7 harfli İngilizce kelimeler
VocaFlare kelime dağarcığındaki 7 harfli tüm kelimeler, baş harfe göre gruplanmış ve Türkçe anlamlarıyla. Bir kelimeye dokun, örnek cümlesini ve CEFR seviyesini gör.
A
- abandonterk etmek, vazgeçmek
- abilityyetenek
- abolishkaldırmak, feshetmek
- absenceyokluk, devamsızlık
- academyakademi
- accounthesap
- achievebaşarmak
- acquireedinmek, kazanmak
- acreagedönüm miktarı, arazi alanı
- actressaktris
- acutelykeskin biçimde, şiddetle
- addressadres
- adoptedevlat edinilmiş, benimsenmiş
- advanceilerlemek
- adverseolumsuz, ters
- adviserdanışman
- against-e dayalı, -e yaslanmış
- agelesszamansız, yaşlanmayan
- agilityçeviklik
- agonizekıvranmak, çok kaygılanmak
- aimlessamaçsız
- aircrewuçak mürettebatı
- airlinehavayolu
- airporthavaalanı
- alcoholalkol
- alreadyzaten, önceden
- alrightiyi, tamam
- amateuramatör
- amazingharika, şaşırtıcı
- ammoniaamonyak
- amongstarasında
- amplifygüçlendirmek, yükseltmek
- amusingeğlenceli, komik
- analogybenzetme, analoji
- analystanalist
- analyzeanaliz etmek
- ancientantik, eski
- angrilyöfkeyle
- anguishelem, ıstırap
- angularköşeli
- animatecanlandırmak
- annoyedsinirli, rahatsız
- anotherbaşka bir, bir diğer
- antiqueantika
- antonymzıt anlamlı kelime
- anxietykaygı, endişe
- anxiousendişeli, kaygılı
- anybodyherhangi biri, kimse
- anymoreartık
- apologyözür
- apostlesavunucu, öncü
- applaudalkışlamak
- appointatamak
- approveonaylamak
- arduouszahmetli, yorucu
- arrangedüzenlemek, ayarlamak
- arrivalvarış
- articlemakale, yazı
- ashamedutanmış
- aspirinaspirin
- assaultsaldırı
- athletesporcu, atlet
- attemptgirişim, deneme
- attractçekmek, cezbetmek
- attuneduyumlu, duyarlı
- austeresade, çetin, sert
- averageortalama
- awesomeharika
- awkwardgarip, sakar
B
- babysitçocuk bakmak
- baggagebagaj
- balancebakiye
- balconybalkon
- balloonbalon
- bandagebandaj, sargı
- bankingbankacılık
- bargainkelepir
- baroquebarok, aşırı süslü
- barrierengel, bariyer
- batterypil, batarya
- beardedsakallı
- bearingilgi, duruş
- becauseçünkü
- bedroomyatak odası
- bedsideyatak başı
- believeinanmak
- belovedsevgili, çok sevilen
- beneathaltında
- benefitfayda, yarar
- besidesayrıca, üstelik
- besiegekuşatmak
- betweenarasında
- bicyclebisiklet
- biddingihale, teklif verme
- billionmilyar
- biologybiyoloji
- biscuitbisküvi
- bizarretuhaf, garip
- blanketbattaniye
- blindlykörü körüne
- blisterkabarcık, su toplaması
- bloggerblog yazarı
- blossomçiçek
- blubberbalina yağı
- boilingkaynayan, çok sıcak
- bombardeski tip top
- bombingbombalama
- bookingrezervasyon
- bookishkitap kurdu, akademik
- bookletkitapçık, broşür
- boredomcan sıkıntısı
- bouquetbuket, demet
- bourbonburbon viskisi
- bracketdestek, dirsek
- bravelycesurca
- braverycesaret
- breakupayrılık
- breathenefes almak
- brevitykısalık, özlülük
- brewerybira fabrikası
- briberyrüşvet
- brieflykısaca
- broadengenişletmek
- broadlygeniş anlamda, genel olarak
- brothererkek kardeş
- browsertarayıcı
- buffoonsoytarı, maskara
- builderinşaatçı
- bulimiabulimia
- burglarhırsız
- burningyanan, yakıcı
- butcherkasap
- buzzardşahin, akbaba
C
- cabbagelahana
- cabinetdolap
- callousduygusuz, katı yürekli
- caloriekalori
- campingkamp yapma
- canteenyemekhane, kantin
- capableyetenekli, muktedir
- capitalbaşkent
- capsulekapsül
- captainkaptan
- captionalt yazı, resim başlığı
- captiveesir, tutsak
- captureele geçirme, yakalama
- caravankaravan, kervan
- carefuldikkatli
- carpoolaraç paylaşımı
- carriertaşıyıcı
- cartoonçizgi film
- cascadeçağlayan, ardışık akış
- catalogkatalog
- cautiondikkat, ihtiyat
- ceilingtavan
- cellistçellist
- centralmerkezi
- centuryyüzyıl
- certainemin, kesin
- certifyonaylamak, belgelendirmek
- channelkanal
- chaotickaotik, karmaşık
- chapterbölüm
- chariotsavaş arabası
- charityhayır kurumu, yardımseverlik
- charterkiralamak (özel taşıt)
- chemisteczane, eczacı
- cherishdeğer vermek, sevgiyle saklamak
- chickentavuk
- chimneybaca
- chucklekıkırdama, hafif gülüş
- circuitdevre
- citizenvatandaş
- clarifyaçıklığa kavuşturmak
- classicklasik
- cleanertemizlikçi
- cleanlytemiz biçimde, düzgünce
- clearlyaçıkça
- climateiklim
- climberdağcı, tırmanıcı
- closelydikkatle, dikkatlice
- closurekapanış, kapatma
- clotheskıyafetler, giysiler
- clutterdağınıklık
- coastalkıyı, sahil
- coconuthindistan cevizi
- collecttoplamak, biriktirmek
- collegeüniversite, kolej
- collideçarpışmak
- combinebirleştirmek
- comfortrahatlık, konfor
- commandkomut, emir
- commendövmek, takdir etmek
- commentyorum
- commodekonsol, şifonyer
- commuteişe gidip gelmek
- companyşirket
- comparekarşılaştırmak
- competeyarışmak, rekabet etmek
- compilederlemek
- complexkarmaşık
- composebestelemek, oluşturmak
- computehesaplamak
- concealgizlemek
- concedeisteksizce kabul etmek, teslim olmak
- conceitkendini beğenmişlik
- conceptkavram
- concernendişe, kaygı
- concertkonser
- condemnkınamak
- condonehoş görmek, göz yummak
- conductdavranış, tutum
- conduitkanal, boru hattı
- confessitiraf etmek
- confidesırdaş olmak, içini dökmek
- confinesınırlamak, kısıtlamak
- confirmonaylamak, doğrulamak
- conformuymak, uygun davranmak
- confusekafasını karıştırmak
- conjurehatırlatmak, sihirle yaratmak
- connectbağlamak
- connoteçağrıştırmak
- conquerfethetmek, ele geçirmek
- consentonay, rıza
- consignteslim etmek, göndermek
- consistoluşmak, ibaret olmak
- consoleteselli etmek
- consultdanışmak
- consumetüketmek
- contactiletişim, temas
- containiçermek
- contentiçerik
- contestyarışma
- contextbağlam
- controlkontrol, denetim
- convertdönüştürmek
- convictmahkum etmek
- cookingyemek pişirme
- correctdoğru
- corruptyozlaşmış, yolsuzluğa bulaşmış
- costumekostüm
- cottageküçük ev, kulübe
- councilbelediye meclisi, konsey
- counselöğüt, tavsiye
- counterkarşı koymak, karşılık vermek
- countryülke
- coupledbirleşik, bağlı
- couragecesaret
- cravingaşerme, şiddetli istek
- creatoryaratıcı
- cricketkriket
- cripplesakat, eski aşağılayıcı terim
- crosslysinirli bir şekilde
- crowdedkalabalık
- crucialçok önemli, kritik
- crudelykabaca
- cruellyacımasızca
- crueltyzulüm, acımasızlık
- crumbleufalanmak, çökmek
- cultishtarikat benzeri, aşırı bağlılık gösteren
- culturekültür
- curatorküratör
- curiousmeraklı
- currentgüncel, şimdiki
- curtainperde
- cushionyastık, minder
- customsgümrük
- cyclingbisiklete binme
- cyclistbisikletçi
- cynicalkötümser, alaycı
D
- damagedhasarlı, zarar görmüş
- dancingdans etme
- darlingsevgili, canım
- daytimegündüz
- deceivealdatmak, kandırmak
- declarebeyan etmek, ilan etmek
- declinedüşüş, gerileme
- defensesavunma
- deficitaçık, bütçe açığı
- degradebozmak, alçaltmak
- delightkeyif, zevk
- deliverteslim etmek
- denselyyoğun bir şekilde
- dentistdiş hekimi
- depositkapora, depozito
- deprivemahrum etmek
- descendinmek
- descentiniş
- deservehak etmek
- desktopmasaüstü
- despairumutsuzluk
- despisenefret etmek, hor görmek
- despiterağmen
- desserttatlı
- destinykader
- destroyyok etmek, tahrip etmek
- detractdeğerini düşürmek, gölge düşürmek
- developgeliştirmek
- deviantsapkın kişi, normal dışı birey
- devotedsadık, bağlı
- devoteehayran, tutkun
- diagramşema, diyagram
- diamondelmas
- diffuseyaygın, dağınık
- digitaldijital
- dignifyonurlandırmak, yüceltmek
- dignityonur, haysiyet
- dilemmaikilem
- dioxidedioksit
- diplomadiploma
- disabledevre dışı bırakmak
- discardatmak, elden çıkarmak
- discusstartışmak, görüşmek
- disdainhor görme, küçümseme
- diseasehastalık
- dislikehoşlanmama, nefret
- dismissreddetmek, önemsememek
- displaysergi, vitrin
- disputeanlaşmazlık, tartışma
- disruptaksatmak, bozmak
- dissectkesip incelemek
- distantuzak
- distilldamıtmak, özünü çıkarmak
- disturbrahatsız etmek
- divergeayrışmak, farklılaşmak
- diverseçeşitli, farklı
- dividedbölünmüş, ayrılmış
- divorceboşanma
- dolphinyunus
- doorwaykapı girişi
- draperyperde kumaşı, drape
- drawingçizim, resim
- dressedgiyinmiş
- dribbletop sürmek
- dropoutokulu bırakan kişi
- droughtkuraklık
- durabledayanıklı
- dustbinçöp kutusu
- dutifulgörevine bağlı, itaatkar
- dynamicdinamik, canlı
- dynastyhanedan
E
- eagerlyhevesle, istekle
- earachekulak ağrısı
- earnestciddi, samimi
- earringküpe
- easterndoğu, doğuya ait
- ecologyekoloji
- economyekonomi
- ecstasycoşku, kendinden geçme
- edificebüyük ve gösterişli bina
- editionbaskı, sürüm
- educateeğitmek
- elasticlastik, elastik bant
- elationcoşku, büyük sevinç
- elderlyyaşlı
- elegantzarif, şık
- elementunsur, öğe
- elevateyükseltmek
- elitistelitist
- elusiveele geçmez, bulunması zor
- embassyelçilik
- embracekucaklaşma, sarılma
- eminentseçkin, tanınmış
- emotionduygu
- emperorimparator
- emulatetaklit ederek eşit olmaya çalışmak
- enablerkolaylaştırıcı, imkan sağlayan kişi
- encloseeklemek, iliştirmek
- endlesssonsuz, bitmeyen
- endorsedesteklemek, onaylamak
- enforceuygulamak, yürürlüğe koymak
- engagednişanlı
- engrossmeşgul etmek, dalmak
- enhancegeliştirmek, iyileştirmek
- enthusecoşkuyla ifade etmek, heveslendirmek
- entitlehak tanımak, yetki vermek
- episodebölüm
- equablesakin, dengeli mizaçlı
- equallyeşit şekilde
- essenceöz, esas
- etchinggravür
- eternalebedi, sonsuz
- ethicaletik, ahlaki
- eveningakşam
- evidentaçık, belli
- exactlytam olarak, kesinlikle
- exaltedyüce, yüksek mevkili
- examineincelemek, muayene etmek
- exampleörnek
- excitedheyecanlı
- exclaimhaykırmak, ünlem çıkarmak
- excludehariç tutmak, dışlamak
- executeuygulamak, gerçekleştirmek
- exhaustegzoz
- exhibitsergilemek, göstermek
- expensemasraf, gider
- explainaçıklamak
- explodepatlamak
- exploitsömürmek, istismar etmek
- explorekeşfetmek
- expressekspres tren
- extinctsoyu tükenmiş
- extractalıntı, özet parça
- extremeaşırı, uç
- eyebrowkaş
- eyelashkirpik
F
- factionhizip, grup
- factoryfabrika
- facultyfakülte
- failurebaşarısızlık
- fallacyyanlış inanış, safsata
- fanaticfanatik
- fantasyfantastik hikâye, fantezi
- farawayuzak, ırak
- farmingtarım, çiftçilik
- fartherdaha uzağa
- fashionmoda
- fatigueyorgunluk
- feathertüy
- featureözellik
- federalfederal
- feelinghis, duygu
- festivebayram havasında, şenlikli
- fictionkurgu, roman
- fiddlerkemancı
- fifteenon beş
- fightersavaşçı, dövüşçü
- fillingdolgu
- finallysonunda
- financefinanse etmek
- findingbulgu
- firearmateşli silah
- firstlybirincisi, ilk olarak
- fishingbalıkçılık, balık tutma
- fissureyarık, çatlak
- fitnessfiziksel form, fitness
- fixturesabit eşya, demirbaş
- flatoutaçıkça, dosdoğru
- flatteryağ çekmek, pohpohlamak
- flickertitreşim, kıpırtı
- flightykararsız, maymun iştahlı
- fluencyakıcılık
- flutterheyecan, kıpırtı
- foolishaptalca
- foreignyabancı
- foremanustabaşı, formen
- foreseeöngörmek
- foreversonsuza dek
- forfeitkaybetmek, elden çıkarmak
- forgiveaffetmek
- forlornterk edilmiş, hüzünlü
- formulaformül
- fortuneservet
- forwardileriye
- franklyaçıkçası, dürüstçe
- freedomözgürlük
- freezerdondurucu
- frigatefirkateyn
- fulfillyerine getirmek, gerçekleştirmek
- funeralcenaze töreni
- furiousçok öfkeli
- furnishdöşemek, mobilya ile donatmak
- furtherdaha fazla, ek
G
- gallerygaleri
- garbageçöp
- garmentgiysi, kıyafet
- gatewaygeçit, kapı
- generalgenel
- geneticgenetik
- genomicgenomik
- genuinegerçek, hakiki
- geologyjeoloji
- gestureel hareketi, jest
- getawaykısa tatil, kaçamak
- ghostlyhayaletimsi, ürkütücü
- giraffezürafa
- glassesgözlük
- glimpsekısa bakış, gözucuyla görme
- glorifyyüceltmek
- goddesstanrıça
- gorillagoril
- gourmetgurme, seçkin yemekle ilgili
- gradualaşamalı, kademeli
- grammardilbilgisi, gramer
- grandmabüyükanne, anneanne
- grandpabüyükbaba, dede
- graphicaçık, ayrıntılı
- greatlybüyük ölçüde, çok
- grilledızgara
- groundsgerekçe, sebep
- growingbüyüyen, artan
- grumblehomurdanmak, mızmızlanmak
- gunshotsilah sesi, ateş
- gushingaşırı coşkulu, taşkın
H
- habitatyaşam alanı, habitat
- haircutsaç kesimi
- handbagel çantası
- handoutdağıtılan kağıt, broşür
- hangingasılı
- haplesstalihsiz, şanssız
- happilymutlu bir şekilde
- harmfulzararlı
- harmonyuyum, ahenk
- harnesskoşum takımı, emniyet kemeri
- harvesthasat
- hastilyaceleyle
- haughtykibirli, tepeden bakan
- healingiyileştirici
- healthysağlıklı
- hearingişitme
- heartedyürekli, kalpli
- heatingısıtma
- heavilyağır bir şekilde, şiddetle
- helpfulyardımsever, yararlı
- heroinekadın kahraman
- herselfkendisi (dişil)
- highwayotoyol, anayol
- himselfkendisi (eril)
- historytarih
- holidaytatil
- honestydürüstlük
- hopefulumutlu
- horizonufuk
- horrifydehşete düşürmek
- hospicebakımevi (terminal hastalar için)
- hostessev sahibesi, hostes
- hostiledüşmanca
- howeverancak, fakat
- hundredyüz (100)
- huntingavlanma
- husbandkoca, eş
- hygienehijyen
I
- ideallyideal olarak, tercihen
- idolizeputlaştırmak, tapmak
- illegalyasa dışı
- illnesshastalık
- imageryimgelem, betimleme
- imaginehayal etmek
- imitatetaklit etmek
- immensemuazzam, çok büyük
- immersedaldırmak, kendini vermek
- immoralahlaksız
- impressetkilemek
- improvegeliştirmek, iyileştirmek
- impulsedürtü, ani istek
- incensetütsü
- incisorkesici diş, ön diş
- includeiçermek, dahil etmek
- indoorsiçeride, kapalı mekanda
- indulgekendini şımartmak, düşkün olmak
- inflateşişirmek
- ingratenankör kişi
- inhabityaşamak, oturmak (bir yerde)
- inheritmiras almak
- initialbaş harf
- injuredyaralı
- inquiresormak, sorup öğrenmek
- inquirysoruşturma, sorgu
- insightkavrayış, iç görü
- inspectdenetlemek, incelemek
- inspireilham vermek
- installkurmak, yüklemek
- instanthazır
- insteadonun yerine
- instillaşılamak, yerleştirmek
- insulardar görüşlü, dış dünyaya kapalı
- intenseyoğun, şiddetli
- intrudeizinsiz girmek, rahatsız etmek
- invoicefatura
- involveiçermek, kapsamak
- iratelyöfkeyle
- ironingütü yapma
- isolateizole etmek, ayırmak
J
K
L
- laborerişçi
- landinginiş
- largelybüyük ölçüde
- lastingkalıcı, sürekli
- laundryçamaşır
- lawsuitdava
- leadingönde gelen
- leafletbroşür
- learneröğrenci, öğrenen kişi
- leatherderi
- lectureders, konferans
- legallyyasal olarak
- leisureboş zaman, eğlence
- lengthyuzun süreli
- leopardleopar
- lettucemarul
- liaisonbağlantı, irtibat
- liberalliberal, hoşgörülü
- libertyözgürlük
- librarykütüphane
- licenselisans vermek, izin vermek
- lightenaydınlatmak, hafifletmek
- lighterçakmak
- lightlyhafifçe
- limitedsınırlı
- literalgerçek anlamda, harfi harfine
- logicalmantıklı
- looselygevşek biçimde
- lotterypiyango
- lowlandova, alçak arazi
- loyaltysadakat
- luckilyneyse ki, şans eseri
- luggagebagaj
- luridlyiğrenç bir çarpıcılıkla
- lyricallirik, şiirsel
M
- macabrekorkunç, ürpertici
- machinemakine
- madnessdelilik
- maestromaestro
- magicalbüyülü
- magnateiş adamı, patron
- magnifybüyütmek
- mailboxposta kutusu
- malariasıtma
- manageryönetici, müdür
- mankindinsanlık
- mansionmalikane, konak
- marinerdenizci
- marriedevli
- massagemasaj
- masseurerkek masör
- massivedevasa, kocaman
- masteryustalık, hakimiyet
- maximumazami, maksimum
- meaninganlam
- measureönlem, tedbir
- mediatearabuluculuk yapmak
- medicaltıbbi
- meetingtoplantı
- mentionsöz etme, bahsetme
- messagemesaj
- microbemikrop
- midwifeebe
- millionmilyon
- mineralmineral
- minimumasgari, minimum
- minsterbüyük kilise, katedral
- miraclemucize
- misleadyanıltmak
- missilefüze
- missingkayıp, eksik
- missiongörev, misyon
- mistakehata
- mixturekarışım
- monitormonitör, ekran
- monstercanavar
- monthlyaylık
- morallyahlaki olarak
- morningsabah
- mortifyutandırmak, mahcup etmek
- mottledbenekli, alacalı
- musicalmüzikal
- mustardhardal
- mutabledeğişken
- mysterygizem
- mystifyşaşırtmak, kafa karıştırmak
N
- naivelysafça
- naivetysaflık, toyluk
- narrateanlatmak, hikaye etmek
- nascentyeni doğan, filizlenen
- naturaldoğal
- naughtyyaramaz
- neglectihmal
- neitherne de, ne
- nervousgergin, endişeli
- networkağ, şebeke
- neutraltarafsız, nötr
- newbornyeni doğmuş
- noisilygürültülü bir şekilde
- nomineeaday
- nostrilburun deliği
- notabledikkate değer, önemli
- nothinghiçbir şey
- nourishbeslemek
- noveltyyenilik
- nowherehiçbir yerde, hiçbir yere
- nuclearnükleer
- nucleusçekirdek
- nurserybebek odası, çocuk odası
O
- obliquedolaylı, eğik
- obscuregizlemek, belirsizleştirmek
- observegözlemlemek, fark etmek
- obviousaçık, belirgin
- OctoberEkim
- offensesuç, kabahat
- offhanddüşünmeden, hemen
- officerpolis memuru
- OlympiaOlimpiya
- Olympicolimpik
- oneselfkendisi, kendini
- onstagesahne üzerindeki, sahnede
- opacitymatlık, saydamsızlık
- openingaçıklık, delik
- operateçalıştırmak, işletmek
- opiniongörüş, fikir
- oppressbaskı yapmak, ezmek
- opulentgörkemli, lüks
- orchardmeyve bahçesi
- orderlydüzenli
- organicorganik
- outbackiç kesim, ıssız bölge
- outcomesonuç
- outdooraçık hava, dış mekan
- outgrowbüyüyüp sığmaz olmak
- outlineana hatlarını çizmek, özetlemek
- outlivedaha uzun yaşamak
- outlookbakış açısı, hayata bakış
- outrageöfke, hiddet
- outsidedışarıda
- outwarddışa dönük, görünüşteki
- overallgenel
- overlapörtüşme, çakışma
- overlayüzerine kaplamak, katman eklemek
- overseedenetlemek, gözetmek
P
- pacificbarışçıl, sakin
- packagepaket, koli
- packingpaketleme, ambalajlama
- painfulacı verici, ağrılı
- painterressam, boyacı
- pajamaspijama
- pancakekrep, gözleme
- parablekıssa, mesel
- paradoxparadoks, çelişki
- parkingpark etme, otopark
- partialkısmi
- partnereş, ortak
- passagegeçit, koridor
- passiontutku
- passivepasif, edilgen
- patienthasta
- patriotvatansever
- patterndesen, örüntü
- paymentödeme
- paywallücretli erişim duvarı
- peacocktavus kuşu
- peasantköylü
- penaltyceza
- penguinpenguen
- pensionemekli maaşı
- percentyüzde
- perfectmükemmel
- performsahne almak, gösteri yapmak
- perfumeparfüm
- perhapsbelki
- persistısrar etmek, devam etmek
- phantomhayali, hayalet gibi
- phoenixanka kuşu
- physicsfizik
- pictureresim, fotoğraf
- pilgrimhacı, hac yolcusu
- pioneeröncülük etmek
- plastersıva
- plasticplastik
- playfuloyuncu, şakacı
- pleasedmemnun
- plumagekuş tüyü
- plumbertesisatçı
- plummetaniden düşmek, çakılmak
- poetesskadın şair
- pollutekirletmek
- popcornpatlamış mısır
- popularpopüler, sevilen
- portionkısım, porsiyon
- portraytasvir etmek, canlandırmak
- possesssahip olmak
- postmanpostacı
- postureduruş, tavır
- potteryçömlekçilik, seramik
- povertyyoksulluk
- precedeönce gelmek, öncesinde olmak
- precisekesin, tam
- predicttahmin etmek
- prefectokul temsilcisi, prefekt
- premierönde gelen, başlıca
- premiseönerme, varsayım
- preparehazırlamak
- presenthediye
- pretendnumara yapmak, gibi davranmak
- prevailüstün gelmek, hüküm sürmek
- preventönlemek
- primarybirincil, temel
- printeryazıcı
- privacymahremiyet, gizlilik
- privateözel
- problemsorun, problem
- proceeddevam etmek, ilerlemek
- processsüreç
- produceüretmek
- productürün
- professiddia etmek, açıkça belirtmek
- profileprofil
- programprogram
- projectproje
- prolonguzatmak
- promisesöz, vaat
- promoteterfi ettirmek
- pronounzamir
- prophetpeygamber
- proposeönermek; evlenme teklif etmek
- prospergelişmek, refaha ulaşmak
- protectkorumak
- protestprotesto
- proudlygururla
- proverbatasözü
- providesağlamak
- provoketahrik etmek, kışkırtmak
- publishyayımlamak
- puddingpuding
- pumpkinbalkabağı
- purposeamaç
- pursuitpeşinde koşma, arayış
- puzzledşaşkın, kafası karışmış
Q
R
- radiateyaymak, yayılmak (ışık, ısı)
- radicalradikal kişi
- railwaydemiryolu
- rainbowgökkuşağı
- rapidlyhızla, hızlı bir şekilde
- rapportuyum, iletişim
- rapturekendinden geçme, coşku
- raunchymüstehcen, açık saçık
- readilyseve seve, hemen
- readingokuma
- realismgerçekçilik
- realistgerçekçi kişi
- realitygerçeklik
- realizefark etmek, anlamak
- reboundsıçrayıp geri dönmek, toparlanmak
- rebuildyeniden inşa etmek
- receiptfiş, makbuz
- receivealmak
- reclaimgeri almak
- reclusemünzevi kişi
- recoveriyileşmek
- recruitişe almak, kaydetmek
- recyclegeri dönüştürmek
- reenactyeniden canlandırmak
- refereehakem
- reflectyansıtmak
- refrainnakarat
- refreshyenileme
- refugeemülteci
- refusalret, reddetme
- regulardüzenli
- reissueyeniden yayınlamak
- relapsenüksetmek, eski hale dönmek
- relatedilişkili, akraba
- relaxedrahat, sakin
- releaseyayın, serbest bırakma
- relievehafifletmek, rahatlatmak
- remainskalıntılar, kalan kısım
- remorsepişmanlık, vicdan azabı
- removeduzak, kopuk
- repaintyeniden boyama
- replacedeğiştirmek, yerine koymak
- replicakopya, replika
- repressbastırmak, baskı altına almak
- reprintyeni baskı
- reproveazarlamak, sitem etmek
- requestistek, rica
- requiregerektirmek
- reserverezerv, koruma alanı
- residuekalıntı, artık
- resolveçözmek
- resoundyankılanmak, çınlamak
- respectsaygı
- respitemola, geçici rahatlama
- respondyanıt vermek, tepki vermek
- restoreonarmak, restore etmek
- retiredemekli
- retracegeri izlemek, tekrar takip etmek
- retreatgeri çekilme, sığınak
- reunifyyeniden birleştirmek
- reunionbuluşma, yeniden bir araya gelme
- revengeintikam
- revenuegelir
- reversegeri geri gitmek
- revivalcanlanma, yeniden gündeme gelme
- revolvedönmek, etrafında dönmek
- rewriteyeniden yazmak
- ricketyköhne, sallantılı
- rightlyhaklı olarak, doğru şekilde
- robberysoygun
- rollingdalgalı, engebeli
- romanceaşk, aşk ilişkisi
- roughlyyaklaşık, aşağı yukarı
- roundupözet
- routinerutin
- royaltykraliyet ailesi, krallar
- rubbishçöp
- ruinousyıkıcı, mahvedici
- runawaykaçak, evden kaçan
- runningkoşu
S
- sadnessüzüntü
- sailingyelken sporu
- salvagekurtarmak, hurdadan çıkarmak
- sarcasmalay, iğneleme
- satisfytatmin etmek, memnun etmek
- sausagesosis
- scandalskandal
- scarletkızıl, parlak kırmızı
- scatterdağıtmak, saçmak
- scenerymanzara, doğal güzellik
- scholarbilgin, akademisyen
- sciencebilim, fen
- scooterscooter, küçük motosiklet
- scratchçizik
- scroogecimri kişi
- seafooddeniz ürünleri
- seasidesahil, deniz kenarı
- seaweeddeniz yosunu
- sectionbölüm, kısım
- secularlaik, dünyevi
- segmentbölüm, parça
- seismicsismik, deprem ile ilgili
- selfishbencil
- seminarseminer
- senatorsenatör
- seriousciddi
- servanthizmetçi
- servicehizmet
- sessionoturum, seans
- setbackaksilik, gerileme
- settingortam, ayar
- settleryerleşimci, göçmen
- seventyyetmiş
- severalbirkaç
- shadowygölgeli, belirsiz
- shallowsığ
- shamblesürüklenerek yürümek
- shampooşampuan
- sharplykeskin biçimde, aniden
- shatterparamparça olmak
- sheltersığınak, barınak
- sheriffşerif
- shimmerparıldamak
- shockedşok olmuş
- shopperalışverişçi
- shortlykısa süre içinde, yakında
- showbizshow dünyası, eğlence sektörü
- signifyanlamına gelmek, belirtmek
- silencesessizlik
- similarbenzer
- sinceresamimi, içten
- singingşarkı söyleme
- sixteenon altı
- skatingpaten yapma
- skilledusta, becerikli
- skylarktarla kuşu
- skywardgökyüzüne doğru
- slacklygevşek bir şekilde
- slaverykölelik
- slithersürünerek ilerlemek
- smokingsigara içme
- snippetkısa parça, alıntı
- soakingsırılsıklam, çok ıslak
- societytoplum
- soldierasker
- solicittalep etmek, rica etmek
- solventçözücü madde
- somedaybir gün, ileride
- somehowbir şekilde
- someonebiri, birisi
- soybeansoya fasulyesi
- sparkleparıltı
- sparrowserçe
- spartansade, çileci, gösterişsiz
- spatialmekansal
- speakerhoparlör
- specialözel
- speciestür
- specifybelirtmek
- speederhız yapan sürücü
- spinachıspanak
- sponsorsponsor
- squeezesıkmak
- squirmykıpır kıpır
- stadiumstadyum
- staggerkademelendirme, zamana yayma
- staminadayanıklılık, tahammül gücü
- stammerkekelemek
- standbyyedek, hazır bekleyen
- startleirkiltmek
- statelygörkemli, heybetli
- stationistasyon
- stickerçıkartma, sticker
- stiffensertleşmek, katılaşmak
- stimuliuyaranlar
- stomachmide
- storagedepolama, depo
- strangegarip
- stretchgermek, uzanmak
- studentöğrenci
- stuffedtıka basa dolu, çok tok
- stumbletökezlemek
- stylishşık
- stylistkuaför, stilist
- subjectkonu, ders
- subplotyan hikaye, alt olay örgüsü
- subsidehafiflemek, yatışmak
- subsidysübvansiyon, destek
- subsistgeçinmek, hayatta kalmak
- succeedbaşarmak
- successbaşarı
- succumbboyun eğmek, yenilmek
- sufficeyetmek, kafi gelmek
- suffuseyaymak, kaplamak
- suggestönermek
- suicideintihar
- sulphurkükürt
- summaryözet
- sunbeamgüneş ışını
- sundialgüneş saati
- sunrisegün doğumu
- supportdestek
- supposesanmak, varsaymak
- surfaceyüzey
- surfingsörf yapma
- surgeoncerrah
- surgeryameliyat
- surnamesoyadı
- survivehayatta kalmak
- suspectzanlı, şüpheli
- suspendaskıya almak, asmak
- sustainsürdürmek
- swallowyutmak
- sweaterkazak
- swimmeryüzücü
- swollenşişmiş
- symptombelirti, semptom
- synonymeş anlamlı kelime
T
- tabloidtabloid tarzı, magazin türü
- tacitlyzımnen, örtük olarak
- tactfulnazik, düşünceli
- tactiledokunsal
- takeoffkalkış (uçak)
- tangleddolaşmış, karışmış
- tantrumöfke nöbeti, kriz
- teacheröğretmen
- tedioussıkıcı, yorucu
- teenagegenç, ergen (13-19 yaş)
- tensiongerginlik
- terraceteras
- terrainarazi, arazi yapısı
- terrifydehşete düşürmek, çok korkutmak
- testifytanıklık etmek
- theatertiyatro
- therapyterapi
- therebyböylece, bu sayede
- thicketçalılık
- thicklykalın bir şekilde
- thinkerdüşünür
- thirdlyüçüncü olarak
- thirstysusamış
- thoughtdüşünce
- throughiçinden, boyunca
- thundergök gürültüsü
- tightensıkmak, sıkılaştırmak
- tightlysıkıca
- tobaccotütün
- toenailayak tırnağı
- tonightbu gece
- tormenteziyet etmek, işkence etmek
- tornadokasırga, hortum
- tortureişkence etmek
- totallytamamen
- totemictotemik, simgesel
- tourismturizm
- touristturist
- traffictrafik
- tragedytrajedi, facia
- trailerfragman
- traineestajyer, çırak
- trainereğitmen, antrenör
- traitorhain
- trampleçiğneme
- transittransit geçiş, ulaşım
- trembletitremek
- triggertetik
- triumphzafer, başarı
- trivialönemsiz
- trolleyalışveriş arabası, el arabası
- troublesorun, dert
- trumpettrompet
- Tuesdaysalı
- tuitionöğrenim ücreti
- turmoilkargaşa, kaos
- turningdönemeç, dönüş noktası
- twinkleparıltı
- twistedbükülmüş, çarpık
- typhoidtifo
- typicaltipik, alışılmış
- tyrannyzorbalık, tiranlık
U
- unawarehabersiz, farkında olmayan
- uncannytuhaf, esrarengiz
- unclearbelirsiz, anlaşılmaz
- uncoverortaya çıkarmak, keşfetmek
- undergogeçirmek, maruz kalmak
- undresssoyunmak
- ungodlytanrıtanımaz, akıl almaz derecede saçma
- unhappymutsuz
- unheardeşi görülmemiş, duyulmamış
- uniformtekdüze, aynı
- unknownbilinmeyen
- unluckyşanssız
- unnervecesaretini kırmak, ürkütmek
- unravelçözmek, aydınlatmak
- unusualalışılmadık, olağandışı
- upgradeyükseltme, iyileştirme
- uprightdik
- uselessişe yaramaz
- usuallygenellikle
- utensilmutfak aleti
- utilityfayda, yarar
- utilizekullanmak, yararlanmak
- utterlytamamen, büsbütün
V
- vacancyboş kadro, boş oda
- vaccineaşı
- varietyçeşitlilik, tür
- variousçeşitli
- vehiclearaç, taşıt
- venturegirişim, teşebbüs
- verdictkarar, hüküm
- versionsürüm, versiyon
- veterangazi, kıdemli kişi
- vibratetitremek, titreşmek
- viciousacımasız, vahşi
- victoryzafer
- villageköy
- vinegarsirke
- violateihlal etmek
- violentşiddetli, vahşi
- virtualsanal
- visiblegörünür
- visiblygözle görülür şekilde
- visitorziyaretçi
- vitaminvitamin
- vividlycanlı bir şekilde
- volcanoyanardağ
W
- walkingyürüyüş
- warninguyarı
- warriorsavaşçı
- warshipsavaş gemisi
- wartimesavaş dönemi
- washtubçamaşır leğeni
- waysideyol kenarı
- waywardasi, dikbaşlı
- wealthyzengin, varlıklı
- weatherhava durumu
- websiteweb sitesi
- weddingdüğün
- weekdayhafta içi günü
- weekendhafta sonu
- welcomehoş geldin
- welfarerefah, iyilik
- westernbatılı, batıya ait
- wetlandsulak alan
- whereasoysa, halbuki
- whetherolup olmadığı, ...mi diye
- whiskeyviski
- whisperfısıltı
- whistleıslık, düdük
- whoeverher kim
- willingistekli, gönüllü
- windingkıvrımlı, dolambaçlı
- wistfulhüzünlü özlem dolu
- without-siz, olmadan
- witnesstanık olmak
- wizenedburuşuk, kırışmış (yaşlılıktan)
- wordagekelime sayısı, söz kalabalığı
- workingçalışan, işleyen
- workmanişçi, usta
- workoutantrenman
- worldlydünya görmüş, görmüş geçirmiş
- worriedendişeli
- worshipibadet, tapınma
- wrangletartışmak, çekişmek
- writingyazma, yazı
- writtenyazılı
- wronglyyanlışlıkla, hatalı olarak
Z
- zoologyzooloji
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Vocaflare'deki kelime videoları Vocaflare Clips API ile geliyor. Dil uygulaması geliştiriyorsanız aynı indeksi siz de kullanabilirsiniz.
harfli kelimeler hakkında sorular
Bu listede ne var, kelimeler nereden geliyor.
Kelimeyi okumak bilmek değil
Bir kelime, söyleyince akılda kalıyor. Yapay zeka eğitmenle seviyene göre konuşarak pratik yap, kimse duymuyor.