlış yere koymak, kaybetmek
- mistreatkötü davranmak
- mobilityhareket kabiliyeti
- moderateılımlı, orta düzey
- moisturenem
- moleculemolekül
- monasticmanastıra ait, keşişçe
- monotonymonotonluk, tekdüzelik
- monumentanıt
- moralityahlak
- moreoverdahası, üstelik
- moribundcan çekişen, ölmekte olan
- mortgageipotek, mortgage
- mosquitosivrisinek
- motivatemotive etmek, güdülemek
- motoristaraç sürücüsü
- motorwayotoyol
- mountaindağ
- mournfulhüzünlü, yaslı
- movementhareket
- multipleçoklu, birden fazla
- multiplyçarpmak, çoğalmak
- murdererkatil
- muscularkaslı
- mushroommantar
- musicianmüzisyen
- mustachebıyık
- mutinousisyankar
- mutuallykarşılıklı olarak
- mystiquegizem, esrar
N
- narratoranlatıcı
- narrowlykıl payı, güçlükle
- nationalulusal, milli
- navigateyön bulmak, gezinmek
- necklacekolye
- needlessgereksiz
- negativeolumsuz, negatif
- neighborkomşu
- neophyteacemi, yeni başlayan
- neurosisnevroz
- newcomeryeni gelen
- nicknamelakap, takma ad
- nineteenon dokuz
- nobilitysoyluluk, asalet
- noblemanasilzade
- nonsensesaçmalık
- normallynormalde, genellikle
- northernkuzeye ait, kuzey
- notebookdefter
- novelistromancı, roman yazarı
- NovemberKasım
- nowadaysgünümüzde
- nuisancecan sıkıcı şey, baş belası
- numeroussayısız, çok sayıda
- nutrientbesin öğesi
- nutshellceviz kabuğu
O
- obedientitaatkar
- obituaryölüm ilanı
- observergözlemci
- obstacleengel
- occasionvesile, özel gün
- occupantsakin, oturan kişi
- offendersuçlu
- officialresmi
- offshorekıyı ötesi, açık deniz
- ointmentmerhem
- Olympiadolimpiyat
- OlympicsOlimpiyatlar
- operatoroperatör
- opponentrakip
- oppositekarşı, zıt
- optimismiyimserlik
- optimistiyimser kişi
- optionalisteğe bağlı
- opulencegörkem, zenginlik
- ordinarysıradan, olağan
- organismorganizma, canlı
- organizeorganize etmek, düzenlemek
- originalorijinal, özgün
- ornamentsüs eşyası
- outbreaksalgın, patlak verme
- outdoorsaçık havada, dışarıda
- outmodedmodası geçmiş
- outshinegölgede bırakmak
- outsideryabancı, dışarıdan biri
- outweighağır basmak, üstün gelmek
- overallstulum
- overbookfazla rezervasyon almak
- overcoatpalto
- overcomeüstesinden gelmek, yenmek
- overhearkulak misafiri olmak
- overlookgözden kaçırmak
- overseasdenizaşırı, yurt dışına
- overseerdenetçi, gözetmen
- oversizeaşırı büyük
- overstepsınırı aşmak
- overtakegeçmek, sollamak
- overtimemesai saati dışında
- overturntersine çevirmek, iptal etmek
- overworkaşırı çalışma
P
- paintingtablo, resim
- pandemicpandemik
- panoramapanorama, geniş manzara
- paradisecennet
- paralyzefelç etmek
- parasiteasalak, parazit
- parentalebeveynle ilgili, ebeveyn
- particleparçacık
- partisanpartizan, taraftar
- passportpasaport
- passwordşifre, parola
- pastoralkırsal, pastoral
- patchilydüzensiz bir şekilde
- paternalbabaya ait, babacan
- patiencesabır
- pavementkaldırım
- pawnshoprehin dükkanı
- peacefulhuzurlu, barışçıl
- peculiartuhaf, garip
- pedanticbilgiçlik taslayan, kılı kırk yaran
- pedestalkaide
- pedicurepedikür
- penalizecezalandırmak
- pendulumsarkaç
- pentagonbeşgen
- perceivealgılamak
- permeateyayılmak, sinmek
- personalkişisel
- persuadeikna etmek
- perverseaksi, ters
- pharmacyeczane
- physicalfiziksel, bedensel
- physiquefiziksel yapı, beden yapısı
- pinnaclezirve, doruk
- placidlysakin bir şekilde
- planningplanlama
- platformplatform, peron
- playmateoyun arkadaşı
- pleasanthoş, keyifli
- pleasinghoş, memnun edici
- pleasurezevk, memnuniyet
- plumbingsu tesisatı
- politelykibarca, nezaketle
- politicssiyaset, politika
- portabletaşınabilir
- portraitportre
- positionkonum, pozisyon
- positiveolumlu, pozitif
- possiblemümkün
- possiblybelki, muhtemelen
- postcardkartpostal
- postponeertelemek
- posturalduruşla ilgili
- powerfulgüçlü
- practicepratik, alıştırma
- preachervaiz
- preciousdeğerli, kıymetli
- pregnanthamile
- prehumaninsan öncesi
- prejudgeönyargılı davranmak, peşin hükümle değerlendirmek
- premisesbina ve arazi, mülk
- preparedhazır, hazırlıklı
- presencevarlık, hazır bulunma
- preservekorumak, muhafaza etmek
- pressurebaskı, basınç
- prestigeprestij, itibar
- previousönceki
- primevalilkel, çok eski
- princessprenses
- priorityöncelik
- prisonermahkum, tutsak
- probablemuhtemel, olası
- probablymuhtemelen
- proclaimilan etmek, duyurmak
- producerüretici, yapımcı
- profoundderin, köklü
- progressilerleme
- prohibityasaklamak
- prolificüretken, verimli
- promptlyhemen, derhal
- properlydüzgün bir şekilde, uygun şekilde
- propertymülk, özellik
- proposalöneri, teklif
- proposedönerilen
- prospectolasılık, umut
- protrudedışarı çıkmak, fırlamak
- providedşartıyla, koşuluyla
- provinceil, eyalet
- proximalyakın, merkeze yakın
- prurientşehvet düşkünü
- publiclyalenen, açıkça
- pulloverkazak, süveter
- punctualdakik, zamanında
- punitivecezalandırıcı
- purchasesatın alma
Q
R
- radiatorradyatör
- railroaddemiryolu
- raincoatyağmurluk
- rainfallyağış miktarı
- rationalmantıklı, rasyonel
- reactiontepki
- readableokunaklı, okunabilir
- reassuregüven vermek, rahatlatmak
- recentlyson zamanlarda
- rechargeşarj etmek, dinlenmek
- recoursebaşvurulacak yol, çare
- recoveryiyileşme
- recycledgeri dönüştürülmüş
- referentgönderge, atıf yapılan şey
- refineryrafineri
- regionalbölgesel
- registerkayıt defteri
- regulatedüzenlemek, denetlemek
- relationilişki
- relativegöreceli
- relaxingrahatlatıcı
- relegatealt sıraya indirmek
- relevantilgili, alakalı
- reliablegüvenilir
- relievedrahatlamış
- religiondin
- remedialtelafi edici, düzeltici
- rememberhatırlamak
- reminderhatırlatıcı
- remotelyuzaktan, hafifçe
- reportermuhabir
- reproachazarlamak, sitem etmek
- republiccumhuriyet
- researcharaştırma
- resemblebenzemek
- residentikamet eden, mukim
- residualkalıntı, artık
- resonanttınlayan, yankılanan
- resonateyankılanmak, karşılık bulmak
- resourcekaynak
- responsetepki, yanıt
- restrictkısıtlamak, sınırlamak
- retailerperakendeci
- retrievegeri almak, getirmek
- revisiongözden geçirme, tekrar
- rhetoricretorik, hitabet
- rhythmicritmik
- rivetingbüyüleyici, sürükleyici
- roadsideyol kenarı
- robustlysağlam bir şekilde
- romanticromantik
- roommateoda arkadaşı
- ruminantgeviş getiren
- ruminatederin derin düşünmek
- ruthlessacımasız, merhametsiz
S
- salesmansatıcı, satış elemanı
- salivarytükürükle ilgili
- salivateağzı sulanmak, salya akıtmak
- sanctitykutsallık
- sandwichsandviç
- sanitaryhijyenik, sağlığa uygun
- Saturdaycumartesi
- saucepantencere
- scarcelyneredeyse hiç, güçlükle
- scathingacımasız, sert eleştiri
- scenariosenaryo
- scheduleprogram, takvim
- scissorsmakas
- scornfulküçümseyici
- scrambletırmanmak, çırpmak
- scribblekaralama
- scrutinyinceleme, gözetim
- seasonalmevsimsel
- seawaterdeniz suyu
- secondlyikinci olarak
- secretlygizlice
- securitygüvenlik
- sedatelyağırbaşlı bir şekilde
- seedlingfide
- selflessözverili, fedakâr
- semesterdönem, sömestr
- sensiblemantıklı, akıllıca
- sentencecümle
- sentientduyarlı, bilinçli, canlı
- separateayrı
- sequencesıra, dizi
- severelyşiddetli bir şekilde, ağır bir şekilde
- shambleskarmakarışıklık, dağınıklık
- shamefulutanç verici
- shippingnakliye, gemicilik
- shockingşok edici
- shootingsilahlı saldırı, çekim
- shopliftdükkandan hırsızlık yapmak
- shoppingalışveriş
- shortagekıtlık, eksiklik
- shoulderomuz
- showcasesergileme, vitrin
- sicknesshastalık
- sidewalkkaldırım
- signpostyol tabelası
- silentlysessizce
- simplifybasitleştirmek
- singulartekil
- skeletoniskelet
- skillfulbecerikli, ustaca
- slightlybiraz, hafifçe
- smoothlysorunsuzca, düzgünce
- snobberyzüppelik
- snowballkar topu
- sociablesosyal, girişken
- sociallysosyal olarak, toplumsal olarak
- softnessyumuşaklık
- softwareyazılım
- soliditysağlamlık
- solitaryyalnız, tek başına
- solitudeyalnızlık, tenhalık
- solutionçözüm
- somberlykasvetli bir şekilde
- somebodybiri, birisi
- sometimebir ara, bir zaman
- somewhatbiraz, bir dereceye kadar
- southerngüneyle ilgili, güney
- souvenirhatıra eşyası, hediyelik eşya
- spaciousgeniş, ferah
- spareribkaburga eti
- specificbelirli, özel
- specimennumune, örnek
- spellingyazım, imla
- splattersıçrama, leke
- splinterkıymık kıymık kırılmak
- spurioussahte, asılsız
- squanderçarçur etmek, israf etmek
- staccatokesik kesik, staccato
- standardstandart, ölçüt
- standingitibar, statü
- starvingaç, açlıktan kırılan
- steadilyistikrarlı bir şekilde
- stoicismdayanıklılık, metanet
- stopovermola, ara durak
- straightdoğru, düz bir şekilde
- strangeryabancı
- strangleboğmak
- strategystrateji
- strengthgüç, kuvvet
- stressedstresli, gergin
- strickenvurulmuş, etkilenmiş
- strictlykesinlikle, sıkı bir şekilde
- strikingçarpıcı
- stronglygüçlü bir şekilde, kesinlikle
- strugglemücadele, çaba
- stubborninatçı
- stuffilyresmi ve sıkıcı biçimde
- stultifyköreltmek, etkisiz kılmak
- stunningçarpıcı, muhteşem
- subtitlealt yazı
- subtractçıkarmak
- suburbanbanliyöye ait
- suburbiabanliyö bölgesi
- suddenlyaniden
- suitableuygun
- suitablyuygun şekilde
- suitcasebavul
- sunbathegüneşlenmek
- sunlightgüneş ışığı
- sunshinegüneş ışığı
- superiorüstün
- suppliertedarikçi
- suppressbastırmak
- surprisesürpriz
- surroundçevrelemek, kuşatmak
- survivalhayatta kalma
- survivorhayatta kalan kişi
- swimmingyüzme
- swimsuitmayo
- syllabichece ile ilgili
- syllablehece
- symbolicsembolik
- sympathysempati, şefkat
- symphonysenfoni
- syndromesendrom
- synopsisözet
T
- taciturnaz konuşan, suskun
- tacticaltaktiksel
- takeawaypaket servis, çıkarılacak ders
- talentedyetenekli
- tastebudtat tomurcuğu
- teachingöğretim, öğretmenlik
- teammatetakım arkadaşı
- teamworktakım çalışması
- teaspoonçay kaşığı
- teenagergenç, ergen
- telegramtelgraf
- telltaleele veren, gösteren
- tenacityazim, inatçılık
- tendencyeğilim
- tenderlyşefkatle
- terminalterminal
- terribleberbat, korkunç
- terriblyberbat bir şekilde, çok
- terrificharika, mükemmel
- textbookders kitabı
- thankfulminnettar
- theoristkuramcı
- thirteenon üç
- thoroughkapsamlı, titiz
- thousandbin
- threatentehdit etmek
- thrilledheyecanlı, çok mutlu
- thrillergerilim filmi, gerilim kitabı
- Thursdayperşembe
- timelesszamansız
- timidityçekingenlik, ürkeklik
- tiresomeyorucu, sıkıcı
- togetherbirlikte
- toleranthoşgörülü
- toleratetahammül etmek, hoş görmek
- tomorrowyarın
- trainingeğitim, antrenman
- tranquilsakin, huzurlu
- transferaktarmak, transfer etmek
- transfixbüyülemek, mıhlamak
- transmitiletmek, aktarmak
- traveleryolcu, gezgin
- traversegeçiş, yatay geçiş
- treasurehazine
- triangleüçgen
- tropicaltropikal
- trouserspantolon
- truthfuldoğru sözlü, dürüst
U
- ultimatenihai, en üst düzey
- umbrellaşemsiye
- unafraidkorkusuz
- uncommonnadir, alışılmadık
- underageyaşı küçük, reşit olmayan
- underseadeniz altı
- uneasilyhuzursuzca, tedirginlikle
- unfairlyhaksız şekilde, adaletsizce
- universeevren
- unjustlyhaksız yere, adaletsizce
- unlikelyolası olmayan
- unmannedinsansız
- unsettlerahatsız etmek, kaygılandırmak
- untangleçözmek, açmak (dolaşıklığı)
- unwantedistenmeyen
- upheavalkargaşa, altüst oluş
- upliftedmoral bulmuş, ferahlamış
- upstairsüst katta, üst kata
- urgentlyacilen
V
- vacationtatil
- valuabledeğerli
- veneratesaygı göstermek, ululamak
- venomouszehirli, kindar
- verandahveranda
- verballysözlü olarak
- verbatimkelimesi kelimesine
- verticaldikey
- vicinityyakın çevre, civar
- vigorousgüçlü, enerjik
- villagerköylü
- violenceşiddet
- virginalel değmemiş, bakir
- virtuosovirtüöz
- visuallygörsel olarak
- vitalitycanlılık, dinamizm
- vocalistvokalist, şarkıcı
- voracityobur olma, açgözlülük
W
- waitressgarson (kadın)
- wardrobegardırop
- warrantygaranti
- washbowllavabo, leğen
- wastefulisrafçı
- weaknesszayıflık
- westwardbatıya doğru
- whateverher ne, herhangi bir
- wheneverher ne zaman, ne zaman olursa
- whereverher nereye, nerede olursa
- wickedlyşeytanca
- wildlifeyaban hayatı
- withdrawgeri çekmek, çekilmek
- wondroushayranlık uyandıran, olağanüstü
- workshopatölye, çalıştay
- worryingendişe verici
- wrappingambalaj
Y
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
harfli kelimeler hakkında sorular
Bu listede ne var, kelimeler nereden geliyor.
Kelimeyi okumak bilmek değil
Bir kelime, söyleyince akılda kalıyor. Yapay zeka eğitmenle seviyene göre konuşarak pratik yap, kimse duymuyor.
Uygulamayı indir
iPhone ve Android, saniyeler içinde konuşmaya başlayın