9 harfli İngilizce kelimeler
VocaFlare kelime dağarcığındaki 9 harfli tüm kelimeler, baş harfe göre gruplanmış ve Türkçe anlamlarıyla. Bir kelimeye dokun, örnek cümlesini ve CEFR seviyesini gör.
A
- abandonedterk edilmiş
- abhorrentiğrenç, nefret uyandıran
- aborigineyerli, aborijin
- abundancebolluk
- accessoryaksesuar
- accompanyeşlik etmek
- acousticsakustik (ses özellikleri)
- acrobaticakrobatik
- adaptableuyum sağlayabilen
- addictionbağımlılık
- addresseealıcı, muhatap
- adjectivesıfat
- adjoiningbitişik, komşu
- admirabletakdire değer
- admissiongiriş, kabul
- adornmentsüs, süsleme
- advantageavantaj, üstünlük
- adventuremacera
- adverbialzarfsal
- adversaryrakip, düşman
- adverselyolumsuz şekilde
- adversitysıkıntı, zorluk
- advertisereklamını yapmak
- aestheticestetik
- affectionsevgi, şefkat
- afternoonöğleden sonra
- afterwardsonra, daha sonra
- agreeablehoş, keyifli
- agreementanlaşma
- aimlesslyamaçsızca
- alcoholicalkollü
- alignmenthizalama, ayar
- alleviatehafifletmek
- allotmenthobi bahçesi parseli
- allowanceharçlık, ödenek
- alongsideyanında, birlikte
- alternatesırayla yapmak, değişmek
- amazementhayret, şaşkınlık
- amazinglyşaşırtıcı bir şekilde
- ambiguitybelirsizlik
- ambiguousbelirsiz, muğlak
- ambitioushırslı, iddialı
- ambulanceambulans
- amorphousbiçimsiz, belirsiz
- amplifieramplifikatör
- amusementeğlence
- anchoragedemir yeri, liman
- anchormanerkek spiker
- animationanimasyon
- annoyancerahatsızlık, sinirlenme
- anonymityanonimlik, isimsizlik
- anonymousanonim, isimsiz
- anthologyantoloji, seçki
- antiquityantik çağ, eskilik
- antivirusantivirüs
- anxiouslyendişeyle
- apartmentdaire, apartman
- apologizeözür dilemek
- appallingkorkunç, berbat
- appliancecihaz, ev aleti
- applicantbaşvuru sahibi
- apprehendyakalamak, tutuklamak
- archetypearketip, ilk örnek
- architectmimar
- arduouslyzahmetle
- assertioniddia, savunma
- assistantyardımcı
- associateilişkilendirmek
- assurancegüvence
- astronautastronot
- astronomyastronomi
- athleticsatletizm
- attentiondikkat
- attentivedikkatli
- attributenitelik, özellik
- attritionaşınma, kayıp yoluyla azalma
- auberginepatlıcan
- austerelysade bir şekilde
- austeritykemer sıkma
- authorityyetki, otorite
- authorizeyetki vermek, izin vermek
- automaticotomatik
- autopilototopilot
- auxiliaryyardımcı
- availablemevcut, müsait
- awarenessfarkındalık
- axiomaticaksiyomatik, kendiliğinden açık
B
- badmintonbadminton
- barometerbarometre
- bartenderbarmen
- basicallytemelde, aslında
- bathhousehamam
- beautifulgüzel
- beginningbaşlangıç
- beguilingaldatıcı biçimde çekici, büyüleyici
- bilingualiki dilli
- billiardsbilardo
- biographybiyografi
- blanknessboşluk, ifadesizlik
- blindnesskörlük
- bookshelfkitap rafı
- bookstorekitapçı
- boyfrienderkek arkadaş
- brainwashbeyin yıkamak
- breakablekırılabilir
- breakdownarıza, bozulma
- breakfastkahvaltı
- brilliantharika, parlak
- brimstonekükürt
- broadbandgeniş bant internet
- broadcastyayın
- buccaneerkorsanlık yapmak
- butterflykelebek
C
- cafeteriakafeterya, yemekhane
- calculatehesaplamak
- callouslyduygusuzca
- calorifickaloriye ilişkin
- candidateaday
- capaciousgeniş, hacimli
- carbonizekarbonlaştırmak
- cardboardkarton
- carefullydikkatlice
- carpentermarangoz
- carpentrymarangozluk
- cashpointbankamatik, ATM
- cathedralkatedral
- ceaselessdurmak bilmeyen, sürekli
- celebratekutlamak
- celebrityünlü, şöhret
- certainlykesinlikle
- certaintykesinlik, emin olma
- cessationdurdurma, sona erdirme
- challengemeydan okuma, zorluk
- champagneşampanya
- characterkarakter
- chemistrykimya
- cherisheddeğer verilen, aziz tutulan
- childhoodçocukluk
- chiselledkeskin hatlı, yontulmuş gibi
- chocolateçikolata
- ChristianHristiyan
- chrysaliskelebek kozası
- cigarettesigara
- circuitrydevre sistemi
- circulateyayılmak, dolaşmak (söylenti)
- classicalklasik
- classmatesınıf arkadaşı
- classroomsınıf (oda)
- clearnessberraklık, netlik
- climacticdoruk noktasına ait
- closenessyakınlık
- coalitionkoalisyon
- coastlinekıyı şeridi
- cognitivebilişsel
- coherencetutarlılık
- colleaguemeslektaş, iş arkadaşı
- collectorkoleksiyoncu
- columnistköşe yazarı
- commanderkomutan
- committeekomite, kurul
- commodityemtia, meta
- communitytopluluk
- companionyol arkadaşı, dost
- competentyetkin, becerikli
- complaintşikayet
- compliantuyumlu, itaatkâr
- componentbileşen, parça
- concernedendişeli, kaygılı
- conditiondurum, koşul
- conductororkestra şefi
- confidentkendinden emin
- confusingkafa karıştırıcı
- confusionkafa karışıklığı
- consciousbilinçli, farkında
- consensusfikir birliği, konsensüs
- consonantünsüz harf
- constructinşa etmek
- contagionbulaşıcı hastalık, yayılma
- containerkap, kutu
- contestedtartışmalı, çekişmeli
- continentkıta
- continualsürekli, aralıksız
- convincedikna olmuş, emin
- cooperateiş birliği yapmak
- copyrighttelif hakkı
- corporatekurumsal, şirketle ilgili
- correctlydoğru bir şekilde
- correlateilişkili unsur
- countlesssayısız
- courgettekabak
- craftsmanusta, zanaatkâr
- cripplingfelç edici, çok zarar verici
- criticismeleştiri
- criticizeeleştirmek
- crocodiletimsah
- cultivateyetiştirmek, ekip biçmek
- curiositymerak
- curiouslymeraklı bir şekilde, tuhaf bir şekilde
- currentlyşu anda
- customaryalışılmış, geleneksel
- cybercafeinternet kafe
- cynicallyalaycı bir biçimde
D
- dandelionkarahindiba
- dangeroustehlikeli
- deceptivealdatıcı, yanıltıcı
- deductionçıkarım, sonuç
- deficienteksik, yetersiz
- degradingonur kırıcı, aşağılayıcı
- deliciouslezzetli
- delightedçok memnun, sevinçli
- demandingzorlu, talepkar
- democracydemokrasi
- demystifygizemini gidermek, açıklığa kavuşturmak
- departureayrılış, kalkış
- dependentbağımlı
- depictiontasvir, betimleme
- depravityahlaksızlık, sapkınlık
- deprecatekullanımdan kaldırmak
- depresseddepresif, çökkün
- desertionterk, firar
- desirablearzu edilir, çekici
- desperateçaresiz, umutsuz
- detectivededektif
- determinebelirlemek, saptamak
- deterrentcaydırıcı unsur
- detrimentzarar, kötüleşme
- devastateharap etmek, yerle bir etmek
- developedgelişmiş
- deviantlysapkınca
- differentfarklı
- difficultzor
- diligenceözen, çalışkanlık
- dimensionboyut
- directionyön
- disappearkaybolmak, gözden kaybolmak
- dischargetaburcu, terhis
- discoursesöylem, sohbet
- discoverykeşif
- discredititibarını zedelemek
- dishonestsahtekar, dürüst olmayan
- disparageküçümsemek, kötülemek
- dispersaldağılma, dağıtım
- disregardumursamazlık, hiçe sayma
- dissemblegerçek niyetini gizlemek
- dissidentmuhalif
- divergentfarklı, ayrışan
- diversionalternatif yol, sapma
- diversityçeşitlilik
- dormitoryyurt, pansiyon
- dramatistoyun yazarı
- drinkableiçilebilir
- drugstoreeczane
- dubiouslyşüpheyle
- duplicatekopya, suret
- dutifullygörev bilinciyle
E
- eagernessheves, istek
- easygoingrahat, kolay geçinir
- eccentriceksantrik, tuhaf
- ecologistekolog
- economicsekonomi (bilim dalı)
- economistekonomist
- economizetasarruf etmek, kısıtlamak
- ecosystemekosistem
- editorialbaşyazı, editör yazısı
- educationeğitim
- effectiveetkili
- efficientverimli
- elaborateayrıntılı, karmaşık
- electrodeelektrot
- elegantlyzarif bir şekilde
- elementaltemel, ilkel
- elevationyükseklik
- eliminateelemek, ortadan kaldırmak
- eloquencehitabet, belagat
- elsewherebaşka bir yerde
- embarrassutandırmak
- emergenceortaya çıkış, belirme
- emergencyacil durum
- emolumentücret, maaş
- emotionalduygusal
- emphasizevurgulamak
- emulationtaklit ederek yarışma, öykünme
- encompasskapsamak, içermek
- encounterkarşılaşma
- encouragecesaretlendirmek, teşvik etmek
- endlesslysonsuza dek, durmadan
- endurancedayanıklılık
- energeticenerjik
- enjoyablekeyifli, zevkli
- enjoymentzevk, keyif
- entertaineğlendirmek
- ephemeralgeçici, kısa ömürlü
- equipmentekipman
- escalatoryürüyen merdiven
- essentialesansiyel, gerekli
- establishkurmak
- estimatedtahmini
- eternallysonsuza dek, ebediyen
- ethicallyetik açıdan
- euphemismörtmece
- everybodyherkes
- evidentlyaçıkça, belli ki
- evokinglyçağrıştırıcı bir biçimde
- evolutionevrim
- exactnesskesinlik, tam doğruluk
- exaltedlyyücelterek, coşkuyla
- excellentmükemmel
- exceptionistisna
- excessiveaşırı, fazla
- excitedlyheyecanla
- exclusiondışlama, hariç tutma
- exclusiveözel, sınırlı
- excursiongezi, kısa tur
- executionuygulama, yürütme
- executiveyönetici düzeyinde, icra ile ilgili
- exhaustedbitkin, tükenmiş
- existencevarlık, var oluş
- expansiongenişleme, büyüme
- expensivepahalı
- explosionpatlama
- explosivepatlayıcı
- exquisitemuhteşem, zarif
- extensionuzatma, ek
- extensivekapsamlı, geniş
- extortiongasp, şantaj
- extremelyson derece, aşırı
- exuberantcoşkulu, taşkın
F
- fabricateuydurmak
- facsimiletıpkıbasım, birebir kopya
- fantasticharika
- fascinatebüyülemek, çok ilgisini çekmek
- favorableolumlu
- favorablyolumlu şekilde
- ferociousvahşi, azgın
- ferryboatferibot
- fictionalkurgusal, hayali
- financialmali, finansal
- fireplaceşömine
- fishermanbalıkçı
- flashbackgeriye dönüş sahnesi
- fluctuatedalgalanmak
- followingsonraki, izleyen
- foolishlyaptalca
- forbiddenyasak
- foreigneryabancı
- forlornlyhüzünle, çaresizce
- formalityformalite, resmi işlem
- formationoluşum, düzen
- formulateformüle etmek, geliştirmek
- fortnightiki hafta
- fortunateşanslı
- fractioushuysuz, geçimsiz
- fragrancekoku, güzel koku
- frequencysıklık, frekans
- furiouslyöfkeyle
- furnituremobilya
G
- gardeningbahçıvanlık
- generallygenellikle
- gentlemanbeyefendi
- genuinelygerçekten, samimi olarak
- geographycoğrafya
- glamorousgöz alıcı, gösterişli
- graduallyyavaş yavaş, kademeli olarak
- gratitudeminnettarlık
- gravitateyönelmek, çekilmek
- greatnessbüyüklük, ulaşılan üstünlük
- grievanceşikayet, sızlanma
- gruellingyıpratıcı, zorlu
- guaranteegaranti
- guerrillagerilla
- guidebookrehber kitap
- guidelineyönerge, kılavuz
- guitaristgitarist
- gushinglyaşırı coşkuyla
- gymnasticjimnastikle ilgili
H
- hairdryersaç kurutma makinesi
- hamburgerhamburger
- handshakeel sıkışma
- haphazardgelişigüzel, düzensiz
- happinessmutluluk
- haughtilykibirli bir şekilde
- hazardoustehlikeli
- headphonekulaklık
- hibernatekış uykusuna yatmak
- highlightvurgulamak
- hilariousçok komik
- hindranceengel
- hindsightsonradan anlama, geçmişe dönük bakış
- historiantarihçi
- holocaustbüyük yıkım, katliam
- homesteadçiftlik evi, arazi ile birlikte konut
- honeymoonbalayı
- honorableonurlu, şerefli
- hopefullyumarım
- hostilitydüşmanlık
- householdhane, ev halkı
- housewifeev hanımı
- houseworkev işleri
- humiliateaşağılamak
- hurriedlyaceleyle
- hyperboleabartı
- hypocrisyikiyüzlülük
- hypocriteikiyüzlü kişi
I
- identicalaynı, özdeş
- idiomaticdeyimsel, doğal dil kullanan
- ignorancecehalet, bilgisizlik
- illegallyyasa dışı olarak
- imaginaryhayali
- imitationtaklit
- immediateacil, ani
- immenselyson derece, muazzam biçimde
- immigrantgöçmen
- immigrategöç etmek
- impartialtarafsız
- impatientsabırsız
- implementaraç, alet
- implicatesuça karıştırmak
- importantönemli
- impressedetkilenmiş, hayran kalmış
- impulsivedürtüsel, düşünmeden hareket eden
- inanimatecansız
- incentiveteşvik
- incipientbaşlangıç halinde, gelişmekte olan
- includingdahil
- inclusiondahil etme, kapsayıcılık
- inclusivekapsayıcı
- incorrectyanlış
- incumbentgörevdeki kişi
- incurabletedavi edilemez, iyileşmez
- indignantöfkeli, haksızlığa kızgın
- indignityaşağılanma, onur kırıcı davranış
- indolencetembellik
- inductionoryantasyon, işe giriş eğitimi
- indulgenthoşgörülü, şımartan
- infectionenfeksiyon
- inferenceçıkarım
- inflationenflasyon
- influenceetki, nüfuz
- influenzagrip
- informantmuhbir, bilgi kaynağı
- ingeniousyaratıcı, akıllıca
- ingenuityyaratıcılık, ustalık
- ingenuoussaf, art niyetsiz
- initiallybaşlangıçta
- injectionenjeksiyon, iğne
- injusticeadaletsizlik
- innermosten içteki
- innovatoryenilikçi
- inspectormüfettiş
- instantlyanında
- instituteenstitü
- insurancesigorta
- integrateentegre etmek, bütünleştirmek
- intellectakıl, zeka
- intensiveyoğunlaştırılmış
- intentionniyet
- interferemüdahale etmek
- interjectaraya girmek, söze karışmak
- interludeara, fasıla
- interpretyorumlamak
- interruptkesmek, sözünü kesmek
- interviewmülakat, röportaj
- intrinsicözsel, doğal olarak var olan
- introducetanıtmak
- intrusionizinsiz girme, müdahale
- intuitionsezgi
- intuitivekullanımı kolay, anlaşılır
- inventionicat, buluş
- invisiblegörünmez
- irregulardüzensiz
- irritatedsinirlenmiş, tahriş olmuş
- isolationizolasyon, yalnızlık
- italicizeitalik yapmak
- itineraryseyahat planı, güzergah
J
- jealouslykıskançlıkla
K
L
- landscapemanzara, peyzaj
- landslidetoprak kayması
- lassitudeyorgunluk, bitkinlik
- latecomergeç kalan kişi
- laudatoryövgü dolu
- leaveningmayalandırıcı madde
- legendaryefsanevi
- legislateyasa çıkarmak
- leisurelyaceleye getirmeden, ağır ağır
- lethargicuyuşuk, halsiz
- librariankütüphaneci
- lifeguardcankurtaran
- lifestyleyaşam tarzı
- lightningşimşek, yıldırım
- limitlesssınırsız
- literallygerçekten, kelimenin tam anlamıyla
- lucrativekazançlı, kârlı
- ludicroussaçma, gülünç
- lunchtimeöğle yemeği vakti
- luxuriouslüks, konforlu
- lyricallylirik bir biçimde
M
- maelstromgirdap
- magnetismçekicilik, karizma
- maliciouskötü niyetli
- malleableşekillendirilebilir, kolay etkilenen
- marketingpazarlama
- marvelousharika, muhteşem
- mausoleumanıt mezar
- meanwhilebu arada
- mechanismmekanizma
- mechanizemakineleştirmek
- mediationarabuluculuk
- melodiousahenkli, tatlı sesli
- memorableunutulmaz
- mercenaryparalı asker
- messengerhaberci, ulak
- microwavemikrodalga fırın
- midwiferyebelik
- migrationgöç
- minefieldmayın tarlası, tehlikeli alan
- miniatureminyatür
- miserablesefil, mutsuz
- modernismmodernizm
- modernizemodernleştirmek
- momentaryanlık, geçici
- monasterymanastır
- moonlightay ışığı
- moonscapeay manzarası
- motivatedmotive olmuş, istekli
- motorbikemotosiklet
- mundanitysıradanlık, bayağılık
- mythologymitoloji
N
- narrativeanlatısal, öyküsel
- naturallydoğal olarak
- necessarygerekli
- necessityzorunluluk, ihtiyaç
- negligentihmalkar, dikkatsiz
- negotiatemüzakere etmek, pazarlık etmek
- nervouslygergin bir şekilde
- newspapergazete
- nightclubgece kulübü
- nightlifegece hayatı
- nightmarekabus
- nocturnalgece aktif olan, gece ile ilgili
- northeastkuzeydoğu, kuzeydoğuya ait
- northwardkuzeye doğru
- northwestkuzeybatı, kuzeybatıya ait
- nostalgianostalji, özlem
- nostalgicnostaljik
- notorietykötü şöhret
- notoriousadı çıkmış, kötü şöhretli
- numericalsayısal
- nutritionbeslenme
O
- obedienceitaat
- objectionitiraz
- objectivehedef, amaç
- obscurelybelirsizce, anlaşılmaz şekilde
- obsessionsaplantı, takıntı
- obsessivesaplantılı, takıntılı
- obviouslyaçıkça, belli ki
- offensivesaldırgan, rahatsız edici
- offspringyavru, döl
- operationameliyat
- opulentlygörkemli bir şekilde
- orchestraorkestra
- organizeddüzenli, organize
- organizerorganizatör
- originatekaynaklanmak
- otherwiseaksi takdirde, yoksa
- ourselveskendimiz
- outskirtskenar mahalle, dış çeper
- outwardlygörünüşte, dıştan
- overboardgemiden denize
- overdrafthesap açığı, eksi bakiye
- overjoyedçok mutlu, sevinçten uçan
- overnightgecelik, bir gecede olan
- overthrowdevirmek
- overwhelmbunaltmak, ezmek
P
- palatablelezzetli, kabul edilebilir
- panoramicpanoramik
- paperlesskağıtsız
- paperworkevrak işleri
- parachuteparaşüt
- paragraphparagraf
- paralysisfelç
- paramedicparamedik, acil sağlık teknisyeni
- parameterparametre, değişken
- paramounten önemli, üstün
- parasiticasalak, parazit
- parochialdar görüşlü, taşra kafası
- passengeryolcu
- patientlysabırla
- patrioticvatansever
- patronizeküçümsemek, tepeden bakmak
- penduloussarkık, salınan
- penetrateiçine nüfuz etmek, delip geçmek
- penfriendmektup arkadaşı
- peninsulayarımada
- pennilessmeteliksiz, parasız
- perfectlymükemmel şekilde, tamamen
- performersanatçı, icracı
- permanentkalıcı, sürekli
- persecutezulmetmek, eziyet etmek
- personifykişileştirmek, temsil etmek
- personnelpersonel
- pertinentilgili, alakalı
- pervasiveher yere yayılmış
- pessimistkötümser kişi
- petrifieddehşete düşmüş, çok korkmuş
- photocopyfotokopi
- physicianhekim, doktor
- pineappleananas
- plausiblemakul, akla yatkın
- plausiblymakul bir şekilde
- plutocratplutokrat
- pneumoniazatürre
- pointlessanlamsız, amaçsız
- poisonouszehirli
- policemanerkek polis
- politicalsiyasi, politik
- pollutantkirletici madde
- pollutionkirlilik
- ponderoushantal, ağır
- portrayaltasvir, canlandırma
- possessedele geçirilmiş, sahiplenilmiş
- possessorsahip, malik
- posteritygelecek nesiller
- posturinggösteriş, poz kesme
- potentialpotansiyel, kapasite
- practicalpratik, kullanışlı
- preciselytam olarak, kesinlikle
- precisionkesinlik, hassasiyet
- predicatedayandırmak, temellendirmek
- predictorgösterge, tahmin aracı
- prejudiceönyargı
- preoccupyzihnini meşgul etmek
- preschoolokul öncesi
- prescribereçete yazmak, önermek
- presentersunucu
- presidentbaşkan
- pricelesspaha biçilmez
- primarilybaşlıca, esas olarak
- primitiveilkel
- principalasıl, başlıca
- principleilke, prensip
- privatelyözel olarak, gizlice
- privilegeayrıcalık
- procedureprosedür, yöntem
- professorprofesör
- promenadegezinti yolu, sahil yolu
- prominentönde gelen, tanınmış
- promotionterfi; tanıtım
- pronouncetelaffuz etmek
- prophetickehanet niteliğinde
- proponentsavunucu, destekleyici
- proscribeyasaklamak
- prosecuteyargılamak, kovuşturmak
- prostrateyere kapanmak, secde etmek
- provisionhüküm, madde
- proximityyakınlık
- prurienceşehvet düşkünlüğü
- publicitytanıtım, reklam
- publicizeduyurmak, tanıtmak
- publisheryayıncı, yayınevi
Q
R
- radiationradyasyon
- radicallykökten, radikal biçimde
- rainstormsağanak yağmur, fırtına
- rapturouscoşkulu
- raspberryahududu, böğürtlen
- raunchilymüstehcen bir şekilde
- realisticgerçekçi
- rearrangeyeniden düzenlemek
- receptionresepsiyon
- recessiondurgunluk, ekonomik gerileme
- recessiveçekinik, gen
- reclusivemünzevi, içine kapanık
- recognizetanımak
- recollecthatırlamak
- recommendtavsiye etmek, önermek
- reconcilebarıştırmak, uzlaştırmak
- recordingkayıt
- recumbentyatık, uzanmış
- recyclinggeri dönüşüm
- reductionazalma, indirim
- redundantişten çıkarılmış
- referencedeğinme, atıf
- refurbishyenilemek, tadilat yapmak
- regardinghakkında, ile ilgili
- regularlydüzenli olarak
- rehearsalprova
- reinforcegüçlendirmek, pekiştirmek
- rejectionret, reddedilme
- religiousdini, dindar
- reluctantisteksiz, gönülsüz
- remaindergeri kalan, kalan kısım
- remainingkalan, geri kalan
- reminisceanımsamak, hatıraları anlatmak
- renderingcanlandırma, sunum
- repellantkovucu, madde
- repertoryrepertuvar
- representtemsil etmek
- reproduceüremek
- reptiliansürüngen gibi
- residenceikametgah, konut
- resilientdayanıklı, esnek
- respectedsaygın, itibarlı
- retentiontutma, muhafaza
- revealingaçığa çıkarıcı, ifşa edici
- reverencesaygı, hürmet
- revulsiontiksinti, iğrenme
- rudimentstemel bilgiler, esaslar
S
- sacrificefedakarlık
- safeguardkoruma önlemi, güvence
- salvationkurtuluş
- sandstonekum taşı
- sarcasticalaycı, iğneleyici
- satelliteuydu
- satisfiedmemnun, tatmin olmuş
- scavengerleş yiyici, çöp toplayıcı
- scheduledplanlanmış, zamanlanmış
- scholarlyakademik, bilimsel
- scientistbilim insanı
- sculptureheykel
- secondaryikincil
- secretarysekreter
- secularlylaik bir şekilde
- sedentaryhareketsiz, yaşam tarzı
- selectionseçki, çeşit
- semicolonnoktalı virgül
- sensationhis, duyum
- sensitivehassas, duyarlı
- sentimentduygu, kanı
- Septembereylül
- seriouslyciddi bir şekilde, ciddiyetle
- seventeenon yedi
- shipwreckgemi enkazı
- shortlistkısa listeye almak
- shortnesskısalık, nefes darlığı
- signatureimza
- similarlybenzer şekilde
- sinceritysamimiyet
- situationdurum
- slaughterkesim
- sleeplessuykusuz
- snowboardkar kayağı tahtası, snowboard
- snowstormkar fırtınası
- socializesosyalleşmek
- soliloquyiç monolog, tek başına konuşma
- solipsismtekbencilik
- someplacebir yerde, bir yere
- somethingbir şey
- sometimesbazen
- somewherebir yerde, bir yere
- sophomoreikinci sınıf öğrencisi
- southeastgüneydoğu yönündeki
- southwardgüneye doğru
- southwestgüneybatı yönündeki
- spaceshipuzay gemisi
- spaghettispagetti
- sparklinggazlı, köpüklü
- spatiallymekansal olarak
- speciallyözellikle, özel olarak
- specialtyspesiyalite, özel yemek
- spectaclegösteri, manzara
- spectatorseyirci
- speculatetahmin etmek, spekülasyon yapmak
- spiritualmanevi, ruhsal
- spokesmansözcü (erkek)
- stabilityistikrar
- stabilizedengelemek, stabilize etmek
- startlingşaşırtıcı, ürkütücü
- statementifade, açıklama
- statesmandevlet adamı
- statewideeyalet çapında
- sterilitykısırlık
- stimulantuyarıcı madde
- stimulateuyarmak, teşvik etmek
- stipulateşart koşmak
- stockpilestok, yığın
- stoneworktaş işçiliği
- stopwatchkronometre
- strangelygarip bir şekilde
- strappingiri yarı, güçlü kuvvetli
- strategicstratejik
- stressfulstresli, yıpratıcı
- stringentsıkı, katı
- structureyapı
- stylisticüslupla ilgili
- submarinedenizaltı
- subsidizesübvanse etmek, desteklemek
- substancemadde
- succulentetli yapraklı bitki, sukulent
- sufferingacı çekme
- sulphurickükürtlü
- summarilyhemen, usulsüzce
- summarizeözetlemek
- sunflowerayçiçeği
- superstarsüperstar
- supervisedenetlemek
- supporterdestekçi, taraftar
- surprisedşaşırmış
- surrenderteslim olmak
- suspicionşüphe
- synthesissentez, bireşim
- syntheticsentetik, yapay
T
- tactfullynazikçe, incelikle
- talkativegeveze, konuşkan
- tantalizesabırsızlandırmak, ağzının suyunu akıtmak
- tastelesstatsız
- technicalteknik
- techniqueteknik, yöntem
- tediouslysıkıcı biçimde
- telephonetelefon
- telescopeteleskop
- temperateılıman
- temporarygeçici
- tenaciousazimli, inatçı
- terrifieddehşete düşmüş, çok korkmuş
- territorybölge, toprak
- terrorismterörizm
- terroristterörist
- testamentkanıt, delil
- testimonytanıklık, ifade
- therapistterapist
- thereforebu nedenle, dolayısıyla
- thicknesskalınlık
- thrillingheyecan verici
- tightropecambaz ipi
- timetablezaman çizelgesi, ders programı
- tirednessyorgunluk
- toothachediş ağrısı
- torturousişkence gibi, eziyetli
- toughnesssertlik, dayanıklılık
- tracksuiteşofman
- traditiongelenek
- transformdönüştürmek
- transientgeçici
- translatetercüme etmek, çevirmek
- transportulaşım, taşımacılık
- traumatictravmatik
- treacheryhainlik, ihanet
- treatmenttedavi, muamele
- turbulentçalkantılı
- typicallygenellikle, tipik olarak
U
- uncertainemin olmayan, belirsiz
- unchangeddeğişmemiş, aynı kalan
- unclearlybelirsiz bir şekilde
- undauntedyılmayan, korkusuz
- underlinealtı çizili çizgi
- undertakeüstlenmek, girişmek
- underweariç çamaşırı
- undreamedhayal bile edilemeyen
- undressedçıplak, giyinmemiş
- unexcusedmazeretsiz, izinsiz
- unharriedrahatsız edilmemiş, huzurlu
- unhealthysağlıksız
- unhelpfulyardımcı olmayan, faydasız
- universalevrensel, genel
- unlimitedsınırsız
- unmusicalmüzik kulağı olmayan
- unnaturaldoğal olmayan, yapmacık
- unnervingürkütücü, tedirgin edici
- unpopularsevilmeyen, popüler olmayan
- unrelatedilgisiz, bağlantısız
- unselfishözverili, bencil olmayan
- untangledçözülmüş, açılmış
- untreatedtedavi edilmemiş, işlem görmemiş
- untrimmedbudanmamış, kırpılmamış
- unusuallyalışılmadık şekilde
- unwillingisteksiz, gönülsüz
- unworldlydünya işlerinden anlamayan, saf
V
- valentinesevgililer günü hediyesi/kartı
- vandalizetahrip etmek, vandallık yapmak
- variationdeğişim, farklılık
- vegetablesebze
- ventilatehavalandırmak
- veritablegerçek anlamda, tam bir
- versatileçok yönlü
- vestigialkörelmiş, kalıntı
- vibrationtitreşim
- viciouslyacımasızca
- viewpointbakış açısı
- vindicatehaklı çıkarmak, temize çıkarmak
- violentlyşiddetle
- virtuallyneredeyse, hemen hemen
- voluntarygönüllü
- volunteergönüllü olmak
- voraciousdoymak bilmez, obur
W
- waistcoatyelek
- walkabouthalk arasında gezinti (resmi kişi)
- wallboardduvar levhası, alçıpan
- waterfallşelale
- wearisomeyorucu, bezdirici
- Wednesdayçarşamba
- whicheverhangisi olursa
- whirlwindkasırga, hızlı gelişen olaylar
- willinglyisteyerek, gönüllü olarak
- wistfullyhüzünle özleyerek
- withdrawniçine kapanık
- wonderfulharika
- wordsmithusta yazar, söz ustası
- workbenchiş tezgahı
- workplaceişyeri
- worktableçalışma masası
- worldviewdünya görüşü
- worldwidedünya çapında
- worthlessdeğersiz
Y
- yesterdaydün
Z
- zoologistzoolog
Seviyelerin kaynağı: Yukio Tono, Tokyo University of Foreign Studies tarafından hazırlanan CEFR-J Vocabulary Profile v1.5 ve Octanove Labs tarafından hazırlanan Octanove Vocabulary Profile C1/C2, CC BY-SA 4.0. Anlamlar ve örnek cümleler VocaFlare tarafından yazılmıştır.
Vocaflare'deki kelime videoları Vocaflare Clips API ile geliyor. Dil uygulaması geliştiriyorsanız aynı indeksi siz de kullanabilirsiniz.
harfli kelimeler hakkında sorular
Bu listede ne var, kelimeler nereden geliyor.
Kelimeyi okumak bilmek değil
Bir kelime, söyleyince akılda kalıyor. Yapay zeka eğitmenle seviyene göre konuşarak pratik yap, kimse duymuyor.